CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, belediyelere yönelik operasyonlar, yargı süreçleri, ekonomi ve dış politika başlıklarında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
"Bursa’nın iradesine çökecekler"
Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik sürece sert tepki gösteren Özel, operasyonların siyasi olduğunu savunarak şu ifadeleri kullandı:
"Bursalının vermediği yetkiyi, Bursa’nın iradesine çökerek alıp, Bursa’nın belediye başkan vekilini kendilerinden belirleyecekler. Bursa’daki Cumhuriyet Halk Partisi belediyeciliğini kesintiye uğratıp, Bursa’nın kendisinin ‘illallah’ dediği, yıllardır yönettikleri ve ‘kalemiz’ dedikleri ve yüzde 30’ların altına düştükleri Bursa’da; iki kişiden birinin seçtiği belediye başkanı yerine bir kuklayı, siyaset ve yargı yoluyla oraya konmuş birini koyup, Bursa’nın iliğini, kemiğini sömürmeye, israfa, ranta devam etmek isteyecekler."
"Geri adım yok"
CHP’nin baskılara rağmen çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Özel, “Saldırılara karşı bir adım geri adımımız yoktur” dedi.
"384 gündür bedel ödeniyor"
İBB soruşturmasına değinen Özel, “384 gündür milletin huzuru da refahı da feda ediliyor” ifadelerini kullanarak yargı sürecini eleştirdi.
"İddialar çöktü" vurgusu
Yargılamalarda ortaya çıkan tabloya dikkat çeken Özel, iddiaların büyük bölümünün iddianamede yer almadığını belirterek sürecin siyasi olduğunu savundu.
"Türkiye açık cezaevine döndü"
Tutuklamalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, “Türkiye’yi bir rejime tehdit olanlar için açık cezaevine çevirdiler” dedi.
"Akaryakıt zammı sofraya yansıdı"
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özel, akaryakıt zamlarının temel gıda fiyatlarını doğrudan etkilediğini söyledi. Domates, biber ve diğer ürünlerdeki fiyat artışlarını örnek gösteren Özel, yeni bir enflasyon dalgası uyarısında bulundu.
“Bakın ne oluyor? Akaryakıt artışından önce - sonra. Dün doğrudan üç büyükşehirdeki hallerle arkadaşlarımızın yerinde, doğrudan kurdukları temas sonucunda. Domatesin kilosu akaryakıt artışından önce 65 lira, şimdi 125 lira, halde. Pazarda 75’ten 180’e çıkmış. Haldeki artış yüzde 93 olunca pazarda da yüzde 140 olmuş. Bunu anlatıyordum işte geçen hafta. Sen akaryakıttan ÖTV’yi alma, vergiyi alma, şimdilik zarar et. Düzelene kadar gelen zamlardan sakın. Yoksa kartopu gibi büyür, iğneden ipliğe gider. Geçen hafta dedim ‘Domates yansıyacak’ diye. ‘Sivri biber’ dedim hal fiyatı 40 liradan 120 liraya çıkmış. Hafif ya, hafif olunca taşıma maliyeti acayip biniyor üstüne. Ağır bir şeyde daha düşük oluyor. 87 lirayken 200 lira olmuş sivri biber. Salatalık 30 liradan 55 liraya çıkmış. Halde 83 artınca pazarda yüzde 100 artmış. Patlıcanın kilosu 55 liradan 90 liraya çıkmış. Pazarda 88’ken 150’ye çıkmış. Ve taneyle satış zaten başlamıştı. Tane domates 26 lira, sivri biber 6 lira, hıyarın tanesi 20 lira, patlıcanın tanesi 30 lira. Bir domates, bir sivri biber, bir salatalık, bir patlıcan 82 lira arkadaşlar. Bu zam gelmeden önce, akaryakıt zammı gelmeden önce toplamı 40 liraydı, şimdi 82 lira. Büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Yeni bir enflasyon dalgası ile karşı karşıyayız. Ve buradan Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin raporunu bütün muhalefet partilerine sunuyoruz. İktidar Partisi’ne açık çağrılarla ifade ediyoruz. Ve artık bu konuda şuna dikkat etmek lazım. Üç aylık enflasyon yüzde 10 oldu, bunlar yok daha içinde. Orta vadeli programa göre yıllık enflasyon yüzde 16. Görünen bir yıllık OVP’deki hedefe ilk altı ayda ulaşılacak. Altı ay önceden tutmadığı anlaşılacak. Yıllık enflasyon yüzde 30’un üzerinde kalacak, yüzde 28 - 30’un üzerinde kalacak. Bu da milleti perişan edecek.”
