Gündem

Saymaz tek tek anlattı: "Suriye belirsizliği Terörsüz Türkiye sürecini kilitliyor, siyasal çatışma var"

Gazeteci İsmail Saymaz’ın değerlendirmesine göre; Türkiye’de başlatılan Terörsüz Türkiye süreci, PYD’nin Suriye’deki statüsüne dair uzlaşma sağlanamaması ve örgütün silah bırakmayı daha ileri bir siyasal hedefe bağlaması nedeniyle tıkanma riskiyle karşı karşıya.

Saymaz, “Terörsüz Türkiye” sürecindeki son duraksamanın temel nedeninin Suriye’deki belirsizlik olduğunu belirterek, Türkiye’de yürüyen sürecin Suriye’deki gelişmelerle doğrudan bağlantılı ilerlediğini söyledi. Saymaz’a göre, Suriye’de PYD’nin geleceğine dair net bir çerçeve çizilmeden Türkiye’deki sürecin sonuçlanması mümkün görünmüyor.

Saymaz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’te öncülük ettiği sürecin, Suriye’deki çözüm arayışıyla paralel yürütüldüğünü hatırlattı. Türkiye’nin PYD’den, Suriye yönetimine entegre olmasını, silahlı unsurlarını Suriye ordusuna devretmesini ve herhangi bir özerklik ya da federasyon talebinden vazgeçmesini istediğini belirten Saymaz, bu taleplerin 10 Mart mutabakatıyla güvence altına alınmasının hedeflendiğini ifade etti.

Ancak Saymaz’a göre; sahadaki tablo bu beklentilerle örtüşmüyor. PYD’nin, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin ve PYD’nin müttefiki olan bölgesel ve uluslararası aktörlerin, örgütün “federasyonun bir tık altı” olarak tanımlanabilecek bir statüye kavuşmasını istediğini dile getiren Saymaz, PYD’nin bugüne kadar kurduğu yapıyı tamamen lağvetmeye niyetli olmadığını savundu.

İsmail Saymaz, İmralı sürecine de dikkat çekerek, 27 Şubat 2025’teki açıklamaların ardından yapılan “silah bırakma çağrısının PKK ile birlikte PYD ve PJAK’ı da kapsadığı” yönündeki değerlendirmelerin pratikte karşılık bulmadığını söyledi. Aradan geçen bir yıla rağmen ne PYD’nin ne de Öcalan’ın bu yönde açık bir irade ortaya koyduğunu ifade eden Saymaz, son görüşmelerde de PYD’yi bağlayan net bir mesaj verilmediğini belirtti.

Saymaz’ın aktardığına göre, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden PYD’ye yönelik olarak “şartlar netleşmeden silahlarınızı devretmeyin" yönünde mesajlar da iletildi. Bu durumun, uzlaşma ihtimalini daha da zorlaştırdığını vurgulayan Saymaz, Türkiye’deki sürecin PYD ve Suriye denklemine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve her iki alanda da önümüzdeki dönemde bir tıkanma yaşanabileceğini dile getirdi.

PKK’nin silah bırakma meselesine de değinen Saymaz, örgütün bunu “bedelsiz” yapmayacağını savundu. Saymaz’a göre PKK, Irak’taki silahlı unsurlarını ancak daha üst bir siyasal modele geçiş karşılığında devredebilir. Bu modelin ise en azından yarı devlet formunda, örgütün kontrolünde bir toprak parçası anlamına geldiğini ifade etti.

Saymaz, PYD ve PKK adına yapılan açıklamalarda “bölgesel ve küresel ittifaklar” vurgusunun öne çıktığını, PYD’nin bölgesel düzeyde İsrail, küresel düzeyde ise ABD ile ilişkilerini bir güvence olarak gördüğünü söyledi. ABD’nin PYD’yi sahada müttefik olarak kabul etmesinin de denklemi zorlaştırdığını kaydetti.

Bu koşullar altında sürecin kolay ilerlemeyeceğini ifade eden Saymaz, PYD’nin yönettiği yapının tamamen dağıtılmasının ya da tüm silahlı güçlerin devredilmesinin beklenmemesi gerektiğini savundu. Suriye ordusuna sınırlı bir entegrasyon olsa bile, PYD’nin kendi bölgelerinde silahlı varlığını sürdürmek isteyeceğini belirten Saymaz, bunun Türkiye’nin kabul ettiği bir formül olmadığını vurguladı.

İsmail Saymaz, şu aşamada yaşanan gerilimi “siyasal bir çatışma” olarak nitelendirirken, bunun sıcak çatışmaya dönüşüp dönüşmeyeceğinin bölgesel güç dengelerine bağlı olacağını söyledi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde yaptığı “uyarıyoruz” açıklamalarını da hatırlatan Saymaz, Ankara’nın sürecin bir an önce netleşmesini istediğini ancak tarafların beklentileri arasındaki farkın giderek açıldığını ifade etti.

