Güneydoğu Anadolu… Sadece taşlara sinmiş tarihî mirası, kadim medeniyetleri ve zengin mutfağıyla değil; aynı zamanda yürek burkan, destansı aşk hikâyeleriyle de Türkiye’nin en derin duygularını barındırır. Bu topraklarda anlatılan hikâyeler, birer masal olmaktan öte, halkın özlemlerinin, hayallerinin ve acılarının sesi gibidir.

Yabancı Bir Bilim İnsanın Gözünden Anadolu Âşıkları

Bu hikâyeleri dünyaya tanıtan kişi, sıra dışı yaşam öyküsüyle tanınan Prof. Wolfram Eberhard’dır. 1940’lı yıllarda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Çin Dili ve Tarihi profesörü olan Eberhard, Almanya’daki faşist baskılardan kaçarak Türkiye’ye sığınmıştı.

Kısa sürede Anadolu’nun sözlü edebiyatına gönül veren bilim insanı, 1951’de Adana, Çukurova ve Antep’te yaptığı araştırmalarda âşıklarla sohbet etti, onların türkülerini ve aşk destanlarını kaydetti. (Bu değerli derlemenin ses kayıtları, bugün Indiana Üniversitesi Türk Folkloru Arşivi'nde muhafaza ediliyor.) Daha sonra Amerika’ya göç etse de, Kaliforniya Üniversitesi’nde dersler verse de, kalbinin bir yanı hep Anadolu’da kaldı. Onu farklı kılan, folklor çalışmalarına sosyolojik bir bakış getirmesiydi. Bu yaklaşımıyla hazırladığı derlemeler, 1955’te “Minstrel Tales From Southeastern Turkey” adıyla yayınlandı.

Aşk, Yiğitlik ve Hayalin İç İçe Geçtiği Hikâyeler

Eberhard’ın topladığı hikâyeler, sadece aşkın ve yiğitliğin değil; aynı zamanda feodal yapının, aşiret düzeninin ve otoriteyle çatışmaların aynasıydı. Hikâye kahramanları çoğu zaman üretici olmayan, onurunu her şeyin üzerinde tutan, güzelliklere düşkün, kolayca âşık olan aşiret beyleriydi. Sevgilisinden mutlak sadakat bekler, en ufak şüphede acımasızca cezalandırmaktan çekinmezlerdi.

Dinleyiciler, aslında hiçbir düğünün kırk gün kırk gece sürmeyeceğini, hiçbir kadının yirmi yıl kocasını beklemeyeceğini bilseler de, bu hikâyelerde hayallerine sığınır, gönüllerinde özlemlerini yaşatırlardı.

Türkülerin Taşıdığı Ruh

Eberhard’a göre Güneydoğu’da hikâyeler, türkülerle can bulurdu. Düz yazı yalnızca boşlukları doldururken, asıl ruhu türkü taşırdı. Âşıkların değeri, söyledikleri türkünün yüreklere dokunma gücüyle ölçülürdü. Kimi zaman tek bir türkü, koskoca bir hikâyeyi doğururdu.

Zamanla Solan Bir Gelenek

Elektriğin köylere girmesi, radyonun kahvehaneleri doldurmasıyla birlikte gençler artık eski hikâyelere kulak vermez oldu. Âşıkların anlatıları yavaş yavaş sönmeye yüz tuttu. Ama yine de bu kadim hikâyeler, halkın hafızasında ve türkülerde yaşamayı sürdürüyor.

Ebedî Yolculuğun Sessizliği

Prof. Wolfram Eberhard, hayatının sonuna dek yayınlar yapmayı, araştırmalarına devam etmeyi sürdürdü. 15 Ağustos 1989’da, uzun bir hastalık döneminin ardından, doğduğu topraklardan çok uzakta, Kaliforniya El Cerrito’daki evinde ikinci eşi Irene’in yanında hayata veda etti.

Hikâyelerde Yaşayan Aşk

Onun derlediği hikâyeler arasında Elbeyli Oğlu, Ali Paşa, Hurşid ile Mahmihri, Kozanoğlu Türküsü ve Köroğlu’nun farklı kolları vardı. Her biri, aşkı, yiğitliği ve halkın hayalini yansıtan farklı bir dünyanın kapılarını aralıyordu. Bu çalışmalar, sadece bir bilim insanının emeği değil; aynı zamanda Anadolu’nun kalbinde yaşayan aşkların, özlemlerin ve hayallerin dünyaya armağanıdır.

dogupost

*Bu haber, Prof. Dr. İlhan Başgöz’ün Milli Folklor Dergisi’nde yayınlanan "WOLFRAM EBERHARD VE GÜNEYDOĞU ÂŞIK HİKÂYELERİ" başlıklı makalesinden yararlanılarak hazırlanmıştır.