Aralarında DEM Parti, Türkiye İşçi Partisi ve Emek Partisi’in de bulunduğu 11 siyasi parti ve örgüt, “Barış ve Demokrasi İçin Acil Somut Adım Çağrısı” başlıklı ortak bildiri yayımladı.

"Süreç iyi niyet beyanlarıyla ilerlemez"

Ortak açıklamada, mevcut sürecin yalnızca iyi niyet beyanlarıyla sürdürülemeyeceği belirtilerek, iktidarın barış ve demokrasiye yönelik somut adımlar atmaktan kaçındığı ifade edildi. Açıklamada sürecin güvenlik eksenine sıkıştırıldığı savunuldu.

4 maddelik talep listesi

Bildiride, hayata geçirilmesi istenen dört temel talep sıralandı:

  • Kayyum atamalarının durdurulması ve görevden alınan belediye başkanlarının iadesi
  • AYM ve AİHM kararlarının uygulanması
  • Muhalefete yönelik yargı operasyonlarının son bulması
  • Demokratikleşme için Meclis çalışmalarının hızlandırılması

AİHM ve AYM kararlarına vurgu

Açıklamada, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Can Atalay hakkında verilen kararların uygulanması çağrısı yapıldı.

"Süreç ertelenemez"

Partiler, sürecin yalnızca iktidarın tutumuna bırakılmaması gerektiğini belirterek, demokratik muhalefet ve toplumsal kesimlere ortak mücadele çağrısında bulundu.

Barış çağrısı

Açıklamanın sonunda, artan bölgesel gerilimlere dikkat çekilerek, barışın kalıcı hale gelmesi için tüm kesimlerin ortak hareket etmesi gerektiği vurgulandı.

Açıklama tam olarak şu şekilde;

"Türkiye’de bir yılı aşkın zamandır devam eden süreç, artık yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Yeni aşamada yapılması gereken, sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için başından beri gündemde olan adımların atılmasıdır.

Bu adımların hayata geçirilmesi, her şeyden önce siyasi iktidarın sorumluluğundadır. Silahların sustuğu, diyalog zeminlerinin arandığı bir ortamda iktidar; barışı ve demokrasiyi hayata geçirecek hamleler yapmaktan geri durmakta ve süreci yalnızca bir güvenlik meselesine hapsetmektedir. Antidemokratik uygulamalar sürerken, diyaloğun ve çözümün dili yerine tek tipçi, dışlayıcı ve çatışmacı bir dil kullanılmaya devam edilmektedir.

Süreç, yalnızca iyi niyet beyanlarıyla devam ettirilmeye çalışılıyor. Ancak artık iyi niyet beyanlarıyla varılabilecek nokta geride kalmıştır. Sürecin bir aşaması olarak görülen Komisyon çalışmaları da tamamlanmıştır. Artık barışın ve demokrasinin gereği olan somut adımların hayata geçirilmesinin önünde beklenmesi gereken hiçbir şey kalmamıştır. Bu koşullara bağlı olarak:

  • En başta yasal düzenlemeye ihtiyaç duymayacak şekilde kayyım uygulamaları son bulmalı, halk iradesiyle seçilen ancak görevlerinden alınan belediye başkanları makamlarına geri dönmelidir.
  • Anayasa uyarınca bağlayıcılığı olan Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmalı; Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay, Osman Kavala ve Tayfun Kahraman hakkında verilen kararların gereği acilen yerine getirilmelidir. Tutuklu ve hükümlülerin şartları yeni yasal düzenlemeler beklenmeden, mevcut yasal çerçeve içerisinde ivedilikle iyileştirilmelidir.
  • Muhalefet partilerine yönelik yargı operasyonları son bulmalı, parti kapatma veya kayyım tehdidi gündemden çıkarılmalıdır.
  • Barışın ve demokratikleşmenin gereği olan yasal düzenlemelerin yapılabilmesi için Meclis çalışmaları hızlandırılmalıdır. Geçiş hukuku düzenlemeleri ve demokratik entegrasyon yasalarıyla birlikte demokratikleşme önündeki engeller herhangi bir bahane ileri sürülmeden kaldırılmalıdır.

Süreç yalnızca siyasi iktidarın ertelemeci ve tereddütlü tutumuna bırakılamaz. Bu somut adımların atılması için, barış isteyenlerin bir araya gelerek gür sesini yükseltmesi gerekmektedir.

Bölgemize yönelik saldırılar ve NATO’nun müdahaleleri ile savaşların ve emperyalist saldırganlığın küresel ölçekte yükseldiği bir dönemdeyiz. Bu gelişmelerle barışı sağlamanın önemi tekrar kanıtlanmıştır. Barışın toplumsallaşması için demokratik muhalefetin tüm kesimlerinin inisiyatif almasına her zamankinden daha çok ihtiyaç var.

Tüm toplumsal kesimleri, barışı kalıcı kılacak ortak bir mücadelede buluşmaya davet ediyoruz."