DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık TBMM Grup Toplantısı'nda iç ve dış politikaya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına 5 Şubat’ta İzmir’de sağanak yağış sonrası hayatını kaybeden ikisi çocuk beş kişinin ailelerine başsağlığı dileyerek başlayan Hatimoğulları, toplantıya katılan İliçli ailelere teşekkür etti. İliç’te yaşamını yitiren işçilerin yakınlarıyla dayanışma içinde olacaklarını vurguladı.

"İlk 72 saatte devlet yoktu"

6 Şubat 2023’te meydana gelen Maraş merkezli depremlere değinen Hatimoğulları, ilk 72 saatte devletin sahada olmadığını belirterek enkaz altındaki insanların ölüme terk edildiğini söyledi.

Tülay Hatimoğulları, deprem sonrası kurumların işlevsiz kalmasının liyakatsizlikten kaynaklandığını belirterek, iktidarın kurumların içini boşalttığını söyledi. Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen barınma sorununun devam ettiğine dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, Adıyaman’da 40 binden fazla, Hatay’da ise 150 bini aşkın insanın hala konteynerlerde yaşadığını, bu sayıların resmi rakamlar olduğunu belirtti. Resmi kayıtlara girmeyen, yıkılan evinin yerine kendi imkânlarıyla konteyner kuran ailelerle birlikte tablonun daha da ağırlaştığını vurguladı. Tülay Hatimoğulları, insanların üç yıldır 21 metrekarelik alanlara sıkıştırılmış hayatlar yaşadığını söyledi.

Deprem vergilerinin akıbetini soran Tülay Hatimoğulları, bu kaynaklarla depreme dayanıklı, ortalama 100 metrekare büyüklüğünde yaklaşık 1 milyon konut yapılabileceğini dile getirerek, "Ancak biz bu soruyu sorduğumuzda dönemin Maliye Bakanı ve şimdi yine Maliye Bakanı olan Şimşek, 'Deprem vergileri nerede?' sorusuna 'Duble yollar yaptık' diyor. 'Hava yolları, demir yolları yaptık' diyor. İşte kurumların liyakatsizliği, tutarsızlığı ve rantçı anlayışı tam da budur" diye belirtti.

"Umut hakkı" ve hukuki zemin vurgusu

Türkiye’de demokratikleşme ve barış süreci tartışmaları kapsamında “Umut Hakkı”na dikkat çeken Hatimoğulları, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan siyasi tutsaklar için bu hakkın tanınmasının yasal bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Şu sözleri kullandı:

"Umut Hakkı, sayın Abdullah Öcalan dahil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır. Ayrıca şu bilinmelidir ki; bu sürecin en önemli aktörü sayın Abdullah Öcalan'dır ve buna göre hareket edilmelidir."

Hatimoğulları; Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay, Kobani Davası tutukluları ile “Kent Uzlaşısı” kapsamında tutuklanan belediye başkanlarının serbest bırakılmamasının barışın sağlam bir zemine oturmasını engellediğini savundu.

Ekonomi ve deprem bölgesi eleştirileri

Ekonomi yönetimini eleştiren Hatimoğulları, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in "programın son aşamasındayız"açıklamasını gerçekçi bulmadığını söyledi. Enflasyon ve işsizliğin halkın yaşamını “harap ettiğini” belirten Hatimoğulları, vatandaşın ekonomi yönetimine güveninin yüzde 10 seviyelerine gerilediğini iddia etti.

Deprem bölgesine ilişkin değerlendirmelerinde ise depremzedelere konutların ücretsiz verilmesi gerektiğini, elektrik kesintilerinin acilen sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı.

ESP operasyonu ve Epstein dosyaları

Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ne (ESP) yönelik operasyonda 96 kişinin gözaltına alınmasını "siyasi operasyon" olarak nitelendiren Hatimoğulları, ESP Genel Başkanı Murat Çepni'nin de aralarında bulunduğu 77 kişinin tutuklanmasını hukuksuz olarak değerlendirdi. Suruç anmaları ve "Komünist Manifesto" kitabının dosyalarda suç unsuru olarak yer almasını eleştirdi.

Hatimoğulları, Epstein dosyalarının ise kapitalist sistemin kokuşmuşluğunu, cinsel istismar ile iktidar ve istihbarat ağlarının nasıl iç içe geçtiğini gösterdiğini söyledi.

Bölgesel riskler ve Suriye mutabakatı

Ortadoğu’daki gelişmelere dikkat çeken Hatimoğulları, İran’daki baskıcı politikaların dış müdahalelere zemin hazırladığını belirterek “İran yönünden bir tufan yaklaşıyor ve bu durum tüm dünyayı sarsabilir” uyarısında bulundu.

Suriye'de SDG ile Şam yönetimi arasında 30 Ocak'ta imzalanan mutabakatın hayati önemde olduğunu ifade eden Hatimoğulları, Türkiye’nin bu süreci sabote etmek yerine desteklemesi gerektiğini dile getirdi.

Milli dayanışma raporu mesajı

"Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nun ortak rapor yazım sürecinde sona yaklaşıldığını belirten Hatimoğulları, raporun yalnızca temennilerden ibaret olmaması, barışı mümkün kılacak somut siyasi ve hukuki bir çerçeve sunması gerektiğini söyleyerek konuşmasını tamamladı.