Sosyal Adalet Hareketi (SAHİ) tarafından düzenlenen “Ortadoğu’da Barışı Aramak” sempozyumu İstanbul’da gerçekleşti. Evrensel’de yer alan habere göre, iki gün süren etkinlikte bölgedeki çatışma dinamikleri, demokrasi arayışı ve barış süreçleri farklı ülkelerden akademisyen ve aktivistlerin değerlendirmeleriyle ele alındı.
Açılış konuşmasını yapan SAHİ Başkanı Cemal Bilgin, örgütün 2010’da taşeron işçilerin hak mücadelesi etrafında başlayan çalışmalarını hatırlattı. Bilgin, “Barışı savunmanın cesaret istediği bir dönemde barışı savunuyoruz. Emek mücadelesi ile birleşmeyen bir barışın kalıcı olmayacağını biliyoruz” dedi.
Sempozyum Başkanı Zeki Kılıçaslan, amaçlarının “küçük savaşların yerini daha büyük çatışmaların almasına izin vermeden gerçek barış için mücadele etmek” olduğunu belirtti.
Sempozyum Sekreteri İslam Özkan ise antisiyonizmden Kürt sorununa, Suriye’den aktivist hareketlerin geleceğine kadar zorlu başlıkların ele alınacağını söyledi. Özkan, “Barış ne gökten iner ne de zorla alınır; adalet üzerine inşa edilir” ifadelerini kullandı.
“Etnik çeşitlilik güçtür”
“Ortadoğu’da yeni düzen arayışı: Demokrasisiz barış mümkün mü?” başlıklı ilk oturumda konuşan Cezayirli sosyolog Zubeir Arous, Batı’nın Ortadoğu algısını eleştirerek barışın ancak “ortak vatandaşlık” ilkesiyle sağlanabileceğini vurguladı. Arous, “Etnik çeşitlilik bir zenginliktir. Modern Ortadoğu, tüm kimliklerin birlikte var olabildiği bir yapı ile kurulabilir” dedi.
Mısırlı siyaset bilimci Hiba Raouf ise bölge ülkelerinde devlet–toplum ilişkilerindeki kopukluğa dikkat çekerek, Türkiye’de geçmişte yürütülen çözüm sürecinin bugün için “tarihsel bir fırsat” niteliği taşıdığını söyledi.
Tunuslu akademisyen ve eski bakan Mahdi Mabrouk, Arap Baharı sonrası bölgenin “demokrasi ile direniş arasında sıkıştığını” ifade etti. Mabrouk, “Demokrasi olmadan direniş mümkün mü? Ya demokrat olup direnişi bırakacaksın ya da direnişçi olup demokrasiyle çatışacaksın. Bu ikilemi aşmak için üçüncü bir kavrama ihtiyaç var” değerlendirmesinde bulundu.
Yazar Ümit Aktaş ise Ortadoğu’da kalıcı barış için “otoriter yapılardan arınmış, sınırların şeffaflaştığı konfederalist modellerin” tartışılması gerektiğini belirtti.
“İşçilerimizin NATO için ölmesini istemiyoruz”
İtalya’daki antiemperyalist hareketin önde gelen isimlerinden Moreno Pasquinelli, dünyanın üçüncü büyük savaş sürecine sürüklendiğini savunarak geniş kitleleri kapsayan bir barış hareketine ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Pasquinelli, “Rusya’nın NATO’ya karşı direnişi antiemperyalist bir nitelik taşıyor. İşçilerimizin NATO için ölmesini istemiyoruz” dedi.
Suriye ve Filistin oturumları
Sempozyumda ayrıca Suriye’deki mevcut siyasi tablo ve Filistin’de yaşananlar da değerlendirildi. Suriyeli akademisyen Burhan Ghalion, ülkenin “fiilen parçalanmış ve çok aktörlü bir işgal alanına” döndüğünü söyleyerek bölgesel işbirliğine ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Günün diğer oturumlarında İsrail saldırılarının boyutları, bölgesel direniş hareketleri ve Filistin için adil barış perspektifleri tartışıldı.