Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarının bombardımanında çoğu çocuk 34 sivilin yaşamını yitirdiği Uludere Olayı’nın üzerinden 14 yıl geçti. Aradan geçen yıllara rağmen sorumlular hakkında yargı süreci işletilmezken, adalet arayışı sürdüren ailelerin mücadelesi de devam ediyor.
Katliamın ardından “taksirle ölüme sebebiyet verme” gerekçesiyle başlatılan soruşturma kapsamında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 11 Haziran 2013’te görevsizlik kararı vererek dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderdi. Genelkurmay Askeri Savcılığı ise 7 Ocak 2014’te “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kusuru yoktur” gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi. Anayasa Mahkemesi’nin başvuruyu reddetmesiyle iç hukuk yolları tükenirken, ailelerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvuru da 2018 yılında “belge eksikliği” gerekçesiyle reddedildi.
Aradan geçen 14 yıla rağmen Uludere’de yaşamını yitiren 34 kişi için tek bir sorumlu dahi yargı önüne çıkarılmadı.
“Sorumlulardan hesap sorulmadı”
Uludere Olayı’nda kardeşi Serhat Encü’yü kaybeden ve kapatılan Roboskî Derneği’nin eski başkanı Veli Encü, yıllardır süren adalet mücadelesinin karşılıksız bırakıldığını söyledi. Encü, “Öfkeliyiz. Bunun nedeni adalet talebimizin yerine getirilmemesi. O dönem iktidar tarafından bize bazı sözler verildi, ancak tutulmadı. 34 insan savaş uçaklarıyla katledildi ve ailelerin vicdanını rahatlatacak hiçbir adım atılmadı. Sorumlulardan hesap sorulmadı” dedi.
Encü, Uludere Olayı’nda adalet sağlanmadan Türkiye’de gerçek bir barışın mümkün olmadığını vurguladı.
“Barışı Uludere’den inşa edelim”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Encü, ailelerin barış talebini yıllardır dile getirdiğini belirterek şunları söyledi:
“Biz Uludere için adalet isterken her zaman barışı da savunduk. Devletin geçmişle yüzleşmesi gerekiyor. Uludere Olayı’nın üzeri örtülmemeli. Uludere’ye adalet ve barış gelmeden Türkiye’ye barış gelmez. Barışı Uludere’den başlatalım. Yarın yapılacak mezarlık anmasında bir kez daha adalet talebimizi haykıracağız.”
“Unutursak Yeni Acılar Yaşanır”
Olayda 21 yaşındaki üniversite öğrencisi oğlu Selam Encü’yü kaybeden Semire Encü ise, sorumluların yargılanmamasının yeni acıların önünü açtığını söyledi:
“Eğer Uludere’de hesap sorulsaydı, sonrasında başka acılar yaşanmazdı. Hepsi öğrenciydi. Ben sadece Selam’ın değil, 34 gencin annesiyim. 14 yıl değil, 40 yıl geçse de unutmayacağız. Bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.”
“Acımızı ancak barış dindirir”
Uludere Olayı’nda 12 yaşındaki kardeşi Şerafettin Encü’yü kaybeden Nazmi Encü ise adalet arayışının hâlâ sürdüğünü belirterek, “Kardeşim daha çocuktu, hayalleri vardı. 14 yıldır adalet bekliyoruz. Bizim çocuklarımız öldürüldü, başka çocuklar öldürülmesin. Acımızı ancak barış dindirir. Bunun için devletin somut adımlar atması gerekiyor” diye konuştu.
Olay nasıl gelişti?
Savcılık raporuna yansıyanlar
Askeri savcılığın yaptığı soruşturma sonucu hazırladığı rapora göre, insansız hava aracı (İHA) ile yapılan keşif uçuşları sırasında saat 17.20 civarında Haftanin Deresi Vadisi'nde ."ısı kaynakları." tespit edilmiş, dönemin 23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral İlhan Bölük, görüntülerin ."Terörist olarak değerlendirildiği." sonucuna varmıştı.
Raporda, bu değerlendirmenin ardından topçu atışı yapmak istendiği bilgisi 2'nci Ordu Harekat Başkanlığı'na iletildi ancak hareket halinde grubun hem üç koldan ilerlemesi hem de kafilede motorlu araçların bulunması nedeniyle top atışının yeterli olmayabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Rapora göre ."hava harekatının uygun olacağına." karar verilmesinin ardından dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Orgeneral Yaşar Güler onay için konuyu Genelkurmay İkinci Başkanı'nın makamına götürdü.
