Yeniden Doğuş Anlatısı Olarak Newroz

Baharın gelişi, insanlık tarihinde yalnızca mevsimsel bir değişimi değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel yenilenmenin sembolik bir anını temsil eder. Bu bağlamda Newroz, geniş bir coğrafyada kutlanan ve doğanın döngüsü ile toplumun kolektif hafızasını bir araya getiren kadim bir ritüeldir.

Newroz’un, Uygarlık öncesi Otonom Köy Toplumlarında ”bahar ekinoksu ve yeni yılın başlangıcı” olarak kutlandığına dair güçlü veriler bulunmaktadır. Keza o dönemlerde yazı vb. aktarım sistemleri olmadığı için “Newroz Anlatısının” nasıl olduğunu bilemiyoruz. Ancak yazılı kaynakların ilk belirdiği Sümer tabletlerinde farklı isimlerle kutlandığını biliyoruz (Kramer, 1999).

Bahar ekinoksu” etrafında şekillenen bu kutlama, özellikle Toros-Zagros Kavisi kültür coğrafyasında kök salmış olmakla birlikte, kökenleri belki de çok daha eski insanlık deneyimlerine kadar uzanabilir. Antropolojik ve mitolojik çalışmalar, Newroz’un arka planında doğanın yenilenmesi, güneş döngüsü ve yaşam-ölüm-yeniden doğuş arketiplerinin bulunduğunu göstermektedir. Dolayısıyla toplumsal zihniyet alanında “simgesel düşünce ve ritüel devriminin” gerçekleştiği “Taş Tepeler/Göbeklitepe/Mıraza Kültürel Evreni” önemli bir kavşak olarak karşımıza çıkmaktadır.

Erken Neolitik teknolojiye sahip bu “yerleşik/kompleks avcı-toplayıcı toplumlar” yıllık döngünün ifadesi olan “bahar ekinoksunu” muhtemelen “sütun kapı” mimarisi ile belirleyebiliyorlardı. Bu kadim toplumlar için zamanı bilmek hayatta kalma meselesiydi ve bu bilginin merkezinde ekinoks yer alıyordu.

Ekinoks (gece ve gündüz eşitliği), Güneş’in tam doğudan doğup tam batıdan battığı yegâne andır. Erken Köy toplumları, ufuk çizgisindeki bu hassas kaymayı belirlemek için sofistike yöntemler geliştirmişlerdi. Takvim bilgisinin olmadığı ortamlarda en basit ve şaşmaz yöntem “Güneşin ufuktaki doğuşu ve batışını gözleme” yöntemidir.

  • Güneşin doğuş noktasının yıl boyu kuzey ve güney arasında gidip gelmesini izleyen kadim mimarlar, yapılarının ana eksenini bu döngüye göre belirlediler. "Sütun kapı" (trilithon) olarak adlandırılan iki dikey sütun ve üzerindeki üst eşik, bir nevi "nişangah" görevi görüyordu.
  • Bu yapılar öyle bir hassasiyetle inşa edilmişti ki; miladi Güneş takvimine göre 21 Mart veya 23 Eylül sabahında güneş tam bu kapının ortasından doğar, ışık huzmesi yapının en iç kısmındaki sembolik bir figürü (aslan, yılan veya insan başı) aydınlatırdı. Bu görsel mühür, topluluk için "kutsal anın" başladığının ilanıydı. Bu yöntem aynı zamanda Güneş takvimine uzanan yolun ilk adımıdır.

Ceylan sürülerinin göç yollarını öngörmek, büyük şölenleri ve ritüelleri zamanlamak bu "kozmik saat" üzerinden yapılıyordu. Farklı klanların devasa inşaat projeleri için aynı anda aynı yerde toplanması bu sayede mümkün oluyordu. Ekinoks, güneşin (yaşamın) karanlığa (ölüme) galip geldiği mitolojik bir zafer anı olarak kutlanıyordu.

Zamanla “yerleşik-kompleks avcı-toplayıcılıktan” “çiftçi-çoban ekonomisine” dayalı yaşam tarzına geçiş ile toprağın verimliliği, ürün döngüsü ve doğurganlık, kültürel anlatıların merkezine yerleşti. Bu süreçte doğa artık yalnızca ruhsal varlıklarla dolu bir çevre değil; üretim ve yeniden üretim döngüsünün merkezindeki bir kozmik düzen olarak algılanmaya başlandı.

Çiftçi toplumlarında toprağın döngüsü, mitolojik düşüncenin merkezine yerleşmiştir. Tohumun toprağa gömülmesi “ölüm”, filizlenmesi ise “yeniden doğuş” olarak yorumlanmıştır. Bu düşünce, antropologların “yenilenme mitleri” olarak adlandırdığı geniş bir sembolik sistemin parçasıdır.

Newroz ritüellerinin en belirgin unsurlarından biri ateştir. Antropolojik çalışmalar ateşin birçok kültürde arınma, dönüşüm ve yenilenme sembolü olarak kullanıldığını göstermektedir. Newroz ateşi de bu bağlamda kışın sona erişini ve güneşin yeniden güç kazanmasını simgeler. Ateş üzerinden atlama ya da ateş etrafında toplanma gibi ritüeller, antropologlara göre arınma ve yenilenme anlamı taşır. İnsan toplulukları bu eylemle eski yılın olumsuzluklarını geride bırakıp yeni döngüye sembolik olarak geçiş yaparlar.

