Gündem

Saymaz: Leyla Zana’ya küfür provokasyondur, demokrasiye geri dönülmez zarar verir

Gazeteci İsmail Saymaz, dogupost’a yaptığı açıklamada; Soma’daki maçta Leyla Zana’ya edilen küfürlerin kabul edilemez olduğunu belirterek, bunun demokrasi ve barışa zarar verdiğini söyledi.

Somaspor ile Bursaspor arasında Soma’da oynanan karşılaşmada, Bursaspor taraftarlarının Leyla Zana’ya yönelik küfürlü tezahüratları kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Yaşananlara ilişkin değerlendirmede bulunan gazeteci İsmail Saymaz, söz konusu sloganların kabul edilemez olduğunu belirterek, bu tür provokasyonların Türkiye’nin demokratik zemini açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti.

Harran Üniversitesi’nde düzenlenen "Dijital Habercilik ve Medya Çalıştayı"na katılmak üzere Şanlıurfa’ya gelen Gazeteci İsmail Saymaz, dogupost’a yaptığı açıklamada, Leyla Zana’nın sporla herhangi bir ilgisi olmadığına vurgu yaptı. Saymaz, “Leyla Zana’nın sporla alakası yok, neden ona küfür edildi, onu gerçekten anlamadım” dedi.

Bursaspor Kulübü Başkanı’nın eski Şanlıurfa milletvekili Faruk Çelik’in oğlu olduğunu hatırlatan Saymaz, Faruk Çelik’in de yaşananları eleştirdiğini belirtti. Saymaz, “Leyla Zana’ya küfür edilmesi kabul edilebilir bir şey değil. Hem bir kadın, hem bir siyasetçi, hem de sporla alakası yok” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de iç huzur ve barışın sağlanması açısından bu tür olayların tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Saymaz, “Bu tür provokasyonlar geri dönüşsüz zararlar verebilir. Türkiye’nin çözmesi gereken demokratik meseleler var ve Kürt meselesi bunların başında geliyor” diye konuştu.

Kürt meselesinin çözümünün, diğer demokratik sorunların çözümünü de kolaylaştıracağını ifade eden Saymaz, demokratik bir iklimin önemine dikkat çekerek, “Fikirlerin birbiriyle çatışabildiği zengin bir ortam oluşur. Ancak spor müsabakalarında ağır küfürlerin edildiği, siyasetçilerin hakarete uğradığı, çatışma görüntülerinin ortaya çıktığı bir ortamda elimizdeki kısıtlı demokratik zemini de kaybederiz” dedi.

Devletin bu tür olaylara karşı tutumunun cezalandırıcı değil, yatıştırıcı olması gerektiğini savunan Saymaz, Terörsüz Türkiye sürecine de değinerek, “Asıl sürecin yürütücüsü olan iktidar AK Parti, çekimser davrandığı ve beklenen görevi yerine getirmediği için sokakta bu tür karşılıklar ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Saymaz, bu yaklaşımın sürmesi halinde ne Kürt meselesinin ne de Türkiye’nin diğer sorunlarının çözülebileceği uyarısında bulundu.

Saymaz'ın konu ile ilgili açıklamasının tamamı şu şekilde;

Leyla Zana’nın sporla alakası yok, neden ona küfür edildi? Onu gerçekten anlamadım. Tabii kulübün başkanı da eski Urfa milletvekili Faruk Çelik’in oğlu. Tamam, kendisi atadan babadan Urfalı değil; buraya koydular, geçen dönem Urfa milletvekiliydi. Onun oğlu kulüp başkanıymış. Faruk Bey de bu durumu eleştirdi. Leyla Zana’ya küfür edilmesi kabul edilebilir bir şey değil. Hem bir kadın, hem bir siyasetçi, hem de sporla alakası yok.

Ben tabii bu süreci sadece Terörsüz Türkiye Süreci için söylemiyorum. Türkiye’de iç huzurun ve barışın sağlanması, demokrasinin ilerletilmesi açısından bu türden provokasyonların geri dönüşsüz zararlar verebileceği kanaatindeyim. Evet, Türkiye’nin çözmesi gereken demokratik meseleler var ve Kürt meselesi bunun en önde gelen unsurlarından biri. Kürt meselesinin çözüme kavuşturulması, başka birçok demokratik meselenin de çözümünü kolaylaştıracak. En azından demokratik bir iklim yaratacak, fikirlerin birbirleriyle çatışabildiği zengin bir ortam yaratacak.

Şimdi bunun, özellikle spor müsabakalarında ağır küfürlerin edildiği, siyasetçilerin hakarete uğradığı ya da çatışma görüntülerinin meydana geldiği provokatif unsurların boy verdiği bir ortamda, biz elimizdeki kısıtlı demokratik zemini de kaybederiz. Ne Kürt sorununu çözebiliriz ne de herhangi bir sorunumuza çare bulabiliriz. O bakımdan devletin bu hususta etkin bir pozisyon alıp (cezalandırsın demiyorum) bunu yatıştıran bir tutum içinde olması gerekir. Ama maalesef Terörsüz Türkiye sürecinde asıl sürecin yürütücüsü olan iktidar, AK Parti ve iktidar çekimser davrandığı, ayak dirediği, ondan beklenen görevi yerine getirmediği için; yani ucundan tuttuğu için sokakta böyle bir karşılık olur.