ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken Çin’in krize yönelik stratejisinin "bekle-gör" yaklaşımına dayandığı belirtiliyor. Çin üzerine çalışmalarıyla bilinen Dr. Nurettin Akçay'ın Çinli kaynaklara dayandırdığı değerlendirmeye göre Pekin yönetimi, mevcut aşamada gelişmeleri izlemekle yetiniyor ve doğrudan müdahaleden kaçınıyor.
Müdahale yerine izleme stratejisi
Analize göre Çin'in bu tutumunun arkasında birden fazla stratejik neden bulunuyor. Bunların başında Çin'de devam eden ve ülkenin en önemli siyasi gündemlerinden biri olan "İki Oturum" toplantıları geliyor. Pekin yönetiminin ayrıca ABD Başkanı Donald Trump ile yapılması beklenen olası diplomatik temasları riske atmamak istediği belirtiliyor.
Çin’in enerji ve ticaret açısından kritik öneme sahip olan Suudi Arabistan ve diğer Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkeleriyle ilişkilerini koruma isteği de bu stratejinin bir diğer nedeni olarak gösteriliyor. Değerlendirmede Pekin'in kriz karşısında aceleci davranmak yerine daha uygun zaman ve koşulları bekleyen bir politika izlediği ifade ediliyor.
İran rejimine bakış mesafeli
Çinli kaynaklara göre ülkedeki kamuoyu ve elit kesimler mevcut İran yönetimine mesafeli yaklaşıyor. Bunun nedenleri arasında geçmişteki siyasi ilişkiler, iş dünyasında yaşanan güven sorunları ve İran yönetiminin politikaları gösteriliyor.
Kaynak, bu yaklaşımı şu sözlerle aktardı:
"İranlılar genelde bize yaklaşıp sonra Batılılara dönüp bizi satıyorlar."
Bununla birlikte Çin için İran’daki mevcut rejimin ayakta kalıp kalmamasının belirleyici bir öncelik olmadığı da dile getiriliyor. Bazı Çinli elitlerin gelecekte daha seküler ve dışa açık bir İran görmek istediği ifade ediliyor.
Kritik eşik: İki hafta
Çin’in İran’a destek verip vermeyeceği konusunun ise savaşın seyrine bağlı olduğu belirtiliyor. Kaynağın aktardığı değerlendirmeye göre Pekin yönetimi şu aşamada İran’ın direncini test ediyor.
Bu duruma ilişkin kaynak şu ifadeleri kullandı:
"Şu an İran’ın bu savaşın üstesinden gelip gelmeyeceğini anlamaya çalışıyoruz. Eğer İran 2 hafta daha direnç gösterebilirse bazı şeyleri yeniden değerlendireceğiz."
Analize göre İran’ın bu sürede direnç göstermesi halinde Çin'in sınırlı bir destek sağlaması ihtimali bulunuyor. Ancak bu desteğin doğrudan askeri yardım şeklinde olmayacağı, daha çok hem sivil hem askeri amaçla kullanılabilen "çift kullanımlı mallar" ve savunma kapasitesini artırabilecek bazı bileşenlerle sınırlı kalacağı belirtiliyor.
Enerji güvenliği öncelikte
Batı medyasında yer alan "Çin’in İran’a istihbarat ve silah sağladığı" yönündeki iddiaların ise abartılı olduğu savunuluyor. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin açıklamalarında İran'ın egemenliğine vurgu yapılırken aynı zamanda gerilimin düşürülmesi ve diplomatik çözüm çağrıları öne çıkıyor.
Değerlendirmede Çin'in önceliğinin İran yönetimine koşulsuz destek vermekten ziyade enerji rotalarının güvenliği olduğu belirtiliyor. Özellikle küresel ticaret açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki enerji akışının kesintiye uğramaması Pekin için temel bir öncelik olarak görülüyor.
Analize göre Çin, önümüzdeki süreçte diplomatik söylem, ekonomik pragmatizm ve doğrudan çatışmadan kaçınma politikasını sürdürmeyi planlıyor.





