Türkiye’de her geçen gün daha fazla genç, sosyal medyada kısa sürede ünlü olmanın yollarını arıyor. Bu eğilim sadece bireysel ilgi ya da şöhret arzusu değil; aynı zamanda ekonomik, kültürel ve yapısal sorunların da bir yansıması. Formal eğitimin maddi bir avantaj sunmadığı, işsizliğin yaygınlaştığı ve gelecek kaygısının arttığı bir ortamda, sosyal medya birçok genç için adeta son çıkış kapısı haline geldi.

Şöhretin yeni rotası

Eskiden Türkiye’de şöhret olmak isteyenlerin adresi Unkapanı’ydı. Bilindiği gibi Unkapanı bir zamanlar eğitimsiz, yoksul Anadolu gencinin tek umut kapısıydı. Sanatçı olmak isteyen gençler, yeteneklerini sergileyerek bir plak ya da kaset çıkarabilmenin hayalini kurardı. Ancak artık devir değişti. Günümüzde yetenekten ziyade dikkat çekici olmak, sansasyon yaratmak ve algoritmalara oynamak daha fazla önem kazanmış durumda. Gençler, “viral” olmanın yollarını arıyor; kimi zaman sıra dışı içeriklerle, kimi zaman marjinal çıkışlarla büyük kitlelerin ilgisini çekmeye çalışıyor.

Bu değişim, yalnızca bir teknolojik dönüşüm değil; gençlerin sosyalleşme biçimini, üretim anlayışını ve değer ölçütlerini de kökten etkiliyor. Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi'nin 2023'te gerçekleştirdiği bir saha çalışmasına göre, 13-30 yaş grubundaki gençlerin büyük bölümü sosyal medyayı günlük hayatlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor ve bu platformlarda ortalama 2 ila 4 saat geçiriyor. Ancak daha küçük yaş gruplarında bu sürelerin 8-10 saate kadar çıktığı da gözleniyor. Bu durum, dijital bağımlılığın ve görünür olma arzusunun ne kadar erken yaşta başladığını ortaya koyuyor.

Gelecek kaygısı ana sebep

Sosyologlara göre bu durumun arkasında yalnızca bireysel tercihler değil, sosyal yapının dönüşümü de var. Türkiye’de yükseköğretimin nitelik kaybı, diplomaların işe yaramaması ve ekonomik krizin dayattığı belirsizlik gençleri geleneksel başarı yollarından uzaklaştırıyor. Klasik kariyer basamakları yerine, “bir anda ünlü olma” hayali daha erişilebilir ve kârlı bir seçenek gibi görünüyor.

Bu tablo, resmi verilerle de destekleniyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos 2025 verilerine göre, 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı %16,0 seviyesine ulaştı. Aynı dönemde kadınlarda bu oran %22,7, erkeklerde ise %12,4 olarak açıklandı. Bu artış, gençlerin istihdamdaki kırılgan konumunu gözler önüne seriyor. Benzer şekilde, OECD’nin 2025 “Bir Bakışta Eğitim” raporuna göre Türkiye’de 18-24 yaş grubundaki gençlerin %31,3’ü ne eğitimde ne istihdamda. Ev genci veya 'NEET' konumunda. Bu oran, OECD ülkeleri arasında en yükseklerden biri. Yani Türkiye’de her üç gençten biri, ne okulda ne de işte. Bu da, eğitimle istihdam arasındaki bağın kopuşunu ve gençlerin geleceğe dair artan umutsuzluğunu gösteriyor.

Nitelik mi, popülerlik mi?

Sosyal medyada ünlü olma yarışı, nitelikli üretimi ve emeği geri plana itiyor. Takipçi sayısı bir kariyer ölçütü hâline gelirken, içeriklerin derinliği ve niteliği çoğu zaman göz ardı ediliyor. Algoritmalar, yetkinlikten çok görünürlüğü ödüllendiriyor; “daha çok görün, daha çok kazan” mekanizması gençleri yüzeysel ve hızlı tüketilen içerikler üretmeye yönlendiriyor. Bu durum, sadece bireysel üretimi değil, toplumsal değerler sistemini de etkiliyor; başarı artık tanınırlık ve popülerlik üzerinden tanımlanıyor. Yine de bazı gençler, farkındalık ve eğitim odaklı içeriklerle sosyal medyayı sürdürülebilir bir ifade alanına dönüştürmeye çalışıyor, ancak bu örnekler hâlâ azınlıkta.

Görünürlük ekonomisi ve toplumsal sonuçlar

Bugün artık Unkapanı yok. Ama sosyal medya, yeni bir dijital Unkapanı gibi çalışıyor. Tek fark, burada marifetten çok görünürlük prim yapıyor. Sosyal medya, gençlerin bir kısmı için tercih değil, ekonomik kriz ve belirsiz gelecek nedeniyle bir zorunluluk hâline gelmiş durumda. Bu yarışın kazananı az, bedeli ise ağır: Nitelikli üretim azalıyor, popülerlik ve sansasyon her şeyin önüne geçiyor.

Uzmanlara göre, bu döngünün kırılması için hem bireysel bilinçlenme hem de yapısal değişimler şart. Aksi hâlde, dijital Unkapanı gençleri görünürlük girdabına çekmeye devam edecek ve toplumsal değerler, kısa vadeli dikkat ekonomisinin elinde şekillenecek.

Haber: Vedat AK