Rapora göre, en sonunda akşam saat 20.00 sıralarında dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, evinden telefonla hava operasyonuna onay verdi.
4 bomba atıldı. 34 kişi hayatını kaybetti, bir kişi sağ kurtuldu
Sınır hattında bekleyen gruba ilk bomba saat 21.43'te, ikinci bomba 22.02'de, üçüncü bomba 22.16'da ve son olarak da dördüncü bomba saat 22.24'te atıldı.
Olay sonucu 17'si çocuk 34 kişi hayatını kaybetti. Bir kişi ise yaralı olarak kurtuldu.
TSK, olayın ardından yaptığı ilk açıklamada ."Bölgenin teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer olması ve geceleyin hududumuza doğru bir hareketin tespit edilmesi üzerine hava kuvvetleri uçakları ile ateş altına alınması gerektiği değerlendirilmiş ve saat 21.37-22.24 arasında hedef ateş altına alınmıştır.." ifadelerini kullandı.
Erdoğan: Üzüntümüz büyük
O dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise olaydan 2 gün sonra yaptığı açıklamada, Gediktepe ve Hantepe baskınlarında silahların katırlarla taşındığını hatırlatarak, ."O zaman da niye bunlara müdahale edilmemişti denmişti. Bunların hepsi birer ibretti. Bu sefer de güvenlik güçlerimizin böyle bir yanlışa düşmemesi isteniyordu ama Uludere'deki köylülerden 35 vatandaşımız ebediyete intikal etti. Üzüntümüz büyük.." demişti.
Aileler tazminatı kabul etmedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan yine o dönem Uludere'de hayatını kaybeden vatandaşların ailelerine 123 bin TL ödeneceğini açıkladı. Erdoğan, ."Bu paranın ölenleri geri getirmeyeceğini bizler de çok iyi biliyoruz. Fakat bizim amacımız acıları hafifletmek, yaraları sarmak, gönülleri kazanabilmektir. Bu para mağdur vatandaşlarımızın acılı ailelerin analarının ak sütü kadar helaldir ve haktır. Birilerinin iddia ettiği gibi birilerinin kampanya yürüttüğü gibi bu ödemeler meselenin üzerini örtme amaçlı değildir.." dedi.
Olayda hayatını kaybedenlerin ailelerine ödenmek üzere Şırnak Valiliği'ne tazminat parası gönderildi ancak ailelerin kabul etmediği tazminatlar Başbakanlığın hesabına iade edildi.
ABD'nin rolü
ABD'nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal, Mayıs 2012'de yayımladığı bir haberinde, söz konusu istihbaratın ABD yapımı İHA'lardan geldiğini öne sürdü.
Gazetenin ABD Savunma Bakanlığı yetkililerine dayandırdığı haberinde, istihbaratın Türkiye ile ABD arasında 2007 yılında PKK'ya karşı kurulan istihbarat paylaşımı anlaşması çerçevesinde oluşturulan mekanizma kapsamında verildiği ancak hava operasyonu kararının tamamen Türkiye'deki askeri yetkililere ait olduğu belirtildi.
Ancak askeri savcılık tarafından Ocak 2014'te tamamlanan soruşturma kapsamında hazırlanan raporda, istihbaratın ."Gözcü İHA'lar." tarafından alındığı belirtildi.
MİT iddiaları yalanladı
Dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Ocak 2012'de düzenlediği bir basın toplantısında MİT'in Uludere olayıyla ilgili yanlış istihbarat verdiğine ilişkin bir husus bulunmadığını ve olayla ilgili grup, yer, tarih, sayı ve geçiş güzergahlarına ilişkin herhangi bir istihbarat paylaşımı gerçekleştirilmediğini dile getirdi.
TBMM araştırma raporu
Olayla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan Uludere Alt Komisyonu Mart 2013'de çalışmalarını tamamladı.
84 sayfalık komisyon raporunda, sadece İHA görüntülerine dayanarak kimlik tespiti yapmanın mümkün olmadığı, ."Olayın kasten yapıldığına yönelik herhangi bir delil elde edilememiştir." sonucuna varıldı. Ayrıca, İçişleri Bakanlığı müfettişleri de konuyla ilgili inceleme yaparak, bir rapor hazırladı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili başlattığı soruşturmayı ."görevsizlik kararı." sonrası askeri savcılığa sevk etti.
Askeri savcılık da Ocak 2014'te şüpheli olarak adı geçen 5 askerin ."kanunun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görev gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren bir sebep bulunmadığını." belirtti ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.