Modern dünya tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kabul edilen Halepçe Katliamı'nın üzerinden 38 yıl geçti.

İran sınırındaki Halepçe kentinde 16 Mart 1988'de düzenlenen kimyasal saldırı, binlerce sivilin hayatını kaybetmesine ve on binlerce insanın yaralanmasına neden oldu. Tarihe "Kanlı Cuma" olarak geçen saldırı, Irak-İran savaşı sırasında Kürtlerin yaşadığı bölgeye yapılan El-Enfal Harekâtı kapsamında gerçekleştirildi.

Savaşın gölgesinde bir kent

1980'li yılların sonuna gelindiğinde Ortadoğu, sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı'nın yıkıcı etkilerini yaşıyordu. Savaşın son döneminde İran ordusu, Mart 1988'de "Zafer-7" adı verilen bir operasyon başlatarak Irak'ın kuzeyindeki bazı bölgelerde ilerleme kaydetti.

Bu süreçte Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği'ne bağlı Peşmerge güçleri de İran ordusuyla birlikte hareket ederek Halepçe'ye girdi. Irak yönetimi ise bu gelişmeyi bir isyan olarak değerlendirdi.

Irak'ın o dönemki lideri Saddam Hüseyin, İran'ın ilerleyişini durdurmak ve bölgedeki kontrolü yeniden sağlamak amacıyla Kuzey Cephesi Komutanı Ali Hasan el‑Mecid'e sert bir operasyon emri verdi. Batı basınında "Kimyasal Ali" olarak anılan komutanın yönetiminde Halepçe için ölümcül bir plan hazırlandı.

Önce bombalar, ardından zehirli gaz

Irak Hava Kuvvetleri, kimyasal saldırının etkisini artırmak için önce konvansiyonel bombalarla kenti hedef aldı. Amaç, evlerin camlarını kırarak gazın kapalı alanlara daha hızlı yayılmasını sağlamaktı.

16 Mart 1988 sabahı Irak'a ait MiG-23 savaş uçakları Halepçe semalarında belirdi. Yaklaşık 40 bin nüfuslu kent beş saat boyunca bombardımana tutuldu. Ardından hardal gazı ve sinir gazı içeren kimyasal bombalar bırakıldı.

Saldırı sırasında kentte kesif bir koku yayıldı. Görgü tanıkları, gazın "elma kokusuna" benzediğini ve birkaç dakika içinde sokakları kapladığını anlatıyordu. Gazın etkisiyle insanlar bulundukları yerde yere yığıldı; sokaklar, evler ve sığınaklar kısa sürede toplu mezarlara dönüştü.

Binlerce sivil hayatını kaybetti

Saldırının ardından çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 3 bin 200 ila 5 bin arasında sivil hayatını kaybetti. 7 binden fazla kişi ise ağır yaralandı. Daha sonra bölgeye giren gözlemciler, gerçek ölü sayısının çok daha yüksek olabileceğini ifade etti.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan incelemelerde saldırıda hardal gazı ile türü tam belirlenemeyen sinir gazlarının kullanıldığı tespit edildi. Kimyasal maddelerin etkisi yıllarca sürdü; solunum hastalıkları, kanser vakaları ve doğumsal anomaliler bölgede ciddi şekilde arttı.

Araştırmalara göre kimyasal saldırının uzun vadeli etkileri nedeniyle on binlerce insan hayatını kaybetti ya da kalıcı sakatlıklarla yaşamaya başladı. Kurbanların yaklaşık yüzde 68'inin 18 yaşın altında olduğu belirtiliyor.

Bölge tamamen yıkıma uğradı

Kimyasal saldırının ardından Halepçe çevresindeki 216 köyden 198'i tamamen yok oldu. Tarım, hayvancılık ve doğal yaşam büyük ölçüde zarar gördü. Toprak ve su kaynaklarının zehirlenmesi, bölgede yaşayan halkın yıllarca sağlık sorunlarıyla mücadele etmesine neden oldu.

Saldırıdan birkaç ay sonra, 19 Ağustos 1988'de İran ve Irak arasında ateşkes anlaşması imzalandı. Ancak Irak ordusu ateşkesten günler sonra Halepçe'ye yeniden girerek bölgede kontrolü sağladı.

Katliamın tanınması ve tartışmalar

Yıllar boyunca uluslararası kamuoyunda Halepçe saldırısının hukuki statüsü tartışıldı. Irak Yüksek Ceza Mahkemesi, 2010 yılında saldırıyı resmen soykırım olarak tanıdı. Daha sonra Irak Parlamentosu da 2011'de benzer bir karar aldı.

Buna rağmen mağdurların tazmin edilmesi ve sorumluların tam anlamıyla hesap vermesi konusunda yeterli adım atılmadığı yönünde eleştiriler sürüyor.

"O gün hiç bitmedi"

Katliamdan sağ kurtulanların anlattıkları ise olayın insani boyutunu ortaya koyuyor. Saldırı sırasında henüz 14 yaşında olan ve ailesiyle birlikte bir caminin bodrumuna sığınarak hayatta kalan Kalswme Huseyn, yaşadıklarını şu sözlerle anlatıyor;

"Uçakların sesi hâlâ kulaklarımda. Her ses duyduğumda irkiliyorum. O gün hiç bitmedi."

Bugün 50'li yaşlarında olan Huseyn, ailesinden ve akrabalarından çok sayıda kişiyi kaybettiğini söylüyor. Katliamın ardından yıllarca süren sağlık sorunları ve psikolojik travmanın bölge halkının hayatını etkilemeye devam ettiğini ifade ediyor.

Tarihin en büyük kimyasal saldırılarından biri

Halepçe'de yaşananlar, Hiroşima ve Nagazaki atom bombası saldırıları'ndan sonra modern tarihin en büyük kimyasal saldırılarından biri olarak kabul ediliyor. Aradan geçen onlarca yıla rağmen Halepçe, kimyasal silahların siviller üzerinde yarattığı yıkımın sembollerinden biri olmaya devam ediyor.

Bugün Halepçe'de hayat yeniden kurulmaya çalışılsa da saldırının bıraktığı izler hem şehirde hem de bölge halkının hafızasında varlığını sürdürüyor. Katliamın yıldönümü ise her yıl binlerce kişinin katıldığı törenlerle anılıyor.