Yazılı kayıtlar bakımından Newroz, Mezopotamya ve çevresindeki uygarlıkların binlerce yıl boyunca ürettiği mitolojik anlatıların, toplumsal hafızanın ve siyasal deneyimlerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir kültürel mirastır. Yazılı tarihin erken dönemlerinden itibaren Sümer, Akad, Elam, Hurri, Hitit, Babil, Asur ve Mısır gibi uygarlıklarda görülen yeni yıl ve bahar festivalleri; doğanın yeniden canlanmasını, düzenin kaos üzerindeki zaferini ve toplumsal yenilenmeyi sembolize eden ritüellerle kutlanmıştır.

Bu kadim ritüeller zamanla farklı kültürlerin mitolojik anlatılarıyla birleşerek dönüşmüş ve her tarihsel dönemde yeni anlamlar kazanmıştır. Mezopotamya’nın “Akitu” yeni yıl geleneği, Hurri-Hitit mitosundaki “AN.TAH.ŞUM.SAR” ve “Purulli” festivalleri, Kassit-Babil-Elamlarda “Nava Sarda” olarak kutlanmıştır.

Hint-Avrupa kültürünün toplumsal zihniyetinde “*Manu (Adam)”, “*Yemo (İkizi)” ve “* Trito (Üçüncü)” adlı efsanevi kahramanlarla ilişkili olarak şekillenen “yaratılış” mitosuyla anlatıla gelmiştir.

Demir teknolojisi dönüşümleri (MÖ 1200-200), Yeni Asur İmparatorluğu’nun (MÖ 912-612) kolonyalist yayılmacılığı ve buna karşı Batı Asya halklarının direnişi Newroz anlatısında yeni bir kavşak olmuştur.

Med-Megusî Diriliş Kozmolojisinde Meguşî-Zerdüştî kutsal metinleri olan Avesta (MÖ 1500-500) kitabında; yıllık mevsimsel döngü festivalleri olarak adlandırılan altı gahambarlardan “Hamaspathmaidyem Gahambar (Tüm Kutsalların Festivali)” adıyla kutlanmıştır.

Yeni Asur İmparatorluğu (MÖ 912-612) ve Med-Pȇşdâdîlerin öncülüğündeki (MÖ 726-550) mücadele sürecinde; Medli-Meguların şekillendirdiği “Megusî” inancında zalim “Ajzi Dahaga” zulmüne karşı şekillenen Aryan-Newroz mitosundaki “Yima-Manu-Threataona” anlatısı yeni bir içerik kazandırmıştır. Bu kez “Azi Dehak-Cemşit-Feridun-Demirci Kava” efsanesi olarak “direniş, isyan ve yeniden diriliş” bayramı olarak yeni bir içerik kazanmıştır.

Böylece Medya-Aryani/İranî düşüncedeki aydınlık-karanlık karşıtlığı gibi motifler, Newroz’un kültürel yapısında önemli izler bırakmıştır. Bu süreçten sonra baharın gelişi yalnızca doğanın uyanışı olarak değil, aynı zamanda adaletin yeniden kurulması, zulmün sona ermesi ve toplumsal dirilişin sembolü olarak yorumlanmıştır.

Modern çağda Kürtler için Newroz’un yalnızca bir bayram değil, toplumsal tarihsel hafızasında yeniden üretilen bir direniş ve yenilenme anlatısı olduğunu da belirtmek gerekir.

Modern küresel güçlerin ve yerel bölgesel despotların azami kar ve dizginsiz iktidar hırsıyla coğrafyalarımızı ve yaşamımızı kasıp kavurduğu günümüzde, Newroz’un barışlara yeniden uyanışın vesilesi olması temennisiyle…Newroz pîroz be! Nevruz kutlu olsun!

Kaynakça
Bundahishn (Yaratılış) veya Zand'dan Bilgi (Cilt 5). (1987). (E. West, Çev.) Oxford University Press. 01 17, 2021 tarihinde http://www.avesta.org/mp/bundahis.html adresinden alındı

Firdevsi. (2011). Şahnâme I. (N. Lugal, Çev.) İstanbul: Kabalcı Yayınları.

Kramer, S. N. (1999). Sümer Mitolojisi. (H. Koyun, Çev.) İstanbul: Kabalcı Yayınevi.

Spitāma, Z. (6. yy./2012). Avesta, Zerdüştilerin Kutsal Metinleri (Birinci Baskı; İstanbul b.). (X. Omerxali, Dü., F. Adsay, & İ. Bingöl, Çev.) Balkh (Belh), Horasan: Avesta Basın Yayın Reklam Tanıtım Müzik Dağıtım LTD. ŞTİ.

Şerefhan Bidlisi. (2011). Şerefname. (M. E. Bozarslan, Çev.) İstanbul: Avesta Yayınları.