Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Bitlis'te partisinin düzenlediği bir etkinliğe katıldı. Burada konuşan Tuncer Bakırhan Kürt sorununun çözümü kapsamında başlayan sürece ve Suriye'deki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bakırhan, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
Biz bu sürecin başarıya ulaşması halinde Kürt hareketi ve Türkiye demokrasi tarihine neler kazandıracağını tek tek paylaşacağız. Kimliksiz statüsüz değil, Kürtlerin kimliği olsun, onurlu eşit yaşayacağı bir geleceğin mücadelesini veriyoruz. 2 Ekim 2024'te Sayın Bahçeli'nin elimizi sıkması ve 27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın çağrısı önemli iki tarihtir. Bu yeni bir dönemin başlamasına vesile oldu. Bu yeni dönemin nasıl süreceği de bizim mücadelemize bağlıdır.
Suriye'deki gelişmelere değinen Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
Bu süreç bizim anti-demokratik uygulamalara karşı verdiğimiz tepkilere bağlıdır. Rojava'da kimliksiz, statüsüz bir gelecek dayatıldı. İnanın ki Rojava'da 30 Ocak'ta imzalanan anlaşma Cizre'nin Nusaybin'in ve dünyanın dört bir yanında sokaklara dökülen tepkisini ortaya koyan Kürt'ün onurlu tepkisi sayesinde ortaya çıktı. Tabii her şey istediğimiz şekilde değildi. Ancak bu sayede Suriye'deki Kürtlerin statüsü tanındı. Serekaniye'de, Afrin'de Kürtlerin kendi memleketlerine döneceği bir zemin hazırlandı. Bu mücadele ettiğimiz ve Rojava'yı yalnız bırakmadığımız sürece böyle olacak.
"ROJAVA'DA KÜRTLER DEVLET YÖNETİMİNE ORTAK OLACAK"
Suriye'de Kürtlerin yaşadığı yerlerde temsilci olarak yer alacağını belirten Bakırhan, şöyle konuştu:
Suriye'de Rojava mücadele sürdüğü sürece garantide olacak. Bakın Münih Konferansı'nda 'terörist' dedikleri Sayın Mazlum Abdi ve İlham Ahmed'i temsilci olarak kabul etti. Kimse Kürtlere bir şey bahşetmedi, Kürtler kendi mücadelesiyle buraya geldi. Kürtler sadece Suriye'de kendi bölgelerini yönetmeyecek aynı zamanda devlet yönetimine de ortak olacaktır. Ancak uluslararası zemin kaypak bir zemindir. Anlaşmalar imzalanıyor, ama bir bakıyorsunuz Kürt düşmanı zemin bu anlaşmalardan cayıyor. O yüzden Suriye'de süreci yakında takip edeceğiz. Bizler dünyanın neresinde olursa olsun Kürt'e karşı politikaya karşı duracağız. Kimse Kürtlerin sahada kazandığını masada kaybettirmeyecektir.
"ARTIK KÜRDÜN KİMLİĞİNE HUKUK GEREKİYOR"
Bakırhan, şöyle devam etti:
Meclis'te bir komisyon kuruldu, ancak verilen kadarla kati şeyler değil. Bu komisyon bu sürece kapıyı araladı. Komisyon zaten öneri sunan bir yerde. Partimiz bazı maddeleri kabul etti; ancak bazı maddelere de şerh koydu. Bizi yok sayan ve hala bizi terör parantezine alan bir yaklaşımla aynı düşünmüyoruz. Kürt sorunu bir demokrasi, özgürlükler ve dil sorunudur.
Kürtler bu ülkenin asli unsurlarıdır. Kürt'ü 'terör' parantezine alan bu akıl doğru yapmıyor. Madem kardeşsek bizim farklı bir dilimiz var. O dilimizle eğitim görmemiz öyle yaşamamız gerekiyor. 'Kardeşsiniz; ama Türk'sünüz' deniyor. Böyle bir dünya yok! Madem kardeşsek eşit olacağız. Kardeşlik böyle karşılık bulur. Biz gerçekten barışa inanıyoruz. Bazı bloklar DEM Parti'ye karşı konuşuyor. DEM Parti bu süreci toplumsallaştırmak için toplantılar yaptı. DEM Parti iyi niyetlidir. İyi niyetli olmayanlar Kürt sorununu 'terör' parantezine alanlardır. Artık Kürt'ün diline, kimliğine hukuk gerekiyor.
"YURTTAŞLIK TANIMI DEĞİŞMELİ"
Süreç raporunun sadece bir başlangıç olduğunu söyleyen Bakırhan, şunları kaydetti:
Bu rapor her şey değil, sadece kapı aralıyor. Olumlu şeyler de var. Bu rapor Kürt meselesinin çözüldüğü bir rapor değil, başlangıçtır. Eksik olan bir yer varsa Meclis cesur davranmalıdır. Bir an önce AİHM ve AYM kararları uygulansın. Konuşuluyor, ama kime konuşuluyor? Muhatap yok. Biz bir yetkili göremiyoruz. Adalet Bakanlığı'nı göreve çağırıyoruz. 'Doğuştan var olan hak' diyor. Bu anadil ve kültür hakkıdır. Bazıları çıkıp 'Kürt dili ülkeyi böler' diyor. Resmi dil yanında anadille eğitim görülen ülkeler var, hiçbiri bölünmemiş. Dil bölmez birleştirir. Rapor yerel demokrasi vurgusu yapıyor. İçişleri Bakanlığı neyi bekliyor? Bunun gereklerini artık yerine getirsinler. Yurttaşlık tanımı kesinlikle değişmeli. Hepimiz Türkiyeliyiz; ama ülke içerisinde pek çok halk var. Bunun için bir an önce saydığımız adımlar atılmalı.
"MÜCADELE BİTMEDİ YENİ BAŞLIYOR"
Tek taraflı, samimi ve iyi niyetli adımlar beklediklerini söyleyen Bakırhan, Kürt kimliği ve anadili özgürleşene kadar mücadele edeceklerinin vurgulayarak, şunları söyledi:
Mücadele bitmedi yeni başlıyor. Şimdi hak alma zamanına geldi. Şimdi partimize, haklarınıza sahip çıkmamız gerekiyor. Bir taraftan diyor ki 'PKK silah bıraksın' ama ortada bunu sağlayacak bir yasa yok. 'Silah bırak; ama ülkeye gelemezsin', 'aileni göremezsin', 'yerinde buharlaş' böyle bir dünya yok. Biz tek taraflı samimi ve iyi niyetli adımlar atıyoruz. Ama şimdi neyi bekliyoruz. Suriye dediler başta, ama Suriyeli Kürtler meşruiyet kazandı. Suriye heyetinin yanında Mazlum Ebdî olmasaydı heyeti kimse takmazdı. Kürtler adım bekliyor. Cezaevi ve kayyımlardan başlayalım. Halay çeken arkadaşımızı yargılayan hakim ve savcılardan başlayalım. Bu savcı ve hakimler HSK'ye bağlı değil mi? Biz başka bir süreci mi yaşıyoruz? Bakın Rojava'ya sahip çıktık, Rojava uluslararası arenada da temel mesele haline geldi. Ferhat Tepe'yi katlettiniz, onun ailesi mücadelesinden vazgeçti mi? Ya da Şevket Epözdemir'in ailesi bu mücadeleden vazgeçti mi? Mücadelemizle kimliğimizi de dilimizi de özgürleştirene kadar devam edeceğiz.





