Giriş

Toplumlararası kültürel aktarımlarda çeviri hataları ve kavramların müphemleşmesi (bulanıklaşması) günümüzde toplumlar arasında ve bireyler arasında bir birini yeterince anlamamanın önemli nedenlerinden birisidir.

Hemen belirtelim ki, bir toplumdan başka bir topluma yapılan aktarımlarda ve özellikle dilsel çevirilerde gerçekleşen “aktarım hataları ve yanlışlarından dolayı “olgu-kavram-anlam” sapmaları ve kaymaları, “lingua franca/ ortaklaşan dillerde” daha yoğunca gerçekleşmektedir. Bu gibi durumlar çoğu kez bu dillerde bazı temel olguların daha iyi anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle bazı kavram ve olguları yeri geldiğinde açıklamak, anlaşılma ve anlama bakımından iletişimimizi pozitif olarak etkileyecektir.

Dillerde bir hayli bulanıklaşarak dolaşan kavramlardan birisi “uygarlık” veya “uygarlaşma” kavramıdır.

Köken Bilimsel (Etimolojik) Olarak “Uygarlık”

“Uygarlık” kavramı etimolojik olarak Türkçedir. “Uygurlaşmak” deyiminden gelmektedir. Orta Asya’daki bazı göçebe Türk kabilelerinin 745 yılında bir kabile konfederasyonu oluşturarak, yerleşik yaşama geçip şehir- devlet kültürüne geçmesi sürecinde ortaya çıkan bir tanımlamadır. Bu süreçten sonra göçebe Türk kabileleri “şehir yaşamına geçmeye” “Uygurlaşma” deyimini kullanmıştır. Daha sonra “Uygurlaşma” deyimi “Uygarlaşma” kavramına dönüşmüştür.

“Şehir” kavramının etimolojisi, Avestaca “Xshatra; yönetim, güç, hâkimiyet, krallık” kavramından gelmektedir. Gerçekten de “şehirleşme” ile “hâkimiyet, krallık” birbirine sıkı sıkıya bağlı değişimler ve olgulardır. Muhtemelen “şehirleşme” “ekonomik ve siyasal gücün Zigurratlarda merkezileşmesi ve devletleşmesi” ile başlayan bir süreçtir. “Xshatra> Khşhatra> Pehlevice Şah/ Şahr/ Şahristan> Farsça ve Kürtçe’ye Şehristan; uygarlık” olarak geçmiştir.

Bu temelde hemen belirtelim ki, etimolojileri incelendiğinde “kent” kavramı ile “şehir” kavramı birbirinden faklı olguları ifade eden kavramlardır. Özellikle “kent” kavramı etimolojik olarak tartışmalıdır. Dolayısıyla “şehir” kavramı ile “kent” kavramı anlam olarak bir birinin anlamdaşı değildir.

Yazılı kaynaklara göre “şehirleşme” anlamındaki en eski kavramlaştırma Sümerce “Uru/ Uri-a; şehir” biçiminde geçmektedir. Muhtemelen “Uruk; şehirleşme, uygarlık” anlamında kullanılmıştır.

Proto-Sami dilinde “mâsôr” “sur, kale” kelimesinden “Misri/ Musri/ Musur/ Mısır” olarak türemiştir. Arapça “madīna(t); şehir, devlet”, “madanī; şehirli, Medineli” demektir. Yine Arapça “Balad-beled, belediye; şehir, devlet” şehirleşmeyi ifade etmektedir.

Eski Yunanca’da “Πόλη/ Póli (Şehir)”, “politikós/ uygarlık”, Batı dillerinde “Civilisation” uygarlığın eş anlamı olarak kullanılmıştır. Bu kavram da “şehirleşme” anlamındadır. Latince “civitas/ şehir” “civi-lis; medeni, şehirli” anlamına gelmektedir. Bu kavram Batıda 18. Yüz yılın ikinci yarısından sonra kullanılmıştır. İngilizce’de “City/ Şehir” olarak geçmektedir.

Yine Fransızcadaki “bourg”, “surlarla çevrili, kale” anlamına gelmektedir. Bu kavramlaştırma da yazılı örneği bulunmayan PIE dilinde “*bʰr̥ǵʰ-; yüksek yer, kale” kelimesinden türemiştir. Muhtemelen Kuzey Mezopotamya’da şehirleşme sürecinde oluşan bir kavramlaştırmadır.

