Gazeteci İsmail Saymaz, Halk TV'de katıldığı programda yaptığı değerlendirmede, İçişleri Bakanlığı'nda yaşanan görev değişiminin yalnızca idari değil, aynı zamanda siyasi dengelerle ilgili olduğunu söyledi.

Saymaz, eski İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın görevden ayrılmasının ardından bakanlık içindeki güç dengelerinin yeniden şekillendiğini ifade etti.

Programda, bakan yardımcıları düzeyinde yaşanan değişime dikkat çeken Saymaz, dört yardımcıdan yalnızca Bülent Turan'ın görevde kaldığını vurguladı. Turan'ın kabinedeki en siyasi figürlerden biri olduğunu belirten Saymaz, Yerlikaya ile arasında ciddi gerilim bulunduğunu ve bu gerilimin Cumhurbaşkanı’na kadar taşındığının öne sürüldüğünü söyledi.

Saymaz'a göre, yeni dönemde bakanlık yapısının Turan etrafında şekillenmesi, değişimin perde arkasında bu siyasi denklemin belirleyici olduğu yorumlarına yol açtı.

Programda ayrıca bürokraside Yerlikaya’nın görevden ayrılmasının ardından AK Parti içinde "rahatlama" yaşandığı yönünde değerlendirmelerin yapıldığı da aktarıldı. Saymaz, Yerlikaya döneminde güvenlik yönetimi, bürokrasi ve kadrolar arasında yaşanan gerilimlerin, değişimin zeminini hazırlamış olabileceğini dile getirdi.

Yeni atamalarla birlikte İçişleri Bakanlığı'nda güvenlik perspektifi, saha tecrübesi ve bürokratik dengelerin yeniden tartışılmaya başlandığı ifade ediliyor.

Saymaz'ın açıklamasının tamamı şu şekilde;

"Yani an şu an İçişleri Bakanı… Daha önce ben şu görüşü ifade etmiştim ya; İçişleri Bakanı, İçişleri Bakanları arasındaki kariyer açısından bence zayıf aktörlerden biri. Ancak Süleyman Soylu ile kıyaslanabilir. Çünkü Süleyman Soylu bakan olduğunda "Bakan olana kadar güvenlikle ilgili bir makale bile okumadım" demişti.

Yani Sayın Bakan Süleyman Soylu’dan farklı olarak bir makale okumuştur. Ama kariyeri bakımından; dört ya da beş ilçede kaymakamlık yapmış, İçişleri Bakanlığı’nda Personel Dairesi Başkanlığı yapmış, eski TBMM başkanının özel kalemi olmuş, Çorum ve Erzurum valiliği yapmış.

Kendisinden önceki İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ise hem Gaziantep hem İstanbul valisiydi. Büyük bir metropolü yönetmişti, Türkiye’nin en güvenlik riski yüksek illerinde çalışmıştı. Bu bakımdan kariyer açısından ben oldukça zayıf gördüm, onu söyleyeyim.

Tercih edilen bakan yardımcılarıyla ilgili birkaç husus söylemeliyim. Dün İçişleri Bakan yardımcıları da belirlendi. Dört bakan yardımcısından biri kaldı, üçü gitti.

Kalan kim? Bülent Turan.
Bülent Turan’dan çok kez bahsetmiştim, adının İçişleri Bakanlığı’na geçtiğini de söylemiştim. Kabinedeki en siyasi isim. AK Parti Grup Başkanvekilliğinden geliyor, Çanakkale milletvekilliğinden geliyor, Milli Görüş geleneğinden geliyor.

Ve Ali Yerlikaya ile fevkalade gerilim içindeydi. Konuşmuyorlardı. Yerlikaya başka bakan yardımcısıyla toplantıya gidiyor, Turan’ı yanına almıyordu. Komisyonda toplantı oluyor, Turan’a haber verilmiyordu. Turan da bu durumu Cumhurbaşkanı’na aktardı deniyordu.

Dolayısıyla bu kavgada Turan kazandı. Yerlikaya ve üç yardımcısı gitti, Turan kaldı. Yeni bakanın rolü Turan etrafında şekilleniyor gibi bir durum oluştu. Bu, Turan’ın zaferiyle sonuçlandı.

Onun yanına iki vali ve bir eğitim bürokratı getirildi. Valilerden biri Hakkari Valisi, diğeri Afyon Valisi Kübra Güran Yetbaşı. Bir diğeri de eğitim camiasından Mehmet Cangir.

Hakkari Valisi açısından diyecek bir şey yok; güvenlik açısından kritik bir il yönetiyor. Ancak diğer iki isim açısından bürokraside eleştiriler var. Güvenlik yönetimi, kriz koordinasyonu ve saha deneyimi açısından yeterlilikleri sorgulanıyor.

Özellikle Kübra Hanım’ın güvenlik bilgisinin zayıf olduğu ifade ediliyor. Mehmet Cangir’in ise uzun yıllar Maarif Vakfı’nda görev yaptığı, eğitim alanından geldiği belirtiliyor. Bu bakımdan bu iki tercihin hatalı olduğu yönünde yorumlar yapılıyor.

Bürokrasiden bir kaynak, “Bakan yardımcılarının bu kritik makamda güçlü saha tecrübesi ve güvenlik perspektifi olması gerekir” diyor. İçişleri Bakanlığı gibi kamu düzeni ve suçla mücadelede merkezi rol üstlenen bir kurumda temsil gücü ve valilerle iletişim kapasitesi önemlidir diyor.

Ali Yerlikaya’nın yardımcılarında liyakat yönünden eksiklik yoktu deniyor. Terör riski yüksek illerde görev yapmış valiler ve bürokratlar vardı. Hakkari Valisi hariç diğer iki tercih sorgulanıyor.

Bu arada Ali Yerlikaya ile ilgili birkaç şey söyleyeyim. AK Parti içinde gidişinden sonra bir rahatlama olduğu söyleniyor. "İyi ki gitti" diyen bir hava bile var.

Yerlikaya’nın basın danışmanı olan iletişim profesörü Ergün Yolcu da bakanlığın haberleşme grubundan çıkarıldı. Görevdeyken de zaten "Sosyal demokrat, AK Partili değil, Yerlikaya üzerinde etkili" gibi eleştiriler vardı.

Bakanlık bürokrasisinden bir isim, Yerlikaya döneminde sistemin bozulduğunu söylüyor. Jandarmadan polise, özel idareden sahil güvenliğe kadar personelin motivasyonunun sıfırlandığını ifade ediyor.

Hatta “Hakkari’den Edirne’ye kadar bir araç bir kez bile kontrole girmeden geçebilir” gibi iddialar dile getiriliyor. Yerlikaya’nın kontrol noktalarını kaldırdığı söyleniyor.

Yerlikaya döneminde Süleyman Soylu kadrolarıyla gerilim yaşandı. Bazıları açığa alındı, bazıları merkeze çekildi, bazıları etkisiz kılındı. Bu gerilim bazı davalarda da ortaya çıktı; Ayhan Bora Kaplan davası bunlardan biri.

Yeni dönemde Yerlikaya bürokrasisiyle hesaplaşma başlayabileceği iddia ediliyor."

Açıklamayı izlemek için TIKLAYIN