"Eşel mobil devam etmeli"
Ekonomi önerilerini de sıralayan Özel, eşel mobil sisteminin sürdürülmesi ve KDV’nin düşürülmesi gerektiğini ifade etti.
“Bugün buraya DİSK Emekli-Sen gelmiş. 100 bin imza toplamışlar. Bizim bayram ikramiyelerinin bir asgari ücret olmasına yönelik olarak siyasi parti gruplarını ziyaret edeceklermiş. Biz en düşük emekli maaşının bir asgari ücret, asgari ücretin 39 bin lira olmasını savunuyoruz, bundan sonra da savunmaya devam edeceğiz. Emekliye bayram ikramiyesinin de bir asgari ücret olmasının arkasındayız. Bu konuda grubumuz bu hafta ne gerekiyorsa yapacak emekliler için. Kısaca ifade ediyorum. Eşel mobil devam etmelidir, yüzde 20’lik KDV 1’e düşürülmelidir, çiftçilerin kredi borç faizleri silinmeli, anapara yapılandırılmalıdır. Çiftçilere uygulanan haciz işlemleri durdurulmalıdır, çiftçilere uygun kredi imkanları acilen sağlanmalıdır. Asgari ücret ve emekli maaşı dahil tüm ücretlere ara zam yapılmalıdır. Ücretlerin bu enflasyon yükünü taşıması artık mümkün değildir. Esnafa ve firmalara KGF teminatlı, kredi garanti fonu teminatlı kredi verilmelidir ama bu pandemideki gibi, esnafa yüzde 9’dan ver, eyvallah. KGF yüzde 8 eyvallah. KGF‘yi doğru yerde kullanan, istihdamı koruyan, ihracatı sürdüren, batmaktan kurtulanlara helali hoş olsun. Ama KGF’yi önüne gelene böyle dağıttılar. Yatlar, kotralar, jetler, villalar alındı. Ve bunlar yüzde 8’den ödediler. Ama esnaf kefaletten yüzde 9’la alınanlar, yüzde 23 - 25’le artırılıp faiz geri ödendi. Onun için burada adil olunmasını, doğru bir seçicilikle ihtiyaç olana KGF’nin verilip, zenginleşmek için ya da lüks yatırım araçlarına dönüşmesi için istismarına engel olmak lazım. Elektrik ve doğal gaz desteği hem esnafa, üreticiye, hem de yoksullara sağlanmalı, sosyal yardımda hane gelirine göre kademeli değişen nakit destek sistemine derhal geçilmelidir.”
"Ara seçim kaçınılmaz"
Ara seçim tartışmalarına değinen Özel, anayasa gereği seçim yapılması gerektiğini savunarak, “Ara seçim kaçınılmaz olarak yapılacaktır” dedi.