“Childe, erken şehirleri neolitik köylerden ayırt etmeye yarayan ve arkeolojik verilerle test edilebilen 10 ölçüt/ kıstas belirlemiştir:

1- Erken şehirler hem nüfus hem de yüzölçümü bakımından kendilerini önceleyen tarım köylerinden çok daha büyüktürler.

2- Sakinlerinin yalnızca ‘yiyecek üretimi’ (tarım ve hayvancılık) ile meşgul olduğu eşitlikçi köylerin aksine, şehir ahalisi ‘tam-zamanlı çalışan zanaatkârlar, ulaşımı kolaylaştıran işçiler, tacirler, memurlar, din adamları’ şeklinde meslek gruplarına bölünmüştür.

3- Yiyecek üreten sınıflar, çiftçilik ve otlatıcılıktan elde ettikleri ürünün bir kısmını ‘ondalık ya da vergi’ olarak şehrin tanrısıyla bağlantılı bir tapınağa ya da tanrısal unvanlar taşıyan bir prense teslim ederler. Şehir, bu sayede ‘tarımsal ürün fazlasının’ biriktirildiği bir merkeze dönüşür ve birikimler yiyecek üretmeyen şehir sakinleri (siyasal-dinsel seçkinler ile zanaatkârlar) arasında bölüşülür.

4- Yiyecek üretimi sayesinde, şehre akan tarım-fazlası, şehirli işgücü (zanaatkârlar ile işçiler) tarafından büyük anıtsal binalara dönüştürülür; kaynağı tarım olan toplumsal zenginlik kamu binalarıyla temsil edilir ve kent toplumunun tabakalı/ hiyerarşik/ kurumsal yapısı bu binalarda görünürlük kazanır.

5- Şehirde toplanan tarımsal ürün fazlasının büyük kısmına el koyan rahipler, siyasal-askeri önderler ve memurlar, ‘yönetici sınıf’ konumuna yükselirler.

6- Yazılı kültür, şehirli toplumu tanımlayan unsurların başında gelir.

7- Örgütlülük düzeyi yüksek şehir nüfusunun bir arada yaşayabilmesi için aritmetik, geometri, astronomi gibi bilimlerin güçlenmesi gerekir. Öyleyse şehirler, insanlığın bilgi hazinesini de genişleten temel yerleşim birimleridir.

8- Şehir seçkinlerinin kendilerini, toplumun geri kalanından ayırt etme isteği sanatı, sanatsal ifade biçimlerini ve sanatçının kullandığı materyali de çeşitlendirir.

9- Şehirdeki tabakalaşma, ihtiyaçların da çeşitlenmesi anlamına geldiğinden, yerli olarak üretilemeyen mallar ve yakın çevrede bulunmayan doğal kaynaklar dışarıdan ithal edilir. Bu, şehirlerarası ticaret hacminin köy ekonomisindekine nazaran kat be kat fazla olması demektir.

10- Son olarak, şehirler akrabalık bağını aşan bir siyasal kurumsallaşmanın olgunlaştığı mekânlardır. Öyleyse, şehirler ‘devletli toplum’ların doğumunu mümkün kılan birimlerdir. (Childe, 1950: 9-16 aktaran Çıvgın, Ocak 2015, s. 81).

Childe ve Liverani (2006, s. 19), şehirleşmeye ilişkin en temel değişimleri “sulamalı saban tarımı”na dayandırmaktadırlar. Güney Frat- Dicle Havzasındaki tarımın “arpa ve hurma” üretimine dayalı olarak geliştiği arkeolojik verilerle kanıtlanmıştır.

Eski “Yakındoğu” Tarihi alanında Belçikalı Tarihçi Prof. Marc Van de Mieroop (1956- ∞), “Antik Mezopotamya Şehri (1997 ve 1999) adlı kitabında “ilk şehirlerin Güney Mezopotamya’da oluştuğunu ve şehirleşmelerin zamanla Kuzey Mezopotamya’ya da yayıldığını” güçlü verilerle açıklamaktadır.

Yine bir çok araştırmacı “tarihteki ilk şehirler, ilk uygarlık ve ilk devletlerin eş zamanlı olarak Güney Mezopotamya’da başladığını” belirtmektedirler. Alman arkeolog H. J. Nissen (İlk Kentlerin Sanatı/ Art of the First Cities, 2003), G. Modelski (Dünya Kentleri/ World Cities, 2003), Britanyalı tarihçi J. J. Norwich (Tarihte Büyük Kentler/ The Great Cities in History, 2009) ve daha birçok araştırmacının farklı alanlardaki çalışmalarında bu belirlemeler kabul edilmektedir.

