Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Nüfus Politikaları Kurulu Toplantısı’nın açılışında konuştu. Yılmaz, toplantıda aile ve nüfus yapısına ilişkin güncel verilerden demografik dönüşüm başlıklarına uzanan geniş bir çerçevede değerlendirmeler yapılarak, eylem planına yön verecek ortak bir zemin oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.
"Önümüzdeki on yıl, dinamik ve genç nüfus yapımızın korunması yönünde kalıcı adımların atılacağı kritik bir dönem olacaktır"
Kurulun kurulmasının ardından geçen bir yıllık sürecin nüfus meselesinin tüm kurumlar ve sektörler tarafından birincil öncelik ve ortak sorumluluk olarak ele alınmasının önemini açıkça ortaya koyduğuna dikkati çeken Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
Demografik değişimlerin tüm ülkeleri derinden etkilediği, küresel ölçekli bir sorun haline geldiği bir dönemden geçiyoruz. Ülkemizin güçlü aile ve güçlü nüfus odağında benimsediği kararlı yaklaşımın önemini daha net bir şekilde görebiliyoruz. Keza, aile ve demografik yapıda yaşanan değişimler sosyal güvenlik sisteminden bakım hizmetlerine kadar pek çok alana doğrudan tesir etmektedir. Diğer taraftan günümüzde karşı karşıya olduğumuz dijital ve küresel risklere karşı çocukları, gençleri, aile kurumunu ve nüfus yapısını ancak bütüncül bir yaklaşımla ve çok boyutlu bir politika setiyle koruyabiliriz. Bu açıdan bakıldığında nüfus politikalarımızda uzun dönemli ve kapsamlı stratejiler ile hareket edilmesinin son derece önemli olduğunun altını çizmek isterim. Cumhurbaşkanımız tarafından 2026-2035 dönemini kapsayan yılların ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ olarak ilan edilmesi de bu yaklaşımın açık bir ifadesidir. Böylece önümüzdeki on yıl, toplumun temeli olan aile kurumunun daha da güçlendirilmesi, dinamik ve genç nüfus yapımızın korunması yönünde kalıcı adımların atılacağı kritik bir dönem olacaktır.
"Projeksiyonlar yakın bir gelecekte nüfusumuzun önemli bir kısmının 65 yaş ve üzeri kişilerden oluşacağına işaret ediyor"
Türkiye’nin 86 milyonu aşan nüfusla Avrupa’da birinci sırada yer almasına rağmen demografik bir yol ayrımında olduğuna vurgu yapan Yılmaz, şunları kaydetti:
2017’de 2,08 olan doğurganlık hızımız, 2024 itibarıyla dünya ortalaması olan 2,25’in çok altında, 1,48 düzeyindedir. Bu düşüş hızıyla dünyada son 10 yılda doğurganlık hızı en fazla azalan 5’inci ülke konumundayız. Gelinen bu nokta; Cumhurbaşkanımızın 20 yıl önce yaptığı ’en az 3 çocuk’ çağrısının ne denli hayati bir erken uyarı ve stratejik bir öngörü olduğunu bugün çok daha net göstermektedir. Diğer taraftan 2024 yılı itibarıyla ülkemizin yaşlı nüfus oranı 10,6 ile tarihsel olarak en yüksek seviyeye ulaşırken, bazı illerimizde bu oran yüzde 20’nin üzerine çıkmaktadır. Toplam doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu il sayısı 2017 yılında 10 iken, 2024 yılında bu düzeyi yakalayan tek ilimiz Şanlıurfa olmuştur. 2017 yılında toplam doğurganlık hızı 57 ilde nüfusun kendini yenileme oranı olan 2,1’in altında iken, 2024 yılında bu sayı 71’e yükselmiştir. Özellikle kırsal bölgelerde genç nüfus kaybının da etkisiyle yaşlılık oranları ülke ortalamasına göre çok daha yüksektir. Mevcut senaryo devam ettiği takdirde projeksiyonlar yakın bir gelecekte nüfusumuzun önemli bir kısmının 65 yaş ve üzeri kişilerden oluşacağına işaret ediyor.
Nüfus politikalarını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadeleriyle ‘varoluşsal bir mesele’ olarak görmeye devam ettiklerini kaydeden Yılmaz, aileyi merkeze alan bütüncül bir yaklaşımla ve tüm kurumların müşterek çabasıyla bu süreci tam bir seferberlik ruhu içerisinde yürütmeye kararlı olduklarının altını çizdi.