Batman’da bir panele katılan Milli Eğitim eski Bakanı Hüseyin Çelik, Kürt sorununun çözümüne ilişkin devam eden sürece dair kritik açıklamalarda bulundu.

Hüseyin Çelik’in açıklamalarından satır başları:

-Şimdiki çözüm sürecinin artı bazı özellikleri var. Nedir? Türkiye’nin en milliyetçi, Kürt meselesi konusunda en olumsuz açıklamalarıyla gündemde olan MHP ve onun genel başkanı bu işin içinde ve bu işin başlatıcısı konumunda. İlkinde CHP bu sürece karşıydı. Şuanda CHP buna karşı değil, bu sürece taraftar. O zamanlar asker ve polis teşkilatının önemli bir kısmı bu işe tamamıyla karşıydı. Ama bugün bunların hepsi bu sürece taraftar olduğunu beyan ediyor ve bu sürecin sonuçlandırılması gerektiğini söylüyor. Ben bunları çok önemli buluyorum.

-‘Sen bana dönüş, ben sana dönüş’ diye bir şey olmaz. Demokrasiler “veyacı” değildir. ‘Sen veya ben’ dediğinizde, bu düellocu bir mantıktır; birimizin olmaması gerekir. Oysa demokrasi, “sen ve ben” diyebildiğiniz zaman anlam kazanır.

-Kürt meselesiyle ilgili, şu gök kubbenin altında söylenmemiş söz var mı? Herkes ne olması gerektiğini de ne olmaması gerektiğini de biliyor. Meclisteki komisyonun: Anayasadan başlayarak ırk ayrımını, bir ırkın diğerine üstünlüğünü ima eden tüm ifadeleri, yasalarda, kanunlarda, anayasa maddelerinde ne varsa temizlemesi gerekiyor.

-Kürt meselesi uluslararası bir meseledir. Ve bugün içinde bulunduğumuz durum her zamankinden çok bu işin çözülmesi gerektiğini hatırlatıyor. 2011 yılında Salih Müslim’i benim aracılığımla Türkiye’ye getirdik. Kendisi, ‘Talabani ve Barzani’ye verdiğiniz kadar destek verin; biz de müttefikiniz olalım, siz bize sahip çıkın.’ dedi. Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk milletine yakışan şey şudur: Kuzey Suriye’deki Kürt kardeşlerini Amerika’nın, İsrail’in merhametine terk etmemektir. Biz onlara sahip çıkalım. Ermeniler, Ruslar, Gürcüler, Yunanlar, Kıbrıs Rumları bizim komşumuz olunca bir şey olmuyor, Kürt bizim komşumuz olunca neden problem olsun? Kuzey Irak’ta bu yapı oluştuğunda bizimkiler çıkıp ‘bu bir savaş sebebidir’ dedi. Neden? Kürtlere statü söz konusu olduğunda ırkçı refleksler ortaya çıkıyor. Bu bir problem olmamalıdır. Bizim devletin Kürt politikası ‘Kürt anasını görmesin’ politikasıdır. Bu doğru değil. Biz Habil ile Kabil gibi mi kardeş olacağız yoksa Yusuf ile Bünyamin gibi mi? Sadece lafta kardeşlik olmaz. Gerçekten kardeş olacaksak ‘kardeşlik hukukunun’ gerektirdikleri var, onları yapmamız gerekiyor.