Saymaz'ın konu ile ilgli açıklamasının tamamı şu şekilde;

Terörsüz Türkiye sürecindeki gelişmelerin şimdilik biraz duraksaması da aslında en önemli neden Suriye’de meselenin adının tam olarak konulamaması. Suriye’deki süreç netleşmediği için Türkiye’deki süreç de karara bağlanamıyor. Çünkü Türkiye’de geçen yıl 1 Ekim’de MHP lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı, önayak olduğu süreç, esasen Suriye’deki çözümle paralel ilerlemişti, Türkiye PYD’den Suriye yönetimine katılmasını, elindeki silahlı unsurları Suriye ordusuna devretmesini ve buradaki herhangi bir özerklik ya da federasyon talebinden vazgeçmesini istemişti. Bununla ilgili 10 Mart mutabakatına imza atmasını şart koşmuştu.

Suriye yönetimi Ahmet Şara yönetimi de Türkiye ile aynı hizada hareket ediyor. Fakat ne hem PYD hem Irak Kürdistan Yönetimi hem de PYD’nin müttefik olduğu bölgesel ve uluslararası güçler bu yapılacak olan anlaşmada PYD’nin Büyükelçiliğinin ifadesi ile federasyonun bir tık altındaki modele kavuşmasını istiyorlar. Diyorlar ki PYD burada bir süre yaklaşık 10 yıldır kurduğu ve sürdürdüğü yapıyı lağv etsin, Suriye yönetimi içerisine katılsın ve silahlı unsurlarını da teslim etsin isteniyor. Fakat gördüğüm ve anladığım kadarıyla PYD’nin böyle bir niyeti yok. Öcalan’ın da öyle bir niyeti yok.

Bu ana kadar 1 Ekim’de başlayan Terörsüz Türkiye süreciyle ne denilmişti, özellikle 27 Şubat 2025’teki İmralı açıklamasından sonra ne denilmişti, bu silah bırakma çağrısı sadece PKK’yı değil, onun bileşenlerine yani Suriye’de PYD’yi, İran’da PJAK’ı içeriyor demişti. Aradan bir yıl geçti. Hayır, içermiyor öyle anladık. Öcalan’ın da onunla yapılan son görüşmede yani Meclisin yaptığı son görüşmede buna dair bir açıklaması da olmamış. Yani bugün itibarıyla ne PYD ne İmralı ve Türkiye’de Kürt hareketi ne de aslında Türkiye’deki Kürt hareketi ile arası her zaman bozuk olan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi PYD’ye özerklik talebinizden ya da silahlı unsurlarınızı ne özerklik taleplerinden vazgeçmesini istiyor, aksine ne de silahlı unsurlarını devretmesini.

Tam aksine tam aksine geçtiğimiz günlerde Kürdistan yönetiminden PYD’ye yönelik olarak yani “şartlarınız netleşmeden silahlarınızı devretmeyin” yani acele etmeyin şeklinde bir açıklama geldi. Bu bakımdan uzlaşma yani Türkiye’deki süreç PYD’deki süreçle, Suriye’deki süreçle bağlı olduğundan ikisinde de ben önümüzdeki günlerde bir tıkanma olacağı kanaatindeyim çünkü PKK öyle bedava silah bırakmıyor. Bırakacaksa da bedava silah bırakmayacak.

PKK Irak’taki silahlı unsurlarını ancak bir şartla devreder öyle anlıyorum. O da örgütten daha üst bir modele geçme kaydıyla o da nedir ya devlet ya da yarı devlet formunda bir unsurdur yani. En azından kendisinin çekip çevireceği bir toprak parçası istiyor. Ancak bu takdirde örgütsel niteliğini değiştirebilir. Yani silah bırakırken daha ileri bir hedef koyarak bıraktığını açıklıyor. Biz Suriye’de bir toprak parçası yönetelim, oraya kendi rengimizi verelim, silahlı unsurlarımızla onu yönetelim istiyor. Ve KJK ve PKK adına açıklama yapanlar da şöyle ifadeler kullanıyorlar; “bizim bölgesel ve küresel ittifaklarımız var” diyorlar. Bölgesel olarak İsrail, küresel olarak da ABD, ABD de PYD’yi müttefik olarak görüyor.

Dolayısıyla ben bu sürecin kolay yumuşak geçeceğini düşünmüyorum. Ne PYD ne PKK ne Kürdistan yönetimi Irak yönetimi ne de onların ortakları PYD’nin bu ana kadar yönettiği yapıyı lağv etmesini isteyecektir. Silahlı güçlerini de hepsini devretmeyecekler. Suriye ordusu içine güç verirler, tıpkı Irak’ta olduğu üzere yine kendi bölgelerinde silahlı güç olmak isteyeceklerdir. Bu da Türkiye’nin istediği bir formül değil. Dolayısıyla bu çatışma; şu an için siyasal çatışma bir süre sonra su yüzüne çıkabilir. Nitekim Türkiye’den de açıklamalar geliyor. Daha önceki gün Dışişleri Bakanı Hakan Fidan “uyarıyoruz” diyerek; bu anlaşmanın derhal karara bağlanmasını söyledi.

Bu çatışma nereye varır. Ben bir siyasal çatışma olduğunu görüyorum. Bu sıcak çatışmaya döner mi? Onu biraz bölgesel güçler dengeleri gösterecek. Ama dediğim üzere ben PYD’nin PKK’nın öyle hükümetin yansıttığı gibi bedava silah bırakacağı kanaatinde değilim. PYD’nin de kolay kolay orada kurduğu yönetimi tümüyle dağıtacağı görüşünde değilim.

Açıklamayı izlemek için TIKLAYIN

Haber: Eyyüp Dal