Bataklık nerede?

Bir bataklık düşünün..

O bataklıktan çıkıp gelip sizi rahatsız eden sineklerle sürekli mücadele ettiğinizi hayal edin. İlk refleksiniz sinekleri kovalamak olur. Evde otururken odaya giren sineği gördüğünüzde elinize bir havlu alır, kovarsınız. Kısa süreli bir rahatlama yaşarsınız. Ama çok geçmeden aynı sinekler yeniden gelir.

Bu kez çözümü sertleştirirsiniz. Sprey alır, odaya sıkarsınız. Sinekler ölür. Fakat birkaç gün sonra tablo değişmez. Üstelik kimyasal sprey sıkarak bu sefer hem kendinize zarar vermiş hem de kalıcı bir çözüm üretememişsinizdir.

İşte dünyanın birçok yerinde terörle mücadelede sıkça yapılan hata tam olarak budur.
Sorunu sineklerde ararız.

Oysa sinekler bir sonuçtur.

Asıl soru, bu sinekler neden burada? sorusudur. Cevap nettir: Çünkü bir yerde bataklık vardır. Su birikmiştir, çıkış yolu bulamamıştır, hapsolmuştur. Zamanla o durgunluk bataklığa dönüşmüş; rahatsız eden ne varsa oradan üremiştir.

Terör örgütleri de durup dururken ortaya çıkmaz. Onları besleyen zemin, yıllar içinde oluşur. Siyasal temsil eksikliği, ekonomik yoksunluk, adalet duygusunun zedelenmesi ve kronikleşmiş eşitsizlikler bu bataklığın suyudur. İnsanlar kendilerini sistemin dışında hissettiklerinde, “duyulmayan sesler” radikal yapılara daha kolay yönelir.

Özellikle gençler için bu zemin çok daha kırılgandır. İşsiz, geleceksiz ve değersiz hisseden bir genç; kimlik, anlam ve aidiyet vadeden her söyleme açıktır. Terör örgütleri tam da bu noktada devreye girer. Bir amaç sunar, bir düşman tanımlar ve sahte bir aidiyet üretir. Silah yalnızca bir araçtır; asıl güç, anlatılan hikâyededir.

Devletle vatandaş arasındaki bağın zayıfladığı yerlerde güvenlik boşluğu oluşur. Bu boşluk sadece fiziki değildir. Hukukun geciktiği, adaletin kişiye ya da güce göre algılandığı, kamusal hizmetlerin yetersiz kaldığı her alan, örgütlerin manevra sahasına dönüşür. Otoritenin eksikliği, alternatif otoriteleri doğurur.

Elbette dış faktörler de vardır. Bölgesel çatışmalar, uluslararası güç mücadeleleri ve dış destekler bu bataklığı daha da derinleştirir. Ancak içeride karşılığı olmayan hiçbir yapı kalıcı olamaz. Bataklık yoksa sinek de barınamaz.

Bu nedenle terörle mücadeleyi yalnızca güvenlik başlığı altında ele almak eksik kalır. Kalkınma, eğitim, adalet ve siyasal katılım aynı denklemin parçalarıdır. Sadece sinekleri öldürerek bataklık kurutulmaz.

Asıl çözüm, bataklığa neden olan suyun önünü açmaktır. Yani insanların refahını, umudunu, aidiyet duygusunu güçlendiren politikaları hayata geçirmektir. Sıkışmışlığı gidermek, kanalları açmak, sistemi nefes alır hale getirmektir.

Çünkü bir toplum, kendi terörünü de yaratabilir; onu bitirecek iradeyi de oluşturabilir. Devleti var eden toplumdur. Terörün bitmesi, insanların kendini değerli, güvende ve geleceğe dair umutlu hissettiği bir düzenin kurulmasına bağlıdır.

Velhasıl kelam; Bataklık kurutulursa, sinekler kendiliğinden yok olur.

Aksi halde tarih, farklı isimlerle kendini tekrar eder.