Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde, Nuh’un Gemisi olduğuna inanılan doğal oluşumda yapılan yeni bilimsel incelemeler, yıllardır süren tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından yürütülen ortak araştırmalarda, bölgenin çevresinde yol çalışmaları sırasında ortaya çıkan seramik parçaları ve kayaç örnekleri laboratuvar ortamında analiz edildi. Elde edilen bulgular, bölgede Kalkolitik Dönem’den itibaren insan yaşamının izlerine rastlandığını ortaya koydu.

Laboratuvar sonuçlarında seramik parçaları, fosil yapıları ve tortul tabakalarının MÖ 5500–3000 yıllarına uzanan yerleşim izleri barındırdığı belirlendi. Araştırma ekipleri, bu tarihlendirmenin kutsal metinlerde Hazreti Nuh’un yaşadığı dönemle yaklaşık olarak aynı zaman dilimine denk geldiğini aktardı.

Bölgedeki tartışmalı yapı, ilk olarak 11 Eylül 1959’da yapılan keşiften bu yana yerli ve yabancı araştırmacıların ilgisini çekiyor. Son yıllarda ise AİÇÜ ve İTÜ iş birliğiyle yürütülen çalışmalar, jeofizik, jeoarkeoloji, kimya ve tabaka analizi gibi bilimsel yöntemlerle daha derinlemesine inceleniyor. Ortaya çıkan son veriler, doğal oluşumun dış hatlarının ve uzunluğunun İncil’de tarif edilen Nuh’un Gemisi ölçüleriyle uyum gösterdiğini ortaya koydu. İncil’de yer alan 300 arşınlık uzunluğun, bölgede ölçülen yaklaşık 150–160 metrelik formasyonla dikkat çekici biçimde eşleştiği vurgulanıyor.

Bölgenin korunmasına yönelik uyarılar da artıyor. Araştırma ekipleri, özellikle ilkbahar yağışlarıyla hızlanan aşınmaların yapıyı tehdit ettiğini, formasyonun sağ ve sol taraflarında tahribatın belirginleştiğini bildirdi. Uzmanlar, alanın hem bilimsel çalışmalar hem de inanç turizmi açısından korunmasının zorunlu hale geldiğini, tarihsel nitelik taşıyan kayaç ve taşların bölgeden çıkarılmasının önlenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Uluslararası ilginin giderek arttığı bu oluşumun daha sistematik şekilde tanıtılması için müze kurulması önerileri de gündeme getirildi. Türkiye’deki araştırma ekipleri, dünyada benzeri olmayan bu doğal yapının hem bilimsel hem kültürel açıdan değerlendirilebilmesi için özel bir araştırma ve tanıtım merkezi kurulmasının önem taşıdığını belirtiyor.

Ağrı Dağı ve çevresi, hem jeolojik yapısı hem de kutsal metinlerdeki anlatılarla bölgenin en önemli sembollerinden biri olmaya devam ediyor. İncelenen bulguların İncil’de bildirilen gemi ölçüleriyle uyum göstermesi, 66 yıldır süren tartışmaların bilimsel verilerle yeniden alevlenmesine neden oldu.