Dünya yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'i okyanuslarla kaplı olmasına rağmen deniz tabanı, gezegenin en az keşfedilmiş bölgeleri arasında yer alıyor. ScienceAlert'in aktardığı ve Communications Earth & Environment dergisinde yayımlanan araştırmada, bilim insanları makine öğrenimi kullanarak okyanus tabanında daha önce bilinmeyen 73 yeni volkanik kaldera tespit etti.
Araştırmacılar, keşfin deniz altındaki volkanların küresel ölçekte haritalandırılması açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtti.
Dev çöküntüler dikkat çekiyor
Keşfedilen yapılar, sıradan volkanlardan çok daha büyük oluşumlar olan kalderalar olarak tanımlanıyor. Kalderalar, büyük volkanik patlamaların ardından yer altındaki magma odasının boşalması ve üstte kalan zeminin çökmesiyle oluşuyor. Bu süreç sonunda kilometrelerce genişliğe ulaşabilen dev çanak biçimli yapılar meydana geliyor.
Bilim insanları, okyanus tabanındaki bu yapıların doğrudan araştırılmasının binlerce metre derinlik ve yüksek maliyet nedeniyle oldukça güç olduğuna dikkat çekti.
Yapay zeka gözden kaçan yapıları belirledi
Araştırmada okyanus tabanının şekillerini gösteren batimetri verileri kullanıldı. Daha önce tespit edilen deniz altı kalderalarının şekilleri yapay zeka sistemine öğretilirken, sistem küresel deniz tabanı verilerini tarayarak benzer yapıları belirledi. Bu yöntem sayesinde daha önce kayıtlara geçmeyen 73 yeni kaldera ortaya çıkarıldı.
Tsunami riski oluşturabiliyor

Araştırmacılar, keşfedilen tüm kalderaların aktif ya da tehlikeli olmadığını vurguladı. Ancak aktif deniz altı volkanlarının güçlü patlamalar sonucunda deniz tabanında çökmelere, heyelanlara, tsunami dalgalarına ve okyanus kimyasında değişimlere yol açabileceği belirtildi.
Özellikle kıyıya yakın bölgelerde bulunan aktif kalderaların izlenmesinin, olası afetlere karşı erken uyarı sistemleri açısından önem taşıdığı ifade edildi.
Derin deniz yaşamına da ev sahipliği yapıyor
Araştırmaya göre deniz altı volkanları yalnızca jeolojik değil, biyolojik açıdan da büyük önem taşıyor. Bu bölgelerde oluşan hidrotermal bacalar, güneş ışığının ulaşmadığı derin sularda yaşayan canlılara kemosentez yoluyla yaşam alanı sunuyor. Bilim insanları, bu yapıların dünyanın en sıra dışı ekosistemlerinden bazılarının oluşmasına katkı sağladığını belirtiyor.