İlk Şehir, İlk Devlet ve İlk Uygarlık Birlikte Mi Başladı?

Bu soru tarihçi, arkeolog, antropologların ve toplum bilimcilerin henüz tam anlamıyla mutabık olamadığı tartışma konularından birisidir.

Eridu’nun ilk şehir”, “Uruk’un ilk Şehir Devleti” olduğunu ileri süren görüşler, “Eridu’nun ilk şehir değil, ilk kasaba olduğunu” güçlendiren verilerle şimdilik geri planda kalmıştır.

Kanımca Uygarlaşma ile Şehirleşme birbirini kapsamaktadır. Geriye “şehirleşme ile devletleşme arasındaki sarmal ilişki” sorunsalı kalmaktadır.

Şehirleşme ve devletleşmenin tanımlanmasına dönük çabalar 20. yy. da tarih ve toplum bilimlerinin gelişmesiyle birlikte başlangıç mekânlarına, yani Mısır-Nil, Güney Mezopotamya- Frat ve Dicle, Kuzey Hindistan-İndus bölgelerindeki verilere yönelmiştir.

Mısır’da “şehirsiz bölgesel (teritoryal) devletleşme” örneği çeşitli yönleriyle incelenmektedir. İndus’taki bu süreç geç süreçlerde başladığı için dikkatler yine Güney Mezopotamya’ya yönelmiştir.

“Şehirleşme ile devletleşmenin aynı süreçlerde gerçekleşmediğini” savunanlar da vardır; Huat (2005: 961-963) ve I.D. Forest (2006: 17) gibi.

Childe ve birçok araştırmacı ise “Uruk’ta ilk/erken şehir devletleşmesinin” gerçekleştiğini belirtmektedirler. Tarihçi Van de Mieroop; “Uruk’la şehir-devlet başlamış, Cemdet Nasr Döneminde Uruk’a başka büyük merkezler eklenmiş, Erken Hanedanlar döneminde ise Güney Mezopotamya’da 35 rakip şehir devleti oluşmuştur”.

“Eridu, karmaşık yerleşimlerin en eskisidir, ilk dini merkezlerden olduğu için 700 yıl boyunca aynı sayıda nüfusu barındırmış, ancak siyasal-ekonomik açıdan merkezi bir konum kazanamaması nedeniyle 3. binyılda önemini büyük ölçüde yitirmiştir. Bu çalışmada, Eridu ilk kent değil kentlerin ortaya çıkışı için gerekli zemini hazırlayan bir kasaba olarak tanımlanacaktır” (Çıvgın, Ocak 2015, s. 94).

Kısaca uygarlık, “şehir yaşamı, şehre dayalı yaşam” demektir. İnsanların ilk kez Dicle- Frat ve Nil Nehirlerinin kıyılarında şehir düzenine geçmesi toplumsal değişim akışının da önemli bir kavşağı ve durağı, sıçrama noktasını ifade etmektedir. İnsanlık tarihinde toplumsal biçimlenme bu kavşakta üç ana kola ayrılmıştır; avcı- toplayıcı İlk Toplumlar, çiftçi-çoban Köy Toplumları ile tüccar-zanaatçı-rantçı Uygar (Şehirli) Toplumlar. Daha sonra toplumsal çeşitlilik karmaşıklaşarak daha da artmıştır. Burada hemen belirtmek gerekir ki, uygarlık kavramı kültürel ve sosyal anlamda “ileri-gerilik veya gelişmişlik” anlamında kesinlikle kullanılmamaktadır. Sadece yaşam tarzında karmaşık değişimlerin bütünsel ifadesi olarak kullanılmaktadır.

Şehir düzeni; geniş çaplı sulamalı-saban tarımı, uzun mesafeli takas/ticareti, bağımlı-uzman zanaatkârlık (sanayi), sınıflaşma, hiyerarşik toplumsal yapılaşma, siyasal olarak yönetim ve denetimin merkezileşerek kurumlaşması (iktidarlaşma ve devletleşme) gibi birçok toplumsal boyutu bağrında taşıyan bir kavramdır. Dolayısıyla Uruk-Sümer, Susa-Elam, Tell- Brak-Urkeş-Hurri, Abydos ve Nekhen (Hierakonpolis)-Mısır gibi şehir düzenlerine geçişle birlikte, toplumsal akış sürecinde yeni bir sosyal kümeleşme olan “Uygar Toplumlaşma” biçimleri şekillenmeye başlamıştır.