“Son bir hususla bahsi kapatıyoruz. Zira biz bu süreçlerin tamamında bu kadar saldırı olunca dedik ki ‘Kardeşim böyle rejim olmaz. Sen birini seçeceksin, beş yıl sonra her şeyi o seçecek, her şeyi o yapacak hesap vermeyecek. Ne sözlü soru kalmış ne güvenoyu kalmış. Sen birini seçiyorsun, onun seçtiği bakanın döneminde 78 kişi cayır cayır otelde yanıyor. Hesabını soramıyorsun. Yeni doğmuş bebekler kuvözlerde ölüyor, hesabını soramıyorsun. Her türlü yalan yanlış iş oluyor, hesabını soramıyorsun. Bu milletin önüne bir sandık getireceğiz’ dedik. Biz bunu söyledik, biz bunu söyledik. Dedik ki ‘Siyasi partileri gezeceğiz. Meclis Başkanına gideceğiz, onun yapacağı bir şey var. Ondan sonra biz de bir şey yapacağız.’ Hemen yandaş basın, bilgi hem eksik hem de işine öyle geldiğinden ‘Efendim Cumhuriyet Halk Partisi 22 tane milletvekili istifa ettirecek. Sayıyı 30’a çıkaracak. Ama Erdoğan bu seçime izin vermez.’ Düşün istifa ediyorsun, istifayı kabul etmiyor. O kadar korkuyor seçimden. ‘Ara seçim yaptırmaz.’ Bunları tartıştılar, tartıştılar. Biz durduk. Dün DEM’e gidince anlatacaktık, 12 kere daha anlatacağız. Dün Erdoğan çıkıyor diyor ki ‘Gündemimizde ara seçim de yok erken seçim de yok.’ Ve daha sonra biz DEM Parti’ye gittik, konuştuk, orada anlattık şimdi devam edecek. Net bir durum var ortada, net bir durum. Önce bir ara seçim yapılacak mı yapılmayacak mı görelim. O ara seçimin yapılması için 30 milletvekiline, yani yüzde 5’in boşalmış olmasına ihtiyaç ilk 30 aydaydı. O tartışma dönemi bitti. Şimdi ara seçimin kaçınılmaz olarak yapılacağı dönemdeyiz. Son bir yıl olursa yapamayız. Ha bu ara seçim 1960’tan beri yapıldı. 1960’tan beri bundan İnönü kaçmadı, Demirel kaçmadı, Ecevit kaçmadı, Özal kaçmadı, Erbakan kaçmadı, Erdoğan kaçacak. Ne diyorlar? ‘Kardeşim ara seçim son zamanlarda yapılmıyor ya.’ Bir kere yapılmıyor, zira ilk dönemleri hariç milletvekili seçim yılını dörde indirdiği için, o özensizlik içinde de ilk 30 ay yapılmaz, son bir yıl yapılmaz maddesi durduğu için arada bu kırmızı dönemde ara seçim yapılacak beş ay kalıyordu. Karar alsan üç ayda yapsan zaten bir manası kalmıyordu. Şimdi yine beş yıla çıktı. O kısa dönemler bitti. Şimdi ara seçimin zamanı ve bu ara seçimin yapılacağı yerler belli. Ha ara seçimin en geniş coğrafyada yapılmasını ister miyim? İsterim. Adımlar atar mıyım? Atarım.”
"Demokrasi için birlik çağrısı"
Konuşmasının sonunda demokrasi vurgusu yapan Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Bu gidişatı durduramazsak demokrasimiz bir buzdağına çarpacak. Siyasi partiler tabela partisine dönüşecek. Otoriterliğin panzehiri çoğulculuktur. Hep birlikte mücadele etmek zorundayız."
"Demokrasi olsa bir daha asla sandıktan çıkamayacaklar. O yüzden adaleti ve demokrasi baskılıyorlar. Bu baskı ortamını aşmak ancak demokratların birlikteliğiyle mümkündür. Bunu durduramazsak demokrasimiz bir buzdağına çarpacak. Siyasi partiler tabela partisine dönüşecek. Eğer biz başaramazsak güya bir Meclis olacak, ama hiçbir anlamı kalmayacak. Tasarlanmış seçimler, seçilmiş rakiplerle yapılacak. Seçime katılım oranı düşecek, millet sandıktan umudunu kesecek. Onun için otoriterliğin hedefi buyken, panzehri çoğulculuktur. Onun için çok olmak, birlikte olmak, dayanışma içinde olmak, hep birlikte mücadele etmek durumundayız. Herkes şunu bilsin ki Ekrem İmamoğlu‘nu hedefe koyan, müesses nizamın çarkına soktuğu çomaktır. Onların istediği adayla yarışmak değil, onları her seferinde yenen adayla yarışmamak için Ekrem İmamoğlu bugün Silivri’ye konmuştur."





