Bugün kentin içinde uzun bir tur attım.
Amacım haber değil, biraz şehrin nabzını yoklamaktı.
Geniş bir caddeden dar bir sokağa sapınca manzara değişti.
Konteyner yerinde, kapağı açık. Ama çöpler içinde değil, etrafında.
Sanki herkes aynı fikirde: "Ben buraya bırakayım, görev tamam."
Biraz ileride kartonlar, eski bir koltuk parçası, birkaç poşet..
Kent kendi kendine eşya biriktiriyor gibiydi.
İnsan düşünmeden edemiyor: Biz mi şehirde yaşıyoruz, şehir mi bizim alışkanlıklarımızın içinde sıkışıyor?
İlerlerken bir poşetin patlamış olduğunu gördüm. İçindekiler yayılmış.
Bir kedi durumu gözlüyor, yanından geçenler ise hızını artırıyor.
Kent bazen tam da böyle anlarda ortaya çıkıyor: Kimsenin sorumluluğu olmayan küçük sahnelerde.
Bir binanın önü tertemiz, birkaç metre sonrası ise sanki terk edilmiş bir alan.
Bu kadar kısa mesafede değişen görüntü, bana şunu düşündürdü:
Temizlik ekipleri her yerde aynı olabilir ama sahiplenme duygusu aynı değil.
Kentte yürürken insanların davranışları da manzaranın parçası oluyor.
Kimisi çöpün yanından hızla geçiyor, kimisi görmemeyi tercih ediyor.
Ama şehir dediğimiz şey zaten bu küçük tercihlerle şekillenmiyor mu?
Bazen bir poşet yanlış yere bırakılıyor.
Kimse "ben yaptım" demiyor.
Ama ertesi gün aynı yerde üç poşet oluyor. Sonra beş.
Büyük kent sorunlarını konuşmayı seviyoruz: trafik, beton, plansızlık…
Oysa bazen kentleri asıl yoran şey, büyük hatalar değil, küçük alışkanlıklar.
Dolaşırken aklımda tek düşünce kaldı:
Kent dediğimiz şey, aslında her gün bıraktığımız izlerin toplamı.
Ve bazen bir şehrin hikâyesi, bir çöp poşetinin düştüğü yerde başlıyor.
Attığım turdan dönerken bir an durup düşündüm:
Bu şehir en azından bu konuda nasıl değişir?
Sanırım mesele önce sorumlu olma bilincinin oluşmasında başlıyor. Toplumun dönüşmesi gerekiyor; bunun da kısa sürede olacak bir şey olmadığını hepimiz biliyoruz.
Yine de bu konuyu haberleştirmeye karar verdim. Çünkü bazen bir mesele görünür olunca anlam kazanıyor. Belki bunu yapanlardan bazıları okur, bir an durur, yaptığının doğru olmadığını fark eder. Belki küçük bir çevre bilinci, küçük bir kent kültürü tohumu atılmış olur.
Bir haberle her şey değişmez, bunu biliyorum.
Ama bizim işimiz de tam olarak bu: Sorunları gündeme taşımak, dikkat çekmek, tartışma başlatmak ve çözüm yollarını konuşulur hale getirmek.
Bazen değişim bir manşetle başlamaz…Ama bir satırla akla düşebilir.
Velhasıl kelam temiz bir yerde yaşamak istiyorsak, örnek olup çevre bilincinin oluşması için bir tohum atmak da, küçük bir kâğıt veya pet şişe de olsa yerden alıp çöpe atmak sorumluluğumuz olmalı. Vesselam..