Gündem

Urfa Baro Başkanı Öncel: Eşit yurttaşlık temelinde anayasal düzenleme yapılmalı

Şanlıurfa Baro Başkanı Abdullah Öncel, eşit yurttaşlık temelinde düzenlemeler yapılması ve örgüt üyelerinin ülkeye gelerek siyaset yapmalarına yönelik adımlar atılması gerektiğini ifade etti.

Kürt sorununun çözümüne yönelik olarak başlatılan süreç, son günlerde çeşitli siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve toplumun farklı kesimleri tarafından yakından takip ediliyor. Farklı aktörler ve uzmanlar, sürecin ilerleyişi ve olası sonuçları üzerine görüşlerini paylaşıyor. Bu kapsamda, Şanlıurfa Baro Başkanı Abdullah Öncel de süreçte gelinen noktaya dair değerlendirmelerde bulundu.

Yaşanan gelişmelere dair konuşan Abdullah Öncel, sürecin ilerleyebilmesi için devletin somut adım atmasını beklediklerini belirtti.

"DEVLETİN ADIM ATMASINI BEKLİYORUZ"

Yaklaşık 1 yıldan fazladır başlayan bir süreç olduğunu belirten Öncel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısı, PKK lideri Öcalan’ın sürece yönelik yaklaşımı ve Cumhurbaşkanının katkısıyla Türkiye’nin özlenen bir barış sürecine adım attığını ifade etti. Öncel, “Bu bağlamda biliyorsunuz, öncelikle PKK kendini fesih etti. Daha sonra sembolik olarak Süleymaniye'de silah bırakma töreni oldu. Daha sonra bir adım daha ileriye giderek 26 Ekim'de tamamen Türkiye'den çekildi. Aslında bu sürece kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin somut adımlar atması gerekiyordu. Özellikle hukuki düzenleme konusunda çok ciddi adımların atılması gerekiyordu. Hala devletin adım atmasını bekliyoruz” dedi.

"MECLİS KOMİSYONU BİR ARPA BOYU YOL İLERLEMEDİ"

Devletin bir an önce hukuki düzenlemeler yapması gerektiğini söyleyen Öncel, şunları kaydetti:

Başta PKK'yı 'terör örgütü' tanımlamasından çıkarması gerekiyor ki, gerçekten iktidar ve devlet tarafının da somut adım attı diyebilelim. Ama bugüne kadar bu anlamda somut adım attığına şahit olmadık. Bu endişe yaratmakta. Örgüt üyeleriyle ilgili hukuki düzenlemeler yapılmış olması gerekiyordu bugüne kadar. Örgüt kendini fesih etti, silah bıraktı. Bir taraftan Öcalan bu noktada çalışmalarını yürütüyor. Meclis’te komisyon kuruldu ama bir arpa boyu yol ilerlenmedi. Hala Anayasa’da Kürt halkının meşruiyetiyle ilgili anayasal zemine oturtulması gerekenler yapılmadı. Bugüne kadar hukuki düzenlemeler yapılmadı, bugüne kadar sadece hamaset. 'Sürekli yapacağız, edeceğiz, çözeceğiz' şeklinde. Toplum bu barışı çok istiyor, çok arzuluyor. Urfa özelinde konuşayım, biz Urfa Barosu olarak sürece katkı sunmak amacıyla bir çalışma yürütüyoruz. Bu çalışmada şunu gördük: Bugüne kadar halk bu barışı çok istiyor, çok arzuluyor, eski günlere dönmek istemiyor.

