Danıştay Birinci Dairesi'nin, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında verilen "soruşturma izni verilmemesi" kararını iptal etmesinin ardından, Ankara Büyükşehir Belediyesi sürecin genişletilmesi için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulundu. ABB, eski TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın tanık sıfatıyla dinlenmesini talep etti.

Danıştay engeli kaldırdı

Danıştay 1. Dairesi, İçişleri Bakanlığı'nın Gökçek ve dönemin belediye yöneticileri hakkında verdiği "işleme konulmama" kararını oy birliğiyle hukuka aykırı bularak kaldırdı. Karar, uzun süredir kamuoyunda tartışılan imar planı değişikliklerine ilişkin iddiaların yargı denetimine açılmasının önünü açtı.

ABB’den savcılığa başvuru

Bu gelişmenin ardından ABB yönetimi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu dilekçede, Bülent Arınç’ın geçmişte kamuoyuna yansıyan açıklamalarına dikkat çekti. Başvuruda, Arınç’ın "Ankara’yı parsel parsel sattı. Melih Gökçek'le ilgili 10 yıldır beni çağıracak bir savcı çıkmadı" sözlerinin soruşturma açısından önemli olduğu vurgulandı.

Belediye avukatları, devletin en üst kademelerinde görev yapmış bir ismin bu beyanlarının, iddiaların aydınlatılması ve soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi açısından “vazgeçilmez delil” niteliği taşıdığını belirtti.

Soruşturmanın odağında ne var

Danıştay kararıyla önü açılan soruşturma, Gökçek döneminde yapılan çok sayıda imar planı değişikliğini kapsıyor. Şikâyet dilekçelerinde öne çıkan başlıklar şöyle sıralanıyor:

İmar rantı iddiaları: Kişi veya kurumlara özel imar artışlarıyla kamunun zarara uğratılması

Haksız menfaat: Belediye imkânlarının belirli gruplara kazanç sağlamak için kullanıldığı şüphesi

Görevi kötüye kullanma: Belediye yöneticilerinin yetkilerini hukuka aykırı biçimde kullandığı iddiası

Süreç nasıl başladı

ABB, 2020 yılında Melih Gökçek ve dönemin bazı yöneticileri hakkında "görevi kötüye kullanma" başta olmak üzere çeşitli suçlamalarla suç duyurusunda bulunmuştu. İçişleri Bakanlığı bu başvuruya soruşturma izni vermemiş, ABB ise 2025 yılı başında karara Danıştay nezdinde itiraz etmişti.

Danıştay'ın son kararıyla birlikte dosya yeniden yargı gündemine taşınırken, savcılığın tanık talepleri ve soruşturmanın kapsamına ilişkin nasıl bir yol izleyeceği merak konusu oldu.