Toplum Çalışmaları Enstitüsü Raporu’na göre, Son dönemde görünürlüğü artan yeni nesil çetelerin ortaya çıktığı mahallelere yönelik yapılan analizler, bu yapının siyasi veya ideolojik bağlardan çok sosyo-ekonomik koşullarla ilişkili olduğunu gösterdi. Seçim verilerinden sosyo-ekonomik analizlerde yararlanan araştırmacılar, çete faaliyetlerinin yoğunlaştığı bölgelerde yoksulluk, dışlanmışlık ve düşük sosyal mobilite gibi ortak örüntülerin öne çıktığını belirtiyor.

Türkiye’de ekonomik entegrasyon seviyesini ortaya koyan veriler, ülkenin karşılaştırmalı analizlerde dikkat çekici bir noktada olduğunu gösteriyor. Hayatı boyunca hiç kazanç karşılığı çalışmamış bireylerin oranı Türkiye’de %38,4 ile incelenen ülkeler arasında en yüksek düzeyde bulunuyor. Bu grubun büyük çoğunluğunu düşük eğitim seviyesine sahip kadınlar oluşturuyor. Uzmanlara göre bu tablo, çeteleşmenin beslendiği sosyo-ekonomik zemini anlamak açısından kritik öneme sahip.

Rapora göre, çetelerin faaliyet gösterdiği bölgelerde eğitim seviyesi düşük, iş piyasasına katılım sınırlı ve temel sosyal hizmetlere erişim zayıf. Rapor, bu mahallelerde nesiller boyu süren yoksulluğun ve yapısal eşitsizliğin çocukların eğitim ve çalışma yaşamına erişimini kısıtladığını ortaya koyuyor.

Mahalle bazlı seçim verileri, çete faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerde sosyo-ekonomik entegrasyon düzeyi düşük seçmen gruplarının ağırlıkta olduğunu gösteriyor. Araştırmaya göre bu durum, siyasi tercihlerle çete faaliyetleri arasında bir nedensellik kurmuyor; aksine, bu mahallelerin uzun yıllardır benzer yapısal sorunlar içinde var olduğunu ortaya koyuyor.

Çalışmalar ayrıca, çetelerin ideolojik veya etnik yapılarla doğrudan bir bağlantı kurmadığını, tam tersine, yaşam koşulları geri kalmış bölgelerde ortaya çıktığını gösteriyor. Araştırmada Türkiye, özellikle İstanbul özelinde, Brezilya’daki favelalarda görülen yapısal süreçlerin erken evrelerine benzer bir sosyo-ekonomik tabloyla karşı karşıya olduğu belirtildi.

Rapor, bu mahallelere eşit düzeyde eğitim, sosyal hizmet ve güvenli yaşam koşulları sunulmamasının çeteleşme riskini artırdığına dikkat çekiyor. Çocukluk döneminde başlayan fırsat eşitsizliğinin kuşaklar boyunca devam ettiğine vurgu yapılarak, bu mahallelerde yaşayan gençlerin sosyal hareketlilik imkanlarının son derece sınırlı olduğu belirtiliyor.