Uzmanlar, okumanın insanın zihinsel gelişimi için temel bir etkinlik olduğunu belirtiyor. Okuma, muhakeme ve değerlendirme yetisini geliştiriyor, dili zenginleştirerek düşünce dünyasını genişletiyor. Dil, hem düşünmeyi sağlayan hem de kendimizi ifade etmemizi mümkün kılan temel bir araç olarak tanımlanıyor. Dil felsefesi üzerine çalışmalar yapan filozof Ludwig Wittgenstein de bu durumu, “Dilimizin sınırları, dünyamızın sınırlarıdır” sözleriyle özetliyor.
Ancak araştırmalar, Türkiye’de kitap okuma alışkanlığının yetersiz olduğunu ortaya koyuyor. Resmî ve sektörel verilere göre Türkiye’de vatandaşlar günde ortalama 3 saat 40 dakika televizyon izliyor ve yaklaşık 6–7 saatini internette geçiriyor. Kitap okumaya ayrılan süre ise haftalık ortalama 3 saat civarında. Kitap okuyanların oranı ise toplumun yaklaşık yüzde 27’si düzeyinde. Bu veriler, kitap okumanın hâlâ geri planda kaldığını gösteriyor.
Uluslararası raporlara göre Türkiye, kitap okuma oranında alt sıralarda yer alıyor. Ülkede neredeyse her kentte en az bir üniversite bulunmasına rağmen, kütüphanelerin fiziki imkânlar ve kitap sayısı açısından yetersiz olduğu bildiriliyor.
Kitaplar ve toplum
Yapılan birçok ankete göre halkın büyük bir çoğunluğu kutsal kitapları, yurttaşlık sözleşmesi olan anayasaları ve bilimsel makaleleri düzenli olarak okumuyor. Bunun yanında klasik roman ve öyküler gibi insanlığın ortak sorun ve acılarını ele alan eserler de yeterince ilgi görmüyor.
Uzmanlar, modern siyasal, iktisadi ve hukuki kurumların temellerinin, filozofların ve bilim insanlarının yazdığı metinlerin yaygınlaşmasıyla atıldığını vurguluyor. Bu nedenle kitaplar, yalnızca bireysel bir etkinlik değil; toplumsal bilgi birikiminin, kamusal tartışmanın ve kurumların inşasının da kaynağı olarak değerlendiriliyor. Ayrıca birçok din, öğretilerini yazılı metinler üzerinden aktarıyor ve okumayı teşvik ediyor. Buna rağmen toplumda düzenli bir okuma pratiğinin oluşmadığı gözlemleniyor.
Tarih gösteriyor ki, cehaletin yaygın olduğu toplumlarda hoşgörü, tahammül, uzlaşı, yeni fikirler ve inovasyon gibi toplumsal gelişimi sağlayan temel değerler yeterince oluşmuyor. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye’de kitap okumaya ve bilgiye yeterince önem verilmemesi, ülkenin pek çok sorununu besleyen temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Tarihsel ve kültürel etkenler
Araştırmacılar, okumanın sosyolojik yapı ve tarihsel arka planla da ilişkili olduğunu belirtiyor. Buna göre okumanın, bilginin ve bilimin değer gördüğü toplumlarda kitap doğal olarak daha fazla ilgi görüyor.
Modern bilginin doğduğu ve geliştiği süreci takip edemeyen Osmanlı’da ve onun mirasçısı Türkiye’de kitap okumanın hak ettiği değeri görmemesi şaşırtıcı bulunmuyor. Osmanlı’da 18. yüzyıl ortalarına kadar neredeyse hiç kitap basılmadı. Çeşitli ıslahat hareketlerinden sonra 1727’de İbrahim Müteferrika matbaayı kullanmaya başladı; ancak ilk denemeler istenen sonucu vermedi. Cumhuriyetin ilk yıllarında okuryazarlık oranı yaklaşık yüzde 8–10 civarındaydı.
Günümüzde okuryazarlık oranı oldukça yüksek olsa da kütüphanelerin yetersizliği, basılan kitap sayısı ve okuma oranları, Türkiye’de durumun hâlâ istenilen düzeyde olmadığını gösteriyor. Öte yandan dijitalleşmenin etkisiyle dünya genelinde de kitap okuma oranının gerilediği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, eleştirel ve aktif bir eğitim anlayışıyla bu tablonun değiştirilebileceğine dikkat çekiyor.
Kitap okuma alışkanlığı nasıl kazandırılabilir?
Uzmanlar, kitap okuma alışkanlığının küçük yaşlarda kazandırılması gerektiğini vurguluyor. Bu süreçte ebeveynlerin rolü büyük. Kitap okumayı çocuklara ödev gibi dayatmanın yararsız olduğu; ebeveynlerin okuyarak örnek olması gerektiği belirtiliyor.
Kitap okuma etkinliği, yalnızca programa veya plana bağlı olmamalı; gündelik yaşamın doğal bir parçası hâline gelmeli. Eğitimciler, kısıtlayıcı ve sorgulamayı engelleyen yasakçı ortamların çocuklarda düşünsel kısırlığa yol açtığını vurguluyor. Çocukların doğal merakını sınırlamayan, öğrenme tutkusunu ve araştırmacılığını destekleyen özgür ortamlar sağlandığında, okuma isteği ve alışkanlığının kendiliğinden kazanılabileceği ifade ediliyor.
Haber: Vedat AK