SDG ile Suriye Geçiş Hükümetine bağlı gruplar arasında Halep’in kuzeyindeki Şeyh Maksut ve Eşrefiye gibi yerleşim birimlerinde yoğun çatışmalar yeniden başladı. Ağır ve orta çaplı silahlar ile topçu atışlarının eşlik ettiği bu çatışmalar, daha önce birkaç ay süreyle görece durulmuş olan gerilimin yeniden alevlenmesi olarak değerlendiriliyor.

Çatışmalar, zaman zaman yerleşim alanlarını hedef aldı; her iki taraf birbirini çatışma ve bombardıman suçlamasıyla karşı karşıya bıraktı. SDG, Şam yönetimine bağlı güçlerin Kürt mahallelerine yönelik bombardımanı yeniden başlattığını öne sürerken, Şam yönetimi SDG’nin konutları ve çevre bölgeleri hedef aldığını iddia etti.

Kaydedilen kayıplar

Farklı yerel ve uluslararası kaynaklara göre çatışmalarda askerî ve sivil kayıplar meydana geldi. Bazı raporlar en az 4–7 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını belirtiyor. Bunlar arasında sivil ölümlerinin de olduğu bildirilmiş; özellikle yoğun yerleşim alanlarında yaşayanlar arasında can kayıpları ve yaralanmalar olduğu aktarılıyor. Yaralananlar arasında çocukların ve sivil halkın da yer aldığı bazı haberlerde yer aldı.

Tarafların açıklamaları ve suçlamalar

Suriye Devlet Medyası (SANA) ve resmi kaynaklar, SDG’yi Halep’te askeri noktalara ve yerleşimlere saldırmakla suçladı; bu saldırı sonucu bir askerin öldüğü ve çok sayıda kişinin yaralandığı iddia edildi.

SDG yetkilileri ise saldırı iddialarını reddederek, Şam’a bağlı güçlerin Kürt mahallelerine ağır silahlarla saldırdığını ve bunun siviller için ciddi tehdit oluşturduğunu savundu.

Taraflar ayrıca birbirini ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle suçladı.

Bu çatışmalar, SDG ile Suriye hükümetinin Mart 2025’te varılan bir entegrasyon mutabakatı çerçevesindeki görüşmelerin tıkanmasının ardından geldi. Her iki taraf da zaman zaman bu anlaşmanın uygulanması konusunda anlaşmazlık yaşadı ve tartışmalar sürdü. Birleşik hükümet ordusuna entegrasyon sürecindeki belirsizlikler, çatışmaların yeniden alevlenmesinde önemli bir etken olarak değerlendiriliyor.

Çatışmaların yoğunlaştığı bölgelerde yaşayan sivil halk, korku ve belirsizliğin yanı sıra güvenlik ve temel hizmetlere erişimde ciddi zorluklarla karşı karşıya. Yerel sağlık yetkilileri, yaralıların tedavi edildiğini ve bazı bölgelerde evlerini terk eden nüfusun olduğunu aktarıyor. Ayrıca saldırılardan kaçınmak için göç eden ailelerin sayısında artış olduğu da bildiriliyor.