Şanlıurfa, yazları kavurucu sıcakların yaşandığı, suyun her zaman hayat kadar kıymetli olduğu bir şehir. Bu yüzden burada bir çeşme ya da sebil yaptırmak, sadece bir hayır işi değil, aynı zamanda dini bir görev, toplumsal bir onur ve ardında sevap bırakmanın en emin yolu kabul edilirdi. İnsanlara bir damla su vermek, “sadaka-i cariye” olarak görülür; çeşmelerden içilen her yudum, yaptıranın amel defterine sevap olarak yazılırdı.
Mahmut Karakaş’ın “Şanlıurfa ve İlçelerinde Kitabeler” adlı eserinde aktardığına göre, Urfa’nın çeşmeleri sadece susuzluğu gidermek için yapılmadı. Aynı zamanda estetik, şiir ve inancın birleştiği taş eserler olarak şehre kazındı. Kitabeler çoğu kez şairlerin kaleminden dökülen manzumelerle süslendi.
Adile Hanım Çeşmesi (1870)
Ulucami yakınlarında, Kubbe Mescit Sokak’ta bulunan çeşme, hayırsever Adile Hanım tarafından yaptırıldı. Kitabesini ise Şair Sabır yazdı:
“Müslüm Lami‘ Efendi büyük mükâfat için çalıştı, Şair Sabır kaleminden tatlı sular döküldü, Adile Hanım Allah rızası için bu sebili yaptırdı.”
Bugün çeşme yıkılmış olsa da, kitabesi hâlâ Urfa’nın kadın hayırseverlerinin izini taşıyor.
Ağcami Çeşmesi ve Sebili
Nimetullah Camii avlusunda yer alan bu sebilin kitabesi, kentin önde gelenlerinden Hacı Firuz Bey’in adıyla övünür:
“Fahr-ı a‘yan-ı Ruha Hacı Firuz Bey, malını su gibi hayrata sebil etti. Bu çeşme Zemzem gibi oldu.”
Urfa halkı için çeşme, sadece serinlik değil, aynı zamanda kutsallık da taşıyordu.
Yusuf Paşa Camii Çeşmesi (1820’ler)
Şehrin merkezinde, Yusuf Paşa Camii avlusunda bulunan bu çeşmenin kitabelerini bizzat ünlü şair Nabi yazdı. Kitabede hem dini hem de vatan sevgisi dile getirilir:
“Gaibane olsa da susuzluğumuz bu çeşmeyle giderildi. Yusuf Paşa ecdadının ruhunu şad etti.”
Şehbenderiye Çeşmesi (1909)
Topçu Meydanı’ndaki bu çeşmenin kitabesi, dönemin şairi Hilmi tarafından kaleme alındı:
“Bu mahalle susuzluktan hasta idi, bu hayrat ile canlandı. Halk bu çeşmeden ab-ı hayat gibi su içsin, banisine bir Fatiha okusun.”
Şeyh Bekir Sebili
Ulucami’nin doğu kapısında bulunan bu sebil, altın ve gümüş harcanarak yaptırıldı.
Kitabesi ise adeta bir davet niteliğinde:
“Teşnegan dediler tarihini… Bu sebilullah’dan nuş eyleyin ma-i hayat.” Yani: “Susayanlar, gelin ve Allah için yapılan bu sebilden hayat suyunu için.”
Suya Yazılan Şiirler
Bu kitabeler sadece estetik değil, aynı zamanda birer dua, birer öğüt. Her mısrada, hayrat sahibine bir teşekkür, halka bir hatırlatma gizli. Çeşme başına gelen bir Urfalı, sadece susuzluğunu gidermiyor; aynı zamanda şairlerin kaleminden dökülen dizelerle ruhunu da serinletiyordu.
Bugün birçoğu kaybolmuş ya da yıkılmış olsa da, bu çeşmelerin kitabeleri bize hâlâ suyun kıymetini, hayır sahiplerinin gönüllerini ve Urfa’nın kavurucu sıcağında bir damla suyun nasıl ölümsüzleştiğini anlatıyor.
dogupost
* Fotoğraflar, Cihat Kürkçüoğlu'nun arşivinden alınmıştır