Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) ile bir araya geldi.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli'nin yer aldığı DEM Parti heyetini, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın da aralarında olduğu heyet karşıladı.
Heyet karşılamanın ardından toplantının yapılacağı salona geçti.
Toplantı sonrası ilk değerlendirmeyi DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yaptı. Hatimoğulları, Kuzey Suriye’ye yaptıkları ziyaretlerde edindikleri izlenimleri aktararak, 6 Ocak’ta Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde provokasyonlarla başlayan saldırıların kısa sürede farklı bölgelere yayıldığını söyledi.
Kamışlı’da yapılan görüşmelerde kendilerine açık biçimde bir "Kürt-Arap savaşı" kurgusunun gündemde olduğunun aktarıldığını belirten Hatimoğulları, “Suriye tarihinde böyle bir savaş yaşanmamıştır. DSG, bu kumpasa alet olmamak ve çatışmayı derinleştirmemek için bazı bölgelerden çekilmiştir” dedi.
Ateşkes tartışması ve Şam yönetimine eleştiri
Türkiye’de bazı çevrelerin “ateşkesi Kürt tarafı bozuyor” algısı oluşturmaya çalıştığını ifade eden Hatimoğulları, 10 Mart mutabakatı ve 4 Ocak’ta Şam’da yapılan görüşmelerde tam uzlaşı sağlandığını, ancak buna rağmen Şam yönetiminin imzayı ertelediğini hatırlattı. Kürt tarafının ise mutabakatlara bağlı kaldığını vurguladı.
Ayn el Arap'ta ağır kuşatma uyarısı
Ayn el Arap (Kobani)'nin ağır bir kuşatma altında olduğunu söyleyen Hatimoğulları, su, elektrik ve internetin kesildiğini, sivillerin açlık ve susuzlukla karşı karşıya bırakıldığını belirtti. Türkiye'ye çağrıda bulunan Hatimoğulları, Mürşitpınar ve Nusaybin sınır kapılarının açılarak insani yardım koridoru oluşturulmasının bir tercih değil, insanlık görevi olduğunu dile getirdi.
"Türkiye için tehdit değiliz" mesajı
Hatimoğulları, Kuzey Suriye’den gelen mesajı Türkiye kamuoyuna da aktardıklarını belirterek, "Biz Türkiye’ye bir taş dahi atmış değiliz. Güvenlik sorunu teşkil etmiyoruz. Kürt-Arap savaşına ne kadar karşıysak, Kürt-Türk savaşına da o kadar karşıyız" dedi.
Suriye’deki karmaşanın IŞİD’e alan açtığını ifade eden Hatimoğulları, uyuyan hücrelerin yeniden harekete geçtiğini, bu tehdidin yalnızca bölgeyi değil Türkiye ve Batı dünyasını da etkileyebileceğini söyledi.
Muhalefete ve iktidara ortak sorumluluk çağrısı
Hatimoğulları, iktidar ve muhalefete çağrıda bulunarak barışın hem Türkiye’de hem bölgede tesis edilmesi için ortak çaba gerektiğini vurguladı. Ayn el Arap’taki kuşatmanın, SDG’nin Rakka’dan çekilmesinin ardından elektriğin kesilmesiyle daha da ağırlaştığını belirten Hatimoğulları, bunun Suriye’deki yeni yönetim anlayışını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
Muhalefete de seslenen Hatimoğulları, Şam yönetimi ile Kuzey ve Doğu Suriye Yönetimi dahil tüm taraflarla görüşebilecek bir heyet oluşturulabileceğini, bu heyetin saha gözlemleri yaparak rapor hazırlamasının sürece katkı sunacağını söyledi.
"Kullanılan dil Kürt halkını yaralıyor"
Hükümet sözcülerinin kullandığı dilin Kürt halkını derinden yaraladığını belirten Hatimoğulları, bu dilin değişmesi gerektiğini vurguladı. Abdullah Öcalan’ın çağrısının hâlâ geçerliliğini koruduğunu ifade eden Hatimoğulları, bu çağrının gereğinin yerine getirilmesi için ortak adım çağrısı yaptı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti heyetiyle tokalaşmasını da hatırlatan Hatimoğulları, sürecin farklı bir yere çekildiği yönündeki iddiaları reddederek, "Sayın Bahçeli’yi bizimle el sıkıştıran sebep neyse, o sebep hâlâ yerli yerinde durmaktadır" dedi.
Babacan: Galip-mağlup dili barışı zedeler
Toplantının son bölümünde konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Suriye’deki yeni sistem inşa süreci ile Türkiye’nin iç barışının doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Kalıcı istikrarın ancak tüm kesimleri kapsayan ve azınlık haklarını güvence altına alan bir anayasa ile mümkün olacağını vurguladı.
Dış müdahalelere dikkat çeken Babacan, "Okyanus ötesinden gelenlerin bu coğrafyaya katacağı kalıcı bir şey yoktur. Sorunlarımızı bu toprakların insanları olarak diyalog ve siyasi diplomasiyle çözmek zorundayız" dedi.
Babacan, Türkiye hükümetine de çağrıda bulunarak galip–mağlup dili yerine barışın ve hukukun kazandığı bir dilin kurulması gerektiğini söyledi. Suriye’de bir seçim takviminin açıklanmasının zorunlu olduğunu belirtti.
Meclis komisyonu eleştirisi
Babacan ayrıca TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun pasif kaldığını belirterek, komisyonun beklemeden harekete geçmesi gerektiğini ifade etti. Atılacak her olumlu adımın Suriye’nin iç dengelerine de olumlu yansıyacağını vurguladı.