Gündem

Fırat: "Diyanet’in bütçesi beş bakanlığa ayrılan paydan fazla"

DEM Partili Celal Fırat, Diyanet Başkanlığı’na ayrılan 174 milyar liralık bütçenin 5 bakanlık ve 128 üniversiteye ayrılan paydan fazla olduğunu belirterek tepki gösterdi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekilleri, Meclis Genel Kurulu’nda görüşmelerine başlanan Cumhurbaşkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçelerine dair konuştu.

"5 BAKANLIĞIN BÜTÇESİNDEN DAHA BÜYÜK"

Söz alan İstanbul Milletvekilli Celal Fırat Diyanet Başkanlığı’na ayrılan 174 milyar liraya dikkat çekti. Bu bütçenin 5 bakanlık ve aynı zamanda 128 üniversitenin bütçesinden daha fazla olduğunu belirten Fırat, şunları kaydetti:

Sayıştay raporlarına göre Diyanetin bütçesinin yüzde 84’ü vergilerden oluşuyor. Peki, bu vergiler kimden alınıyor, kimlere tahsis ediliyor? Bu vergiyi Aleviler ödüyor, Caferiler ödüyor, Şafiiler ödüyor, ateistler ödüyor, Süryaniler ödüyor. Evinde inancını yaşayan, yerine getiren insanlar ödüyor. Yani temsil edilmeyen herkes bu bütçe için âdeta imece usulü çalışıyor. Diyanetin yaklaşık 143 binin üzerinde personeli var; bu sayı bazı kurumlardan daha yüksek. Bu gidişle yeni bir il kursak, vali atamasını bile Diyanet İşleri Başkanlığı yerine getirecek noktadadır.

"EMEKLİNİN SOFRASINDAN, ÖĞRENCİLERİN HARÇLIĞINDAN ALINIYOR"

Diyanete ayrılan bütçenin vergiler ile sağlandığını ve bu vergilerin emeklinin sofrasından, öğrencinin harçlığından, işsizin umudundan toplandığını ifade eden Fırat, devamında şunları söyledi:

Bir yandan ‘Ne olursan ol, gel.’ diyeceksiniz ama Alevilere gelince ‘Kapının önünde dur’ deniliyor. Vergide varsın, bütçede yoksun, yükte varsın, sözde yoksun. Bu yaklaşım birleştirmez, bizi incitir, kapsamaz, bizi dışlar, toplumsal barışı güçlendirmez, zedeler. İnanç, devlet eliyle değil halkların kardeşliğiyle olmalıdır. Kimin makbul, kimin sessiz olması gerektiğine de karar verilmiş olur. Genelde sessiz kalması beklenenler hep aynı kesimler olur. Oysa inançlar devlet cetveliyle ölçülecek alanlar olmamalıdır. Her inancın yolu, ritüeli, dili, hafızası kendinedir. Bunu görmezden gelmek sadece o inançları değil o ülkenin ortak vicdanını yaralar. Biz diyoruz ki kimsenin vergisi bir başkasının inancını beslemek için kullanılmasın, kimseye bu ülkede misafir muamelesi yapılmasın, kimse inancını ispatlamak zorunda kalmasın; gelin, bütün halkların kendini özgür hissedebileceği yarınları hep beraber inşa edelim.