Buna göre “Göbekli Tepe (Giré Mıraza)” gibi erken neolitik köy yerleşimlerini “uygarlık” kategorisine koymak ne kadar yerinde bir tanımlamadır?

Kaynakça;

Algaze, G. (2008). Ancient Mesopotamia at the Dawn of Civilization: The Evolution of an Urban Landscape. Chicago: University of Chicago Press.

Algaze, G. (2013). The End of Prehistoryand the Uruk Period. The Sumerian World. (Der). (H. Crawford, Dü.) London- New York: Routledge.

Stein, G. J. (2005). The Political Economy of Mesopotamian. Akademia.edu, s. 143-172. 01 13, 2023 tarihinde https://www.academia.edu/415177/2005_Gil_J_Stein_The_Political_Economy_of_Mesopotamian_Colonial_Encounters_Pp_143_172_in_G_Stein_ed_The_Archaeology_of_Colonial_Encounters_Santa_Fe_SAR_Press adresinden alındı

Çıvgın, İ. (2015, Ocak). Orta ve Geç Uruk Dönemi'nde (M.Ö. 3700- 3100) Kentler, Devletleşme, Ticaret, Kültürel Etkileşim ve Kolonileşme. 24(1), s. 75- 124. 09 21, 2022 tarihinde https://www.academia.edu/11755118/Orta_ve_Geç_Uruk_Dönemi_nde_MÖ_3700_3100_Kentler_Devletleşme_Ticaret_Kütürel_Etkileşim_ve_Kolonileşme adresinden alındı

Çıvgın, İ. (2015, Mart). Uruk’un Yayılışı: M.Ö. 4. Binyılda Mezopotamya’da Erken Kentler, Takas Ağları ve Kolonileşme. Uluslararası Avrasya Sosyal Bilimler Dergisi, 6(18), s. 246-299. 10 12, 2022 tarihinde https://www.researchgate.net/publication/331063760_Uruk%27un_Yayilisi_MO_4_Binyilda_Mezopotamya%27da_Erken_Kentler_Takas_ve_Kolonilesme adresinden alındı

Childe, G. (2009). Tarihte Neler Oldu? (5. b.). (A. Şenel, & M. Tuncay, Çev.) İstanbul: Kırmızı.

Childe, V. (1936, 1951). Man Makes Himself / Kendini Yaratan İnsan (İnsanın Çağlar Boyu Gelişimi) (8. Baskı (2006) b.). (F. Ofluoğlu, Çev.) İstanbul: Varlık Yayınları. 10 22, 2021 tarihinde

Dolukhanov, P. (1998). Eski Ortadoğu'da Çevre ve Etnik Yapı. (S. Aydın, Çev.) Ankara: İmge Kitapevi Yayınları.

Eraslan, A. (2007, Nissan). Arkeolojinin Tartışmalı Sorunsalı Çatalhöyük: Köy mü Kent mi? Toplumsal Tarih (160), 68-71.

Glassner, J., & Jacques. (2000). “Les petits États mésopotamiens à la fin du 4e et au cours du 3e millénaire”, (M. H. Hansen, Dü., & C. A. Reitzels, Çev.) Copenhagen.

Kramer, S. N. (1963). Sümerler: Tarihleri, Kültürleri ve Karakterleri. (2002 b.). (Ö. Buze, Çev.) İstanbul: Kabalcı Yayınevi.

Kramer, S. N. (1981). Tarih Sümer'de Başlar; Yazılı Tarihteki Otuzdokuz ilk (Birinci Basım: Temmuz 1 999/ İkinci Basım: Aralık 2002 b.). (H. Koyukan, Çev.) İstanbul: Kabalcı Yayınevi.

Kuhrt, A. (1995). The Ancient Near East C.3000- 330 Volume I (5 /Nisan 2019, İstanbul b., Cilt 1). (A. Berktay, Dü., & D.

Liverani, M. (2006). Uruk: The Fist City. (Z. Bahrani, M. V. Mieroop, Dü, Z. Bahrani, & M. V. Mieroop, Çev.) London: Equinox Puplishing Ltd.

Liverani, M. (2006). Uruk: The Fist City. (Z. Bahrani, M. V. Mieroop, Dü, Z. Bahrani, & M. V. Mieroop, Çev.) London: Equinox Puplishing Ltd.The Pennsylvania Sumerian Dictionary Project (PSD), Mayıs 2006 Web. (2004, Eylül). (S. Tinney, Prodüktör, & Pennsylvania Üniversitesi Antropoloji ve Arkeoloji Müzesi