CHP ve Gelecek Partisi milletvekilleri, Halep'te Şam geçici yönetimi bünyesinde yer alan silahlı gruplarla SDG arasında süren çatışmalara Meclis Genel Kurulu’nda tepki gösterdi.
Söz alan Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Kani Torun, olayları endişe ile takip ettiğini belirterek şunları söyledi:
İsrail'in maşası ilan edip sonrasında yapılan tüm saldırılara bir meşruiyet kazandırmaktır. Ancak daha dün Şam yönetimi ile İsrail arasında yapılan anlaşmayı görmezden gelip sadece SDG'yi suçlamak yanlıştır. İsrail katil bir devlettir. İsrail bu bölgede Türklerin de Kürtlerin de Arapların da dostu değildir. İsrail'in yaptığı her açıklama tansiyonu yükseltmek ve toplumları provoke etmek içindir. İsrail ‘Tavşan kaç, tazı tut’ politikası uyguluyor, provokasyona gelmemeliyiz.
"SİLAH BIRAK DEMEK YANLIŞTIR"
10 Mart Mutabakatına da dikkat çeken Torun, şunları kaydetti:
İki tarafın imza altına aldığı bir anlaşmayı tek tarafın yükümlülüğü gibi göstermek yanlışına düşmemeliyiz. Şam hükûmetinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bir seçim takvimi, bir anayasa taslağı veya bir yönetim modeli sunduğunu göreniniz, duyanınız var mı? Daha önce de söyledim ve söylemeye devam edeceğim; on üç yıllık iç savaştan çıkan bir toplumun kesimlerine tekçi bir yapı önermek, koşulsuz silah bırakmayı teklif etmek ve baskıyla, silahla netice almayı beklemek yanlıştır.
"ATEŞE BENZİN DÖKÜYOR"
Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini ancak Adem-i Merkeziyetçi bir yapının da korunması gerektiğini belirten Torun, şu ifadeleri kullandı:
Son olarak Türkiye'nin konumuna ve meseleye yaklaşımına değineceğim: Millî Savunma Bakanlığımızın bugün ve öncesinde yaptığı açıklamalar açıkçası ateşe benzin dökmektir. Arkadaşlar, bizler bu savaşın tarafı değiliz ve sınır komşularımızın, vatandaşlarımızın akrabalarının yaşadığı çatışmaya taraf olarak dâhil olamayız. Türkiye'nin yapması gereken, tehdit dilinden vazgeçip tarafları müzakereye davet etmektir. Orta Doğu'da sorunların parmak sallayarak çözülemeyeceği gerçeğiyle artık yüzleşmeliyiz.
"ANKARA’DA BARIŞ MASASI KURULMALI"
Torun, sözlerini şöyle sürdürdü:
Suriye'de yaşanan krizi başladığı yerde, yine bu topraklarda çözmek zorundayız; on binlerce kilometre ötede, bu topraklara yabancı başkentlerde değil, barış masasını Ankara'da kurmalıyız. Tüm tarafları burada buluşturarak tüm kimliklerin, inançların tanındığı, korunduğu ve özgür olduğu bir Suriye yönetiminde uzlaştırmalıyız. On üç yıl savaşmış bir topluma savaştan başka bir şeyler söylemeliyiz, aynı yöntemlerle farklı sonuçlara varamayız. Eğer Suriye'ye bir destek vermek istiyorsak bu, tüm tarafların üzerinde mutabık kalacağı barışçı bir Suriye kurmaktır. Suriye'deki barış bizim içeride yürüttüğümüz süreci de olumlu etkileyecektir. Bu topraklar yeterince kana doydu, kategorik düşmanlıkların ne dün faydası oldu ne de bugün olur; zaman barışı ve umudu yeşertme zamanıdır.
"ETNİK TEMİZLİK" VURGUSU
Söz alan CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ise şöyle konuştu:
Adalet ve Kalkınma Partisinin müdahil olduğu bir savaştan bahsediyoruz. Yüz binlerce insan yaşamını yitirdi, milyonlarca insan göç etmek zorunda kaldı ve sonuçta şimdi yeni bir yapı var Suriye'de ve bu yapının ortaya çıkardığı sorunlar var. Türkiye'ye düşen görev, esas itibarıyla, Suriye'de bütün kimliklerin, bütün halkların ve bütün inançların yani Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin, bütün inançların, Hristiyanların, Alevilerin iradesine uygun demokratik bir Suriye'nin inşasıdır, bunun için tutum almasıdır, gerçekten demokratik bir anayasanın yapılması konusunda zorlayıcı olmasıdır. Diplomasiyi zorlamasıdır, müzakereyi zorlamasıdır, diyaloğu zorlamasıdır ama bugün Adalet ve Kalkınma Partisinin geldiği çizgi, sonuçta, Suriye'de Fırat'ın batısındaki Kürtlere etnik temizliğe yol açabilecek bir siyasete izin vermek ve göz kırpmak olmuştur. Bakın, bu kabul edilemez.
"DİYALOĞA TEŞVİK ETMELİ"
Halep bütün kimliklerin ve inançların yüzyıllardır birlikte yaşadığı önemli bir kenttir aynı zamanda. Kürtler, Türkmenler, Araplar, Hristiyanlar, Dürziler, Süryaniler, Yezidiler, birçok halk orada barış içinde yaşamışlardır. Bu imkânı orada zorlamak varken 200 binden fazla Kürt'ü, Süryani'yi, Dürzi'yi ve Yezidi'yi oradan sürecek, başka yerlere taşıyacak bir politikanın aracı Türkiye olmamalıdır, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı olmamalıdır. Etnik temizliğe yol açabilecek herhangi bir politikaya izin vermemelisiniz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak uyarıyoruz: Hükûmetin yapması gereken diyalogdur, diplomasidir ve tarafları bir masa etrafında buluşturmaktır. Bunu zorlarsak ancak Suriye'de kalıcı bir barışı ve Suriye'deki halkların iradesine uygun bir anayasal düzeni inşa edebiliriz.