Güneydoğu Anadolu'da hasat dönemi sürerken çiftçiler, son yıllarda hızla artan maliyetlerin üretimi sürdürülemez hale getirdiğini belirtti. Buğday, arpa ve pamuk üretiminin yoğun olarak yapıldığı ilçede üreticiler, mazot, gübre, zirai ilaç, sulama ve işçilik giderlerindeki artışın ürün fiyatlarına yansımadığını ifade etti.

Yaklaşık 7 yıldır çiftçilik yapan Ömer Faruk Tunç, kasım ayında ektikleri arpanın hasadını yaptıklarını, buğday hasadının ise önümüzdeki haftalarda başlayacağını söyledi.

Arpa veriminin bu yıl iyi olduğunu ancak fiyatların beklentilerini karşılamadığını belirten Tunç, “Arpaların verimi iyiydi ama fiyatı pek iyi değil. Geçen sene 10 TL 80 kuruşa sattığımız arpayı bu sene 12 TL'ye satacağız. Gübre artışı, mazot artışı yüzde 100 ve yüzde 150 artarken bizim ürünlerimiz yüzde 15-20 arttı. Bu bizi geriletiyor” dedi.

"Mazot geçen yıla göre iki katına çıktı"

Üretim maliyetlerindeki yükselişe dikkat çeken Tunç, buğday fiyatlarındaki artışın da giderlerin çok altında kaldığını söyledi.

Tunç, “Geçen sene 13 liraya sattığımız buğdayı bu sene 15 liraya satacağız. Yüzde 15-20 gibi bir artış var ama masraflarımız yüzde 100, yüzde 150 artışta. Mazot geçen sene 30 lirayken bu sene 60 liraya çıktı. Gübre 16 lirayken 35 liraya çıktı. İlaçların maliyeti de yüzde 70-80 arttı. Bu yüzden zarar edeceğimizi düşünüyoruz” diye konuştu.

Verdikleri emeğin karşılığını alamadıklarını belirten Tunç, “Bu sıcağın altında çalışıp bu emeği sarf edip buğdayı, arpayı, pamuğu yetiştirmek basit değil. Gecemizden gündüzümüze zaman ayırıyorsak biz de emeklerimizin karşılığını almak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

"Çiftçi yine de kâr edemiyor"

Ziraat mühendisi ve çiftçi Muhammed Demirel ise son yıllarda tarımsal üretimin giderek daha maliyetli hale geldiğini belirtti.

Geçen yıl yaşanan kuraklığın üreticiyi ağır etkilediğini hatırlatan Demirel, “Bu yıl yağışlar iyi oldu, barajlarımız doldu ama çiftçi yine de kâr edemiyor. Hükümetin açıkladığı taban fiyatlardan memnun değiliz. Hiçbir şekilde çiftçinin yanında olduklarını düşünmüyorum” dedi.

"Çiftçinin kaderi iki kelimeye bağlı"

Çiftçilerin büyük bir belirsizlik içinde üretim yaptığını ve geleceğini planlayamadığını ifade eden Demirel, “Memlekette her şeyin alış fiyatı da satış fiyatı da belli. İnsanlar ona göre hesabını yapıyor. Ama çiftçinin işi öyle değil. Çiftçinin kaderi yukarıdakilerin ağzından çıkacak iki kelimeye bağlı” diye konuştu.

İşçilik maliyetlerindeki artışa dikkat çeken Demirel, “Geçen yıl işçi yevmiyesi 700-800 TL'ydi. Bu yıl bin 300-bin 500 TL'ye çıktı. Çiftçinin kullandığı her şey zamlandı ama ürününe aynı oranda fiyat verilmedi” dedi.

"Elektrik korkusundan bir düğmeye bile basmadım"

Elektrik maliyetlerinin çiftçileri üretimden uzaklaştırdığını belirten Demirel, birçok üreticinin sulama yapmaktan çekindiğini söyledi.

Demirel, “Geçen yıl 480-500 dönüm arasında buğday ektik. Sondajımız da vardı, elektriğimiz de vardı ama korkudan bir düğmeye bile basmadım. Çünkü sulama yaptığımız zaman çok yüksek faturalarla karşı karşıya kalıyoruz. Adamlar uydu görüntülerinden hareketle günlük milyarlarca liralık fatura çıkarabiliyor. Sesimizi çıkardığımız zaman da cezalarla karşı karşıya kalıyoruz” ifadelerini kullandı.

Pamuk ekim alanları daralıyor

Bölgede pamuk üretiminin hızla gerilediğini belirten Demirel, çiftçilerin zarar nedeniyle üretimden çekilmeye başladığını söyledi.

Geçen yıl çevre köylerden birinde 3 bin 200 dönüm pamuk ekildiğini, bu yıl ise bu rakamın 500 dönüme kadar düştüğünü aktaran Demirel, “İnsanlar zarar ettikleri için pamuğu bırakıyor. Bu yıl pamuk da buğday gibi para etmezse ben gelecek yıl pamuk ekmem. Amelelik yapmam. Birçok çiftçi de aynı şeyi söylüyor” dedi.

Bazı üreticilerin daha düşük maliyetli ürünlere yöneldiğini belirten Demirel, “Çiftçiler mercimek ekiyor. Çünkü sadece tohum masrafı var. Gübre yok, ilaç yok. İnsanlar artık üretim yapmak için değil, borçlanmamak için hesap yapıyor” diye konuştu.

"Bu yıl da olmazsa üretim davası bitti"

Tarımın yalnızca çiftçiyi değil, bölgedeki tüm ekonomik yaşamı ayakta tuttuğunu vurgulayan Demirel, üreticinin zarar etmesinin herkesi etkilediğini söyledi.

Kendisinin aynı zamanda zirai ilaç bayisi olduğunu belirten Demirel, “Benim kazancım çiftçinin kazanmasına bağlı. Çiftçi ürününü satıp borcunu ödeyemezse ben de zarar ederim. Esnaf da zarar eder. Hepimiz birbirimize bağlıyız. Bu bölge bir tarım bölgesidir. Devletin çiftçiye destek olması gerekiyor. Çiftçinin artık umudu kalmadı. Bu yıl da olmazsa üretim davası bitti” dedi.