Seattle’daki Fred Hutchinson Kanser Merkezi öncülüğünde yürütülen araştırma, anneye ait az sayıdaki hücrenin bebeğin beyninin farklı bölgelerine yayıldığını ortaya koydu. Bilim insanları bu hücre alışverişini “mikrokimerizm” (bir kişinin vücudunda genetik olarak başka bir kişiye ait az sayıda hücrenin bulunması) olarak adlandırıyor. Daha önce bebeğe ait hücrelerin annenin vücudunda yıllarca kalabildiği belirlenmişti. Yeni araştırmada ise anneden geçen hücrelerin beyindeki dağılımı ve dönüştükleri hücre türleri incelendi.
Araştırmacılar, ağır epilepsi nedeniyle ameliyat edilen, yaşları 28 günlük ile 19 yıl arasında değişen 37 çocuğun beyin dokuları ile annelerinden alınan DNA örneklerini karşılaştırdı. Çocukların 26’sının, yani yüzde 70’inin beyninde annelerine ait hücrelere rastlandı. Bu hücreler, beynin karar verme, hafıza, dil ve duyular gibi işlevlerle bağlantılı ön, yan ve üst bölgelerinde görüldü. Hafıza ve öğrenmede rol oynayan hipokampusta da anneye ait hücreler bulundu.
İncelenen dokularda her 100 bin hücreye karşılık ortalama 2.2 anne hücresi tespit edildi. Bir hipokampus örneğinde ise bu sayı 459’a ulaştı. İlk doğan çocuklarda anne hücrelerinin bulunma ihtimalinin daha yüksek olabileceği görüldü. Ancak araştırmacılar, incelenen kişi sayısının az olması nedeniyle bu sonucun daha geniş çalışmalarla doğrulanması gerektiğini belirtti.
Hücrelerde hangi genlerin çalıştığını gösteren bir yöntem kullanan ekip, anneye ait hücrelerin beyinde farklı hücre türlerinin özelliklerini kazandığını belirledi. Bu hücrelerin nöronlara (bilgiyi ileten sinir hücreleri), oligodendrositlere (sinir hücrelerini koruyan hücreler), astrositlere (beynin çalışmasını destekleyen hücreler), mikroglialara (beyindeki bağışıklık hücreleri) ve endotel hücrelerine (damarların iç yüzeyini oluşturan hücreler) dönüştüğü görüldü.
Araştırmacılar, bu hücrelerin başlangıçta bağışıklık hücreleri veya kök hücreler olabileceğini değerlendiriyor. Hücrelerin plasenta yoluyla ya da emzirme döneminde bebeğe geçmiş olabileceği belirtiliyor.
Bulguların epilepsisi bulunmayan kişilerde de geçerli olup olmadığını araştıran ekip, gelişimin 22’nci haftasındaki fetüslerden 40 yaşındaki yetişkinlere kadar 29 kişinin otopsi verilerini inceledi. Beyin hastalığı bulunmayan, 80’li yaşlarının sonu ile 90’lı yaşlarının başındaki üç erkeğin beyin dokuları da araştırmaya dahil edildi. İncelenen 32 kişinin 25’inde, yani yaklaşık yüzde 78’inde kendilerinden genetik olarak farklı hücreler bulundu. Bu hücrelere 90’lı yaşlardaki bir kişinin beyninde de rastlandı. Hücrelerin sayısının yaş ilerledikçe azaldığı görüldü.
Araştırmada, anne kökenli hücrelerin beyinde hangi görevi üstlendiği belirlenemedi. Hücrelerin beyin gelişimine katkı sunabileceği veya bağışıklık faaliyetlerinde görev alabileceği değerlendiriliyor./MA





