Ramazan ayıyla birlikte Türkiye'nin birçok kentinde sahur davulu geleneği bu yıl da sürüyor. Mahalle aralarında çalınan davullar, bazı vatandaşlar için Ramazan'ın simgelerinden biri olarak görülürken, bazıları için ise gece gürültüsüne dönüşmüş durumda.

Teknoloji sonrası tartışma büyüyor

Geçmişte insanların sahura kalkabilmesi için önemli bir işlev üstlenen davul, bugün ise cep telefonu alarmları ve dijital saatler nedeniyle gerekliliği tartışılan bir uygulama haline geldi. Sahura kalkmak isteyenlerin artık bireysel yöntemlerle uyanabildiğini savunanlar, davulun eski işlevini yitirdiğini ifade ediyor.

Toplum iki farklı görüşte

Davulun kaldırılmasını isteyenler, gece çalınan yüksek sesin hasta, yaşlı, bebekli aileler ve oruç tutmayan vatandaşlar için rahatsızlık oluşturduğunu dile getiriyor. Özellikle zamansız çalındığı yönündeki şikâyetler, tartışmaları daha da artırıyor.

Buna karşılık davulun sürmesini isteyenler ise uygulamanın yalnızca bir uyandırma aracı değil, Ramazan kültürünün parçası olduğunu savunuyor. Bu kesime göre sahur davulu, toplumsal hafızada yer etmiş bir gelenek olarak yaşatılmalı.

Dini değil kültürel bir uygulama

Diyanet'e göre sahur davulu dini bir ibadet niteliği taşımıyor. Diyanet'in yaklaşımında, davulun İslam’ın zorunlu bir uygulaması olmadığı; geçmişte saat ve alarm gibi imkânların bulunmadığı dönemlerde insanları sahura uyandırmak amacıyla ortaya çıkan kültürel bir gelenek olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle tartışma daha çok kültürel ve toplumsal boyutta sürüyor.

Tartışma sürüyor

Ramazan ayı boyunca sahur davulu her yıl olduğu gibi bu yıl da hem gelenek hem de rahatsızlık başlığı altında konuşulmaya devam ediyor. Uygulamanın sürdürülmesi ya da sınırlandırılması konusundaki görüşler ise kamuoyunda farklı şekillerde dile getirilmeye devam ediyor.

Haber: Eyyüp Dal