Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkgün gazetesine konuştu. Üç gün boyunca yayınlanacak röportajın ilk bölümünde Bahçeli, gündemdeki konulara değindi.
Sürecin bulunduğu aşamaya dair soruyu yanıtlayan Bahçeli, süreci “Milli ve tarihi bir hedef” olarak yorumladı.
"OK YAYDAN ÇIKMIŞTIR"
Sürecin akıbetinin hayırlı olmasını istediğini söyleyen Bahçeli, şöyle konuştu:
Bu muazzam ve muteber hedefin can alıcı noktası iç barış ve huzur ortamının sağlam ve sağlıklı esaslara ilelebet bağlanmasıdır. Cumhuriyet tarihinin en müessir adım ve atılımıdır. Geldiğimiz bu aşamada vaki hedefle ilgili taviz, tehir veya en küçük tereddüt asla söz konusu değildir. Ok yaydan çıkmıştır. Gemiler yakılmıştır. Kararlığımız aşınmaz ve tartışılmaz düzeydedir. Herkes bundan sonraki hesabını buna muvafık ve münasip yapmak durumundadır.
"BARIŞ, HUZUR VE KARDEŞLİK YÜZYILI"
Yeni yüzyılın aynı zamanda barış, huzur ve kardeşlik yüzyılı olduğunu belirten Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
Bu yüzyıla milli birlik ve dayanışma amaç ve azmimiz damga vuracaktır. Hiç kimseyi ayırmadan, ayrıştırmadan, ayrı görmeden milletimizin her güzel insanıyla ortak karar, kader ve keder istikametinde yekvücut olmak mutlaka sağlanacaktır. Terörsüz Türkiye, birlik ve beraberliğini tahkim etmiş Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye, ayak bağlarından, ağrı ve ağırlıkla geçen acıklı yıllardan kurtulmuş Türkiye’dir. Bu gerçeği bilmek ve görmek lazımdır.
"SÜRECE KARŞI ÇIKAN DEVLETE KARŞI ÇIKMIŞTIR"
Süreçte bir aksama veya yavaşlamanın söz konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, devamında şunları kaydetti:
Terörsüz Türkiye isabetli ve tarihi bir politikanın izhar ve ilamıdır. Türkiye’miz, bugüne kadar hiç olmadığı kadar dirençli, güvenli ve umutlu seviyededir. Bu yüksek seviyeyi heba ve heder etmeye kimsenin hakkı yoktur. Aksi istikametteki tavır ve tutumları millete ve devlete yönelik karşı çıkış, karşı duruş, karşı direniş olarak yorumlamak kaçınılmazdır. Tarihi bir fırsat eşiği önümüzdedir. Kapımızı çalan fırsat kaçırılmayacak kadar değerlidir. Hem milletimizin hem de bölge halklarının en temel insan hakkı huzur değil midir? İstikrarlı, itibarlı, güvenceli bir hayata ulaşmaları haklı bir beklenti sayılmayacak mıdır?