Gündem

Çelik’ten Suriye uyarısı: "Suriyeli Kürtlerle diyalogdan kaçınılması stratejik hata"

Eski bakan Hüseyin Çelik, Türkiye’nin Suriye politikasında Suriyeli Kürtlerle diyalog kurulmamasını eleştirerek Irak örneğini hatırlattı.

AK Parti hükümetlerinde Milli Eğitim ile Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlerinde bulunan Hüseyin Çelik, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımla Türkiye’nin Suriye politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çelik, Türkiye’nin Suriyeli Kürtleri "ABD’nin, İsrail’in veya terör örgütlerinin insafına terk etmemesi gerektiğini" belirterek, Kuzey Irak’ta geçmişte yaşanan sürecin diyalog yoluyla aşıldığını hatırlattı.

Diplomatik tutarsızlık vurgusu

Açıklamasında Suriye’de kurulan temaslara dikkat çeken Çelik, Suriyeli Kürtlerin önde gelen isimleriyle diyalogdan kaçınılmasını eleştirdi. Çelik, bu durumu diplomatik bir çelişki olarak nitelendirdi.

Kürtler ile terör örgütleri ayrımı

Türkiye’deki tüm Kürtlerin PKK ile özdeşleştirilmesinin yanlış olduğunu belirten Çelik, aynı yaklaşımın Suriye’de de geçerli olduğunu ifade etti. Suriyeli Kürtlerin tamamının terör örgütleriyle ilişkilendirilmesini adaletsiz bulduğunu kaydetti.

Irak örneği ve arabuluculuk çağrısı

Çelik, Türkiye’nin Suriye’de taraflardan biri yerine arabulucu rolü üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile geçmişte yaşanan gerginliklerin yerini iş birliğine bıraktığını hatırlatan Çelik, ilişkilerde kapıların tamamen kapatılmaması gerektiğini ifade etti.

Açıklamasının sonunda Çelik, Suriyeli Kürtlere yönelik mevcut yaklaşımın sürmesi halinde “Terörsüz Türkiye” hedefinin zora gireceği değerlendirmesinde bulundu.

Çelik'in açıklamasının tamamı şu şekilde;

Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti’ne yakışan, Suriye’deki Kürt Kardeşlerini Amerika’nın, İsrail’in veya bazı terör örgütlerinin merhametine terk etmemesidir.

Türkiye’deki bütün Kürtleri PKK ile özdeşleştirmek nasıl ki, doğru değilse, insanî, vicdanî ve hakkaniyete uygun değilse; Suriye’deki bütün Kürtleri de PKK, PKK’nın uzantıları veya sempatizanı olan yapılarla özdeşleştirip onları düşman ilan etmek de o derece insanî, vicdanî ve hakkaniyete uygun değildir.

“Terörist”likten Suriye Cumhurbaşkanlığı’na terfi ettirilen Ahmet eş’Şara’yı ve ekibini muhatap alıp, Suriyeli Kürtlerin ileri gelenleri ile hiçbir diyalog kurmamak hangi diplomatik zihniyetin eseridir?

Arakan’daki, Myanmar’daki, Somali’deki, Filistin’deki, özetle dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların derdi ile dertlenen, Gagauz yerindeki Hristiyan Türklere “soydaş” diye kucak açan Türkiye Cumhuriyeti ve onun muhafazakâr hükümeti, on yıllarca Baas Rejimi altında inim inim inletilen, en temel insanî haklarından mahrum bırakılan Suriye Kürtlerini hangi insaf, hangi vicdan, hangi akıl ile, sahiplenmek bir yana, nasıl düşman ilan eder?

Üstelik Suriye Kürtlerinin milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürdün akrabası olduğunu bile bile…

Bu insanlarla onların duygudaşlığını bile bile….

Daha da ötesi, Millî Savunma Bakanlığı’mız, Suriye Hükümeti’nin istemesi halinde, Halep’teki çatışmalarla ilgili olarak onlara destek verebileceğini ilan ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden ve Türk Milleti’nden beklenen ve yakışacak olan şey, Suriye’deki çatışan gruplar arasında arabuluculuk yapmak ve hakem rolü üstlenmektir.

Ne var ki, bir tarafa ilan-ı aşk ederek bir tarafa ise aleni düşmanlık yaparak hakemlik yapılamaz, yapmak isteseniz de sizi kimse ciddiye almaz.

Kuzey Irak’taki Kürtlere de yıllar yılı düşmanlık edildi ama günün sonunda Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti son derece iyi komşuluk ve dostluk münasebetleri içindedir.

Japon atasözü der ki, “arkandan kapattığın kapıyı sert çarpma ola ki geri dönme ihtimalin olur.”

Suriye Kürtleri ’ne yönelik bugünkü yaklaşım ve politikalarla “Terörsüz Türkiye” süreci, hayal gemisiyle rüya avcılığı yapmaktan öteye geçmez.

Benden söylemesi…