"SOMUT ADIMLAR LAZIM"

Adım lazım. Hukukun üstünlüğü ilkesinin tesis edilmesi gerekiyor. Vatandaşta olmayan adalet mekanizmasının, adalet duygusunun siyasal iktidarın yargı üzerindeki elini çekmesiyle, vatandaşın adalete olan inancının ve güveninin tesis edilmesi gerekiyor. Amasız, fakatsız AİHM kararları ve Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının bir an önce yerel mahkemeler tarafından uygulanması gerekiyor. Bir an önce cezaevindeki idare gözlem kurullarında bekleyen kişilerin serbest bırakılması gerekiyor. 30 yıl cezaevinde yatmış birine dönüp 'Sen pişman mısın?' demek abestir. 30 yıl bu noktada bedel ödemiş, haklı haksız olsun, orayı tartışmıyorum ama siz kalkıp 30 yıl cezaevinde yatmış olan bir kişiye 'sen şu örgüt üyesi olduğun için pişmanlık duyuyor musun?' diyorsanız, bu gerçekten abestir. İzah edilecek bir durum değildir. Zaten o inanmamış olsa, 30 yıl cezaevinde kalmaz, bedeli ödemez. Dolayısıyla bir an önce, bu tahliyelerle ilgili uzun süredir tutuklu bulunan hükümlülerin infaz düzenlemesi inisiyatifinin cezaevi gözlem kurullarından alınması gerekiyor. İnfaz süresi dolduğu andan itibaren koşulsuz, şartsız tahliye edilmeleri gerekiyor.

"PKK TERÖR ÖRGÜTÜ KAPSAMINDAN ÇIKARILMALI"

Örgütün terör örgütü kapsamından çıkarılması gerekiyor ki, örgüt üyeliğinden yargılanmış, ceza almış olan birçok vatandaş, memnu haklarının iadesi kapsamında faydalanabilsin. Dolayısıyla ilk önce atılması gereken adımların bunlar olduğunu düşünüyorum. Anayasadaki eşit yurttaşlık tanımının bir sonraki adım olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Örgüt üyelerinin güvenli bir şekilde ülkeye gelişini, bu zeminde siyaset yapmalarını sağlamak gerekiyor ve somut adımlar atılması gerekiyor.

"UMUT HAKKI UYGULANMASI GEREKİYOR"

Türkiye'de son 25-30 yıllık siyasi tarihe bakın, maalesef siyaset yargıyı dizayn ederek araçsallaştırmış ve muhalif siyaseti kriminalize etmiştir. Bu bir dönem HDP olmuştur, HDP siyasetine yönlenmiştir. HDP il ve ilçe yöneticileri, genel merkez yöneticileri yıllarca haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tutuklu kalmış, ceza almış ve uzun yıllar cezaevinde tutulmak zorunda bırakılmışlardır. Bugün CHP siyasetini dizayn etmeye çalışan bir sistemden bahsediyoruz. Aslında sorunun temeli olan Türkiye'deki kanun metinleri Avrupa'nın da çok çok ötesinde ama uygulama konusunda yok. Bunlardan biri de 'umut hakkı' ve bir an önce uygulanması gerekiyor. Önümüzdeki engelleri birer birer aşmalıyız.

"KÜRT TARAFI CİDDİ ADIMLAR ATIYOR"

AİHM’in verdiği kararlara uyulmasının hukuk devleti açısından büyük önem taşıdığını belirten Öncel sözlerini şöyle sürdürdü:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin defalarca hak ihlali kararı vermiş olmasına rağmen halen Kobanê dosyasının tutuklularının tutuklu olarak yargılanıyor olması gerçekten kabul edilebilir bir durum değil. Hatta geçtiğimiz haftalarda AİHM Türkiye'nin itirazını da reddetti. Ama bu kadar süre geçmesine rağmen Sayın Selahattin Demirtaş halen cezaevinde. Somut olarak iyi niyetli adımların atılması gerektiği kanaatindeyim. İvedilikle Sayın Selahattin Demirtaş'ın ve Figen Yüksekdağ'ın tutukluluğuna son verilmesi gerekiyor. Amed Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı'nın tahliyesi, cezaevindeki gözlem kurulu tarafından 'terör örgütü' üyeliğinin devam ettiğinden bahisle gerçekleşmedi. Bunlar kabul edilecek durumlar değil. Özellikle PKK tarafı, Öcalan tarafı, DEM Parti tarafı iyi niyetle çözüm sürecinde ve barış sürecinde ciddi adımlar, somut adımlar atıyor, ancak maalesef halen devletin anayasal düzlemde çalışma yapmıyor olması toplumda derin bir endişeye sevk ediyor.