DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın sonuna kadar arkasındayız” dedi.
Hatimoğulları, temel odaklarının barış ve demokratik toplum süreci olduğunu vurguladı.
Enfal ve adalet çağrısı
Konuşmasına Enfal Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak başlayan Hatimoğulları, katliamın resmen tanınması çağrısında bulundu.
Hatimoğulları, "Kürt halkını tarih sahnesinden silmeyi hedefleyen sistematik bir katliam. On binlerce insan kimyasal silahlarla, toplu infazlarla diri diri toprağa gömülerek katledildi. Köyler adeta mezarlığa dönüştürüldü. Dünya unutsa da biz bu acıyı unutmadık, unutturmayacağız. Öfkemiz de yasımız da adalet talebimiz de hala dipdiri. Türkiye, Kürt halkının acısını paylaştığını Enfal’i resmen tanıyarak gösterebilir" dedi.
Gülistan Doku dosyasına da değinen Hatimoğulları, soruşturmanın derinleştirilmesi ve sorumluların yargı önüne çıkarılması gerektiğini söyledi.
Rojin Kabaiş açıklaması
Rojin Kabaiş dosyasına ilişkin de konuşan Hatimoğulları, olayın aydınlatılması ve sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Dosyanın takipçisi olacaklarını belirtti.
“Aynı soruşturmanın Rojin Kabaiş için yapılması da son derece önemli. Rojin'e ne oldu? Kimler ve neden korunuyor? Rojin'in akıbetinin açığa çıkmaması için kim ve neden korunuyor? Neler saklanıyor? Bütün bunların açığa çıkması lazım. Rojin'in babası ve ailesi başta olmak üzere yine Türkiye'de kadın hareketi ve biz DEM Parti olarak bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız. Rojin için adalet tecelli edene dek mücadelemiz devam edecek. Mücadele etmeye hep beraber devam edeceğiz."
Savaş ve ateşkes değerlendirmesi
Ortadoğu’daki gelişmelere değinen Hatimoğulları, İran’a yönelik saldırıların sivil kayıplara yol açtığını belirtti.
İki haftalık ateşkesi olumlu karşıladıklarını ifade eden Hatimoğulları, ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi gerektiğini söyledi.
"İran'ın kentlerine ve Ortadoğu'nun merkezine uçaklardan, dronlardan balistik füzelerden ölüm aktı. Sonuç binlerce sivil ölümü, yıkım, yoksulluk, acı, kan ve barut kokusu altında iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladık. Ancak hafta sonu görüşmelerin sürdüğü İslamabad’dan pek olumlu haberler çıkmadı. Ancak bu görüşmenin olumsuz sonuçlanmasına rağmen ateşkesin devam etmesi son derece önemlidir. Geçici ateşkes kalıcılaşmalı; kalıcı ateşkes adil bir barışa dönüşmelidir. ‘Savaşa hayır’ demeliyiz hep beraber.
Arap Birliği savaş mahalli İran Şii topraklarıdır. Belki bu savaşta zayıflatıldılar. 'Şii hilaline karşı Sünni hilali büyütürüz' diye düşünüp savaşı izlememeliler. Zira ölenler sizin bölgenizin insanıdır. Bombalanan sizin bölgenizdir. Çalınan sizin geleceğinizdir. Kimi füzeler sizin topraklarınıza düşmüştür. Savaşa sizi de katmak istiyorlar. Bölgede kalıcı bir savaş olsun, bölge insanı birbirini vursun, katletsin, öldürsün ve kendileri bütün bu manzarayı izleyerek hesaplarını takır takır hayata geçirmek istiyorlar. Emperyalizmin yüzyıllardır izlediği siyasetin yeni bir kanlı sahnesine tanıklık ediyoruz. Başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri ve Arap Birliği’nin tamamı, bu ateşkesin sürmesi ve bölgede kalıcı bir barışın inşa edilmesi için samimi bir rol üstlenmelidir."
Ekonomi eleştirisi
Hatimoğulları, Türkiye’deki ekonomik sorunların yalnızca savaşla açıklanamayacağını belirtti.
Dünya genelinde petrol fiyatları düşerken Türkiye’de artış yaşandığını söyleyen Hatimoğulları, asgari ücretteki kayba ve artan yaşam maliyetlerine dikkat çekti.
"İran savaşını herkes değerlendiriyor. Bizler de değerlendiriyoruz ve elbette çok önemli hususlar var. Türkiye’ye yansımalarını da gayet iyi görüyoruz. Yıllardır derinleşen açlık, yoksulluk, geçinememe ve barınamama sadece savaşla açıklanamaz. İktidar buna tevessül etmemeli. Savaşın etkilerini yadsımadan, savaşı bahane eden iktidara buradan soruyoruz; gerçekten yaşadığımız sorunların sebebi tek başına savaş mıdır? Bakın, 2021 ile 2026 yılları arasında dünyada ham petrol fiyatları düşerken Türkiye’de yüzde 640 oranında artmış. Aradaki farkı görebiliyorsunuz, değil mi? Ne kadar büyük bir fark var. Dolar o dönemde 7 lira iken şimdi 45 TL’ye dayanmış durumda. Savaşın olduğu ülkelerde bile gıda fiyatları düşerken, bir tarım ülkesi olan Türkiye’de gıda fiyatları her Allah’ın günü artıyor.
Türkiye’de işsizliğin yüzde 30’a dayanmasına hangi silah neden oldu acaba? Hazine ve Maliye Bakanı, İran savaşı ile ilgili ortaya çıkan sonuçları yönetebilir buluyoruz diyor. Bunu kendisine soruyoruz: 2026 yılının ilk üç ayında asgari ücretteki toplam kayıp 7 bin 773 liraya ulaşırken bu sorunu niye yönetemediniz, Sayın Bakan?
Yine soruyoruz; memleketiniz olan Batman’dan Mersin’e, Muğla’ya kadar seracılar, fideciler isyan ediyor. Geçen yıl 1 ton gübre 13 bin TL idi. Bu yılın başında 40 bin TL oldu. Madem savaşla ilgili sorunları yönetebiliyorsunuz, gübre fiyatlarını neden yönetemiyorsunuz?"
Asgari ücret ve talepler
Asgari ücretin yılda dört kez güncellenmesi gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, ücret belirlenirken hane koşullarının dikkate alınması çağrısı yaptı.
"Bakın, Birleşik Metal-İş’in verilerine göre 2026 Mart ayı itibarıyla Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 32 bin TL, yoksulluk sınırı ise 106 bin TL’ye yükselmiş durumda. Toplam 3,6 milyon işçi yasal asgari ücretin bile altında çalışmakta. Kadın işçilerin yüzde 60,1’i; bunların bir kesimi asgari ücretli, bir kesimi de asgari ücretin altında çalışıyor. Gelin, asgari ücrete geçtiğimizdeki tabloya beraber bakalım. 2026 yılı için belirlenen asgari ücretin yüzde 47’si nisan ayına gelmeden eridi. Asgari Ücret İnisiyatifi geçtiğimiz günlerde taleplerini Meclis’e iletti. Bizler de buradan bu talepleri bir kez daha altını çizerek yineliyoruz; asgari ücret hesaplanırken yalnızca bireysel değil, hane düzeyinde insanca yaşam koşulları esas alınmalıdır. Asgari ücret yılda bir kez değil, dört kez güncellenmelidir"
1 Mayıs çağrısı ve Taksim mesajı
1 Mayıs için çağrıda bulunan Hatimoğulları, tüm kesimleri alanlara davet etti.
Taksim Meydanı'nın 1 Mayıs'a açılması gerektiğini belirterek, yasağın kaldırılması çağrısında bulundu.