Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Eş Genel Başkanlar başkanlığında toplanarak Türkiye ve bölgedeki siyasi gelişmeleri, Suriye'deki sorunları ve devam eden sürece ilişkin başlıkları ele aldı.

Toplantı sonrası açıklamada bulunan Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, gündemde öne çıkan başlıklara ilişkin mesajlar verdi.

"Sadece 'irade beyanı' yeterli değildir"

DEM Parti İmralı Heyeti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmeye dair detayları paylaşan Ayşegül Doğan, şunları kaydetti:

Sayın Cumhurbaşkanı ile yapılan görüşmede, sürecin kararlılıkla sürdürülmesine dair ortak irade bir kez daha teyit edilmiştir. Ancak bu aşamadan sonra sadece 'irade beyanı' yeterli değildir. Toplumda güven tesis edilmesi için TBMM, ilgili bakanlıklar ve tüm kamu kurumlarının üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi, demokratikleşme ve özgürlükler konusunda yasal çerçevenin en geniş uzlaşıyla bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir.

"Yasal ve hukuki düzenlemeler ne yazık ki hala yapılmış değil"

27 Şubat çağrısının üzerinden koca bir yıl geçmesine rağmen, sürecin kalıcılaşmasını sağlayacak yasal ve hukuki düzenlemeler ne yazık ki hala yapılmış değil. Meclis Komisyonu aylardır çalışıyor, ancak demokratikleşme ve özgürlükler konusunda atılması gereken somut adımlar hala birer niyet beyanı olarak bekletiliyor. Toplumun güvenini tesis edecek olan şey teknik raporlar değil, bu raporların hızla yasallaşması ve hayata geçirilmesidir.

"Altın oran kağıt üzerinde kalmamalı"

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun rapor yazım aşamasına geldiğini belirten Doğan, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un "Altın oran; Kürt’ün onuru, Türk’ün gururu" sözlerine atıfta bulundu. Doğan, şöyle konuştu:

Biz bu 'altın oranın' sadece bir söylem olarak kalmamasını, hazırlanacak olan nihai rapora tam anlamıyla yansımasını bekliyoruz. Toplumun tüm kesimlerini kapsayan, demokratik geleceğe dayanak oluşturan bir rapor ve bu doğrultuda 'umut hakkı' dahil tüm yasal düzenlemeler gecikmeksizin Meclis gündemine getirilmelidir. Sürecin selameti, Abdullah Öcalan’ın bizzat süreci yönetebileceği ve doğrudan temas kurabileceği koşulların oluşturulmasına bağlıdır.

"Mürşitpınar Sınır Kapısı açılmalı"

Kobani üzerinde bir kuşatmanın olduğunu belirten Ayşegül Doğan, hükümete çağrıda bulunarak şunları söyledi:

Kobani’de 24 gündür süren kuşatma ve temel hizmetlerin kesilmesi bir insanlık suçudur. Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu tarafından hazırlanan 25 yardım tırı, Çobanbey Sınır Kapısı üzerinden bölgeye ulaştırılmıştır ancak bu yol hem çok uzun hem de maliyetlidir. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlara açılması yönündeki ısrarımız sürüyor. Zihinlerdeki duvarların kalktığı bir dönemde, sınır kapılarındaki engeller de artık son bulmalıdır. Rojava halkı yalnız değildir ve yardımların ulaştırılması için güvenli bir insani koridor şarttır.

"Yeni Adalet Bakanı, Anayasa’ya sadık kalmalıdır"

Adalet Bakanlığı'na getirilen Akın Gürlek’e de seslenen Doğan, şunları kaydetti:

Yeni Adalet Bakanı, yemin ettiği metne, yani Anayasa’ya sadık kalmalıdır. Türkiye’de yargı hiçbir zaman tam bağımsız olamadı ancak bugün gelinen nokta bir cezalandırma mekanizmasına dönüşmüştür. AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması, hukuk devletinin önündeki en büyük engeldir. Sayın Gürlek’e tavsiyemiz; Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay ve binlerce siyasi rehinenin özgürlüğüne kavuşacağı bir adalet iklimini tesis etmesidir.