Gündem

Esad rejiminin en büyük sırrı ortaya çıktı! Tüyler diken diken oldu

134 bin belge ve 10 binden fazla ceset fotoğrafı, Esad rejiminin yıllarca gizlediği işkence ve zorla kaybetme düzenini açığa çıkardı. Ve tıbbın karardığı an.

Suriye’de Esad rejimine ait gizli belgeler ve binlerce fotoğraf, yıllardır sürdüğü iddia edilen işkence, zorla kaybetme ve sistematik infaz mekanizmasını ilk kez kapsamlı biçimde belgelerle ortaya koydu. Uluslararası gazetecilerin ortak yürüttüğü “Şam Dosyaları” araştırması, 134 binden fazla gizli belge ve 10 bini aşkın tutuklu cesedi fotoğrafını inceleyerek rejimin ölüm kayıtlarını nasıl bürokratik raporlarla gizlediğini aydınlattı.

Araştırma, Almanya merkezli NDR tarafından elde edilen ve Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) ile paylaşılan belgeler üzerine kuruldu. 20 ülkeden 26 medya kuruluşundan 126 gazeteci sekiz ay boyunca verileri analiz etti. Belgeler, Suriye’nin Hava Kuvvetleri İstihbaratı ve Genel İstihbarat birimlerine ait iç yazışmalar, emirler ve raporları içeriyor.

“Kalp-solunum durması” ile örtülen ölümler

Harasta ve Tişrin askeri hastanelerinde hazırlanan ölüm raporlarının büyük bölümünde aynı ifade yer alıyor: “Kalp-solunum durması.” Araştırmaya göre bu kalıp, işkence veya infaz sonucu gerçekleştiği iddia edilen ölümlerin resmi kayıtlarda gizlenmesine yaradı.

Esad döneminde en az 150 bin kişinin tutuklandıktan sonra kaybolduğu tahmin ediliyor. Ailelerin yıllardır cezaevleri, morglar ve toplu mezarlarda aradığı kayıpların büyük kısmı hâlâ bulunamadı.

10 binden fazla ceset fotoğrafı: Numara verilmiş bedenler

NDR ve ICIJ tarafından incelenen veri setinde 33 binden fazla fotoğraf bulunuyor; bunların 10.200’ü tutuklulara ait ceset görüntüleri. Fotoğraflarda cesetlerin çoğunun üzerlerinde numara yazılı kartlarla belgelendiği görülüyor. Kurbanlarda ağır darp izleri, aç bırakılma belirtileri ve çıplaklık dikkat çekiyor. Fotoğraflar, askeri personel tarafından prosedür gereği farklı açılardan çekilip dijital arşivlerde saklanmış.

Bu arşiv, bugüne kadar elde edilen en kapsamlı Suriyeli tutuklu fotoğraf koleksiyonlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Askerî hastaneler sistemin parçası

Belgeler, başta Sednaya Cezaevi olmak üzere ülke genelindeki gözaltı merkezleri ile Tişrin ve Harasta gibi askeri hastanelerin ortak bir ağ içinde çalıştığını gösteriyor. Bazı hastanelerin özel gözaltı katları olduğu ve ölüm belgelerinin burada hazırlandığı belirtiliyor.

Ölüm belgelerinde imzası bulunan bazı doktorların bugün Avrupa’da görev yaptığı da tespit edildi. Alman makamları 2024’te bir Suriyeli doktoru, tutuklulara işkence yapmaktan ömür boyu hapse mahkûm etmişti.

Toplu mezarlar ve dijital arşivler

Fotoğraflar ve belgeler, öldürülen kişilerin çoğunun kimlik tespitinin zorlaştırıldığı koşullarda toplu mezarlara gönderildiğini gösteriyor. Almanya’daki yargı makamlarına ve ilgili uluslararası kuruluşlara ulaştırılan arşiv, kimlik tespiti çalışmalarında kullanılmaya başlandı.

Belgeler, kayıp yakınlarının teşhis yapabilmesi için şu kurumlarla paylaşıldı:

-BM Suriye’de Kayıp Kişiler Bağımsız Kurumu

-Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR)

-Taafi Girişimi

“Ailelerin bilmeye hakkı var”

Belgeleri sızdıran, 2020–2024 yılları arasında Şam’da askeri polisin delil koruma biriminde görev yapan eski bir subay, belgeleri NDR’ye “Ailelerin ne olduğunu bilmeye hakkı var” diyerek ulaştırdığını söyledi.