Ömer Öcalan, 31 Ekim Cuma günü gerçekleştirdiği İmralı ziyaretine ilişkin olarak Mezopotamya Ajansı'na konuştu.Öcalan, bu görüşmenin, Türkiye’de son dönemde yeniden tartışılmaya başlayan “çözüm süreci benzeri gelişmeler” bağlamında gerçekleştiğini söyledi.

Öcalan’a göre, CHP'nin bu sürecin dışında kalmaması “ülkenin geleceği açısından hayati bir önem taşıyor.”

Milletvekili Öcalan ayrıca, Türkiye’nin Suriye’deki güvenlik kaygılarını gidermek için

"Mazlum Abdi ve İlham Ahmed gibi muhataplarla doğrudan temas kurmasının daha yapıcı olacağını”

ifade etti.

Öcalan’dan “demokratik entegrasyon” tanımı

Ömer Öcalan, amcasının 'demokratik entegrasyon' kavramına dair görüşlerini de kamuoyuyla paylaştı.

Abdullah Öcalan’a göre bu kavram, devletin vatandaşlarını kendi kimlikleri, inançları ve kültürleriyle tanıması ve onlarla bu temelde bir arada yaşaması anlamına geliyor.

“Devletin sizi kimliğinizle, kültürünüzle, düşüncenizle, coğrafyanızla, ülkenizle, inancınızla kabul etmesi anlamına geliyor. ‘Kimliğinizi, dilinizi, öz benliğinizi, inancınızı bırakın, devlete dahil olun’ demek değildir. Kürtler Türkiye Cumhuriyeti’ne dahil olacaksa, demokratik cumhuriyet temelinde dahil olacaktır. Bunun kavramsal tanımı demokratik entegrasyondur. Kürt halkı kendi farklılıklarıyla birlikte devlete dahil olabilir. Zaten Kürtlerin yüz yıldır istediği budur.”

Suriye üzerine değerlendirmeler

Görüşmede, Suriye’deki Kürt yapılanmaları ve bölgesel denklemler de gündeme geldi.
Ömer Öcalan, Abdullah Öcalan’ın bu konudaki yaklaşımını şöyle aktardı:

“Başkan, Kürtlerin orada inşa edecekleri sistemin Şam’ı etkilemesi gerektiğini söylüyor. Tüm Suriye’yi sistemsel açıdan etkilemeyi hedeflemesi gerektiğini ifade ediyor. Bu sistem Suriye’de inşa edilirse, Suriye yaşanabilir bir ülke haline gelir.”

Abdullah Öcalan’ın, Türkiye’nin Suriye politikasına ilişkin de dikkat çekici mesajlar verdiği belirtildi:

“Suriye meselesi Suriye ile çözülmelidir. Türkiye devleti de Suriye’nin müstakil bir devlet olmasından kaynaklı olarak daha hassas yaklaşmalıdır. Oranın iç işlerine çok müdahil olmamalıdır. Eğer bir ilişki geliştirilecekse, orada Kürtlerin yetkilileri, siyasetçileri ve öncüleri vardır. Ahmet el-Şara’dan ziyade Mazlum Kobani ile görüşülebilir. İlham Ahmed ile görüşülebilir.
Burası tüm dünyanın gözünün olduğu bir yerdir. Eğer bir hassasiyet varsa, Suriye Demokratik Güçleri yetkilileriyle diyalog halinde olunmalıdır. Diyalog önemlidir; savaşı herkes yapar, üç cümle ile bozarsınız ama inşa etmek vizyon ister.”

“CHP sürecin parçası olmalı”

Ömer Öcalan, Abdullah Öcalan’ın özellikle CHP’ye dair değerlendirmelerini de aktardı.
Abdullah Öcalan’a göre, Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunların çözümü için CHP’nin de sürece katılması gerekiyor.

“Oyunlara gelmemesi, tahriklere kapılmaması gerekiyor. Bu süreç AK Parti’nin ve MHP’nin süreci değildir; bütün devleti ilgilendiren bir süreçtir. CHP’nin sürece katılımına büyük anlam ve kıymet atfediyor. Böyle büyür.”

CHP içerisinde barışçıl çözümden yana isimlerin bulunduğunu söyleyen Ömer Öcalan, şunları kaydetti:

“CHP’nin içerisinde demokrat insanlar da vardır, olumlu düşünen insanlar da vardır. Tahrik edenler ise cehennem içerisindeki bir kesimdir. Bazı kesimler bu savaşın bitmemesi için engel çıkarıyor. Son bir yıl içinde Kürt halkı da Türk halkı da bunu yakından takip etti. Neredeyse ‘PKK neden demokratik siyaseti ön plana çıkarıyor ve silahları devre dışı bırakıyor?’ diye soruyorlar. Halkımız buna dikkat etmelidir. PKK ve Başkan, 32 yıldır silahların bir kenara bırakılıp demokratik siyasetin aktif hale gelmesi için mücadele